metrika yandex
  • $32.13
  • 34.87
  • GA17500

Aksa Tufanı ve Gazze

Dr. MEHMET SILAY
28.01.2024

 

Tam dört aydan beri Gazze şeridine sıkıştırılmış, çoğunluğu çocuk ve kadın olan 2.3 milyon insan katlediliyor. Ortadoğu’nun terörist devleti İsrail, orantısız bir güçle saldırıyor. Karadan, denizden ve havadan sivil halk üzerine yapılan Gazze Bombardımanı tam bir KIYAMET SAVAŞIDIR.

Halkın sokaklara dökülerek karşı çıktığı halde Avrupa ve Amerika, hem siyaseten hem de fiilen silahlı kuvvetleriyle pervasızca saldıran Siyonist güçleri desteklemektedir. Her saldırıda yüzlerce masum şehid ediliyor. Siyonistlerin ilk yaptığı, halkın doğal yaşamını iptal için dünyadan Gazze’ye açılan Erez ve Rafah kapılarını kapatmak oldu. Sonra toplam sekiz yerleşim merkezi ve birer ilçe gibi büyüyen mülteci kamplarının su ve elektriğini kestiler. Bombardımanda şehirlerin alt yapıları tahrip oldu, içme suları lağım sularına karıştı. Evleri yıkılan halkın sığındığı okullar, camiler, kiliseler ve hastaneler bombalandığı için kısa zamanda binlerce insan öldürüldü.

İsrail’in insansız hava aracı Heronlar, koordinatları veriyor ve hedef seçilen ev ve apartmanlar içindekilerle birlikte ana baba çocuklar katlediliyordu. Yok edilen bazı aileler nüfus kütüğünden siliniyordu.

Kuzeyde bir yılı geçen Rusya-Ukrayna savaşında iki devlet savaşıyordu. Amerika ve Avrupa devletleri Ukrayna’yı sıkıca destekliyor, can güvenliği için savaşın tehlikelerinden kaçan halka sınırlarını açıyor ve onların insani ihtiyaçlarını karşılıyordu. Gazze halkı ise yalnızdı, yardımsızdı ve çaresizdi. Bu savaşta arabuluculuk yapan tek ülke Türkiye oluyordu. Türkiye’nin 81 ilinde meydanları dolduran halkımız Gazzeli kardeşlerimizden yana mitingler ve gösteriler yapıyordu. Siyonistlere lanet okuyordu. İstanbul’da yapılan mitingde Cumhurbaşkanımız Erdoğan veciz konuşmasını yapmıştı. Bütün siyasi gruplar mecliste ve meydanlarda STK’ların yanındaydı. Çocuklar masumdu, sarı saçlı mavi gözlü Ukrayna çocukları ile siyah saçlı kara gözlü Gazzeli yavrular arasında bir fark yoktu. Çocuklar biçim için kanatsız meleklerdi.

Ancak bugün 26 bini aşan şehit sayısıyla öldürülen Gazzeli kardeşlerimizin yüzde yetmişi savunmasız çocuk ve kadındı. İsrail’in bombardımana başladığı ilk gün Amerika Cumhurbaşkanı Baydın İsrail’e geldi ve Katil Netanyahu’yu açıktan desteklediğini bildirdi. İngiliz Kraliyet Donanması, Fransız, İtalyan ve Alman savaş gemileri Doğu Akdeniz’e demir attılar. Netanyahu tüm Arap ülkelerini ve Emirlikleri “sakın ağzınızı açmayın” diye tehdit etti.

Biz Türkiye olarak Savunma Sanayiinde büyük gelişmeler yapıyorduk ve otuz ülkeye İHA-SİHA satıyorduk. Fakat istediğimiz halde Gazze’yi korumak için silahlı müdahale yapacak gücü yakalayamamıştık. STK’lar halkımızın destekleriyle Amerika ve İsrail Büyükelçilikleri önünde bayrak ve pankartlarla gösteriler yapıyor, Cuma namazlarından sonra Gazze şehitleri için gıyabi cenaze namazlarını kılıyorduk. Sağlık Bakanımız Türk Kızılay ve Afad yöneticileri bombardımanın ikinci haftasında Mısır’ın Rafah kapısına en yakın El Ariş hava alanına üç kargo uçağıyla indiler. Görüşmeler yapıldı. Gazzeli Kronik hastaları, yaralı, ortopedik hastaları ve lösemili çocuklarla diğer kanser vakalarını refakatçileriyle birlikte ilk 500 kişilik bir hasta grubunu İstanbul ve Ankara’ya taşıdılar. Mersin limanından kalkan gemilerimizle yine El Ariş limanına insani yardımlar taşındı ve yaralılar getirildi. En çok tıbbi malzeme, GIDA ve içme suyu Refah kapısından içeri sokuluyordu. Müslümanlar için ilk kıblemiz Mescid-i Aksa önemlidir. Kuran ve Hadisler ışığında FİLİSTİN önemlidir.

