metrika yandex
  • $44.73
  • 51.42
  • GA51500
Yolcu

festivalci kişilik.. !

MUSTAFA AKMEŞE
25.02.2022

insan hayatının ana akım yönü 'ayrılık' lardır
bilirsiniz değil mi? 
öyledir işte. 
ana rahminden ayrılışla birlikte başlayan bir süreçtir ve
her geçen gün bir şeyler alır götürür bizden.. 
ayrılıklar diyorum 
hayatın en esaslı hakikatidir 
 
her bir ayrılık bizden bir şeyler koparır ve  hüzün verir insana 
mesela 
çok zaman zorunlu olan ayrılıklar yaşarız, 
bu iş gereği olur, güvenlik nedeniyle olur 
savaşlar en dramatik ayrılıklar getirir .
 
yılların üzerinizde anısı olan mahalleden, şehrinden, hatta ülkeden
ayrılmak zorunda kalmak gibi, 
 
çocukluk zamanlarında arkadaş ayrılığı ne kadar zordur .
birde geride kalan yerde  
gönül koyduğun bir çift göz varsa eğer 
tarifi zor hüzün çöker adamın gönlüne . 
 
sonra bakmalara kıyamadığımız sayısız zorluklarla yetişen evlatlarımız …
zamanı gelince evlenir ve bir bir uçarlar yuvadan. 
olan ayrılıktır dost ve 
evin her bir köşesine sinmiş hatıraları, kokuları zaman zaman hüzne çağırır sizi.
 
ne bileyim hayat işte.. 
giden gençliktir, sağlığımızdır.
kendi ellerimizle toprağa veririz anne babalarımızı..
en acı ayrılıktır ve 
yoklukları sanki yaslandığınız bir duvarın çökmesi gibidir. 
hüzün kaplar bedenleri . 
 
daha zoru ne biliyor musun dost . 
çocuklarımız ölür ansızın .
kasımını toprağa verirken "gönül hüzünlenir ve gözler yaş döker" diyordu ya aziz olan… 
kalbi dağlayanın adı  evlat acısıdır ve sürekli bir hüzündür… 
 
en sevgilisi haticesi ölür, yoldaşı işte 
yılın adı bile  ‘’hüzün’’ olur 
 
sahip olduğumuz  veya sahip olmak için yorulduğumuz ne varsa 
bilin ki ayrılığı illaki olacak olandır..
 
dikkat edin lütfen, 
hüzün böylesi bir şekilde insanı çepeçevre kuşatmışken ve 
hayatın ana damarı buradan akıyorken 
"mutluluktan delirmek istiyorum" diye aranan modem insanın hali 
tam bir komediye dönüşür. 
 
evlilik yıldönümü, doğum günleri, karne günleri, mezuniyet eğlenceleri 
sonra 
yeni gördüm ve hayretler içinde kaldım;
çocuğunun cinsiyetini öğrendikleri günü kutlanması "pembe mi mavi mi"
falan tam bir palyoçuluk.! 
filmlerden, sosyal mecradan öğrenilmiş sayısız aksiyonlar işte.
cadılar bayramı günü kutlayan ismi müslüman insanlarımız var bu ülkede… 
 
evlilik teklifi için en orijinal şovlar hazırlanır kalabalıklar içinde ki sevgili mutlu edilsin… 
sonra 
evliliklerin elbette güzel ritüelleri olacak ama allah aşkına !
açık havada kar yağmur güneş demeden 
gelin damadın 
saatlerce o güne özel elbiseleriyle kalabalıklar içinde veya dağ taş en ilginç nerede 
nasıl "mutluluktan ölüyorum " fotoğrafı için aranması varya !
mesela çok acayip bir şey değil mi sizce de ? 
 
