Sanal alemde değişik isimler tarafından dolaşıma sunulan, müslüman ve dindar kimlği ile tanınan kimselerle ilgili bazı olumsuzluklar aleniyet kazanmaya başlayınca, artık her mahfilde bu şikayetler konuşulmaya başlandı.
Bir nevi şikayetname babından seri halde yazılan bu türden yazılar da “Din” ve “Dindar” kimseleri de kapsamına alınca, prim yapmaya başladı.
Artık herkes müslümanlardan şikayetçi olmaya başladı.Bu karmaşa da kim kimi şikayet ediyor, şikayetler kime ediliyor, nereye ediliyor belli değil.Şöyleki;
Bazı kimseler; “Efendim, şu kadar İmam-Hatip Lisesi var, şu kadar İlahiyat Fakültesi var, şu kadar Din Görevlisi var, şu kadar Kuran Kursu var ve bunların hepsi “İslam dini” hakkında bilgiler/malumatlar veriyor olmalarına rağmen, bu çalışmaların topluma yansıması maalesef tam aksi yönde gelişme gösteriyor.Mesela, “Gayri-islami yaşantının gün geçtikçe daha fazla yaygınlaştığı, dinden uzaklaşma ve dinden soğumada gözle görülür bir artışın olduğu, hissedilecek oranda toplumun islamdan uzaklaştığı” gibi menfi sonuçlar rakamlarla ifade edilerek haklı olarak şekva ediyorlar.
İlave olarak bunların yanısıra gerek bireysel ve gerekse gönüllü olarak kendini