GAZZE'NİN TARİHİ DEĞERİ

Önce tam dört asırda Osmanlı sancağıdır. Nuru Muhammediyle bölgeye gelen Resulullah'ın büyük dedesi HAŞİM bin Abdülmenaf Gazze’de medfundur. İmam Şafii Gazze’de doğdu ve ilk eğitimini aldı. Müslümanların başına bela olan Moğol ordusunun aldığı ilk mağlubiyet Gazze’deydi, 1260 Baybars komutasında Ayn Calud zaferi. İlk İntifada 1987, Gazze sokaklarında başladı. Süveyş Kanalı açılmadan önce Gazze Afrika ve Anadolu Hacılarının toplanma yeriydi. Gazze, Gazve kökünden türetilmiş bir kelimedir ve "Allah İçin Savaş" anlamına gelir. Birinci Dünya Savaşı'ndaki 3 büyük çarpışma ve İngilizlere karşı acı yenilgimiz Mantar Tepe ve Bir Seb’a, yine Gazze sınırları içindedir.

REHİNE TAKASI

Filistin halkının Kuvayı Milliyesi olan HAMAS, yani El Hareketul Mukavemetul İslami - İslami Direniş Örgütü, Aksa Tufanı Huruç hareketiyle aldığı esirlerden bir kısmını anlaşmayla serbest bıraktı. 24 Kasım'da bir hafta süren geçici ateşkes sürecinde, 110 İsrailli rehineye karşılık 240 Filistinli mahkum serbest bırakıldı. Hamas'ın elinde ve hakim olduğu Gazze Tünellerinde, 137 kişilik çoğu asker, general ve MOSSAD üyesi harp esiri bulunmaktadır. Onların hayatlarını hiçe sayan Netanyahu’nun gözü kan bürümüştür. Onun emriyle 1 Aralık'ta Soykırım yeniden başlatılmıştır. Halk açık hedef olarak seçilmiştir.

Bugüne kadar 340 okul, 134 hastane ve sağlık tesisi, 25 fırın, 70 ambulans, 92 cami ve 3 kilise bombalanarak tahrip edilmiştir. Bu orantısız savaşta açık hava hapishanesine benzetilen Gazze, sanki bir toplama kampıdır. Açık hedeftir ve korunacak bir mekanları da yoktur. Bu arada BM, Güvenlik Konseyi, İnsan Hakları Kanunu, AB ve İslam İşbirliği Teşkilatı’nın birer kağıt kaplan ve teoriden ibaret işlevsiz gevezelik olduğunu öğreniyoruz.

GAZZE'DE HAYAT DURDU

Sağlık tesislerine yapılan saldırılar sonucu bugün toplam 35 hastaneden sadece 4’ü çalışır halde. Bin diyaliz hastası, 130 kuvözdeki prematüre bebek ve lösemi hastaları, elektrik, su, ilaç ve gıda yokluğu ve sıkıntısı içinde çoğu hayata veda ettiler. Dün ikinci Dünya savaşı öncesi Hitler'in Yahudilere uyguladığı zorbalığı ve soykırımı, bugün Hitler'in yerine geçen Netanyahu aynı cenodit ve açıktan zulmü Müslümanlara karşı yapıyor. Buna karşılık Hamas mücahitleri ve fedaileri yıkıntılar arasından çıkarak vurdukları asker ve tahrip ettikleri tank sayısı arttıkça ve Tel Aviv askeri hastanelerinde ağır yaralı askerler çoğaldıkça, korkuya kapılıyorlar. Zalim korkaktır. Tünelden kaçabilen üç Yahudi genç, ellerinde beyaz bayrak sakladıkları ve İbranice seslenip yardım istedikleri halde kendi siyonist askerleri tarafından vurularak öldürüldüler. İsrail korkuyor, Hamas fedaileri canını dişine takarak çarpışıyor. Yıllardan beri kardeş aile programı ile Türkiye, Gazzeli kardeşleriyle birlikte olmuştur. Türkiye fonlarıyla inşa edilen Gazze’nin tek kanser hastanesi "Türk-Filistin Dostluk Hastanesi" de İsrail saldırılarıyla hasar gördü. Gazze’de 50 bin hamile kadın var. Günde 180 doğum, çadırlarda her türlü hijyen, sanitasyon ve tıbbi imkansızlıklar içinde gerçekleşmektedir.