arkasından ;
sahnesi bir yabancı filmden kes yapıştır kopyalanmış 
romantik bir yabancı müzik eşliğinde 
adı ali ve fâtıma olan gelin ve damat 
misafirlerin içinden meşaleler arasında konfeti yağmuruyla alkışlarla geçerler. 
hayır hayır dost ,mutluluklara limon sıkmak gibi niyetim yok 
çakma ve kes yapıştır olan festival tadında olan zıplamalar benim dediğim..
mahremiyet o ara hiç önemli değildir ve çok mutlu bir gün için rafa kaldırılır ne varsa. 
dua bölümünde imam nasılsa arındıracaktır herkesi. 
önemli olan esas o ara 
çılgınlar gibi mutluyuz görüntüsü vermektir etrafa…
 
o zaman şöyle diyelim 
 
modern insan festival insanıdır. 
 
işin can sıkıcı tarafı müslüman camianın 
kelli felli hocaları, abileri, kadınları, adamları yazarı çizeri dahil 
toplum olarak hepimiz işte göründüğü kadarıyla
bu festival oyununu çok sevmiş gözüküyoruz.  
 
mesele sadece 
bu ve benzeri kutlamaları birebir taklit yapmaları değil. 
inanın oraya çok takılmıyorum.. 
kocaman adamların, kadınların, 
çocuklarının  torunlarının veya kendilerinin 
mesela doğum günleri nedeniyle
pasta üzeri mum koyup iyi ki doğdun ezberini söylemlerine ,
mum söndürmelerine 
bunu ‘’seyircisine’’ sosyal medya da paylaşmasına 
çok kötü bir taklit gibi dursa da aldırmıyorum. 
 
ah! bu ve benzeri kutlamalar "şişede durduğu gibi dursa" 
durmuyor işte.
pandoranın kutusunu açan şey bir süre sonra 
her an ‘’mutluluktan delirmek’’ istiyorum  arzusuna dönünce 
 
hayatı festival hali zanneden  
zihniyete öyle bir hızlı dönüştürüyoruz’ ki kendimizi, 
 
yılın her haftasına adeta bir kutlamayla geçirmek isteyen ve 
mutluluk arayan akıl dolaşıyor aramızda 
ve 
komik oluyoruz sadece ..
 
‘sekineti ‘
festival mantığıyla ararken 
bence gönüllerimize boşuna yorgunluk veriyoruz 
 
beklenen daimi mutluluk gelmeyecek. 
gelsede durmayacak bizimle işte.
birde daha can sıkıntısı 
ne biliyor musunuz? 
 
o mutluluk diye bildiğimiz ne varsa 
ayrılığı illaki olacak olandır 
ve gidişi ne çok gürültülüdür… 
 
çünkü sükunet çok ayrı bir şeydir ve 
hadi şu kadarını söyleyeyim de bitirelim muhabbeti;
 
kalplerin sükuneti;
hayatı eğlenceye  
insanı da festival insanı olmaya  çevirmekle olmuyor 
 
ey yolcu 
 
 
kalbin sükuneti;
hayatın 
heran  bizden aldıklarına 
kabullenmektir belki de. 
kim bilir..! 
 
yukarıdaki resme bi daha baksak mümkünse… 
 
Not;  yazılarımın, dilediğiniz kısmı dahil, dilediğiniz şekilde dostlarınıza ikram etmeye açıktır.
 
 

Yorum Ekle
Yorumlar (2)
Mustafa AKMEŞE | 27.02.2022 23:52
Fatma hanım, çok tşk ederim. İkram ettiniz. "kaleme "cesaret verdiniz.. dualar karşılıklı..
Fatma Ballık | 27.02.2022 18:43
Hocam:Muazzam! "annecim" gibi "düşünmüş öyle güzel yorumlamışsınız "Hay Allâh razi olsun sizin gibi insanların çoğalması dileğiyle ! İnanın ki okurken huzur buldum vesselâm!Rabbim hayırlı uzun ömürler ihsan eylesin!
Sayenizde Kurban