ŞİFA HASTANESİ: GAZZE'NİN SEMBOLÜ

Gazze'nin en büyük hastanelerinden biri olan Şifa Hastanesi, 700 yataklı bir sağlık kuruluşudur. Sahile yakın bir üniversite hastanesi olan Şifa, bütün tedavi klinikleri, yoğun bakım üniteleri, laboratuvarlar ve 1500 çalışanıyla tam teşekküllü bir sağlık hizmeti sunmaktadır. Ancak, son dönemde yaşanan olaylar bu sağlık merkezini de etkilemiştir.

Yaralı sayısının artması nedeniyle hastanede yer sıkıntısı yaşanmakta, koridorlarda yatan yaralılar ve refakatçiler, can güvenlikleri için hastane bahçesinde bulunmaktadır. Ne yazık ki, Siyonist askerler tarafından gerçekleştirilen baskınlar, hastaneye yapılan saldırılar ve ateş açılması gibi olaylar yaşanmaktadır.

Siyonist askerlerin Şifa Hastanesi'ne düzenlediği baskınlarda, resepsiyon, yoğun bakım üniteleri camları ve hastane bahçesinde defin yapanlara saldırılar gerçekleşmektedir. Siyonist askerler, Hamas tünellerinin çıkışlarını aradıklarını iddia etmekte ve Hamas faaliyetlerinin hastane üzerinden yönetildiği yönünde bir açıklama yapmaktadır.

Dünya Sağlık Örgütü, bu baskınları savaş suçu ve insanlık suçu olarak nitelendirerek uluslararası toplumu uyarmaktadır. Uluslararası hukuka göre hastaneler savaş alanı olarak değerlendirilemez ve saldırıya uğramamalıdır. Ancak, bu prensiplerin açıkça ihlal edildiği görülmektedir.

Bu olaylar, BM'nin "Hastaneler savaş alanı değildir" uyarısını hatırlatmakta ve Şifa Hastanesi'ne yapılan saldırıların uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurgulamaktadır. Bu durum, sadece Gazze'deki sağlık hizmetlerini değil, aynı zamanda bölgedeki genel insani durumu da olumsuz etkilemektedir.

SONUN BAŞLANGICI: ADALET ARAYIŞI

Siyonist lider Netanyahu'nun Gazze'ye yönelik saldırıları, uluslararası mahkemelerde soykırım suçu olarak değerlendirilmektedir. Bu, Strasbourg'daki İnsan Hakları Mahkemesi'nde karara bağlanmış ve Netanyahu'nun Miloseviç gibi soykırım suçu işlediği belirlenmiştir.

Önümüzdeki süreçte beklenti, ateşkesin sağlanması, rehinelerin takasıyla kalıcı barışın tesisi, iki devletli ve iki başkentli bir Filistin'in oluşturulması yönündedir. Ayrıca, İsrail'in tazminat ödemesi ve Gazze'nin yeniden imarı için adımların atılması beklenmektedir.

Türk Kızılayı'nın Gazze'ye yönelik yardımları ise sokak ortalarında açlıkla mücadele için çorba kazanlarının kaynatılmasını, aş, ekmek ve su dağıtımını içermektedir. Ancak, çatışmalar nedeniyle Gazze'ye giden yardım tırları sınırlı sayıda olup, uluslararası yardım kuruluşlarının daha fazla erişim sağlaması gerekmektedir.

Gazze'deki aşevleri, Cebelya Mülteci Kampı ve genel olarak Gazze'de sıcak yemek, gıda paketi ve hijyen seti dağıtımları Türk Kızılayı'nın destekleriyle 7/24 devam etmektedir.

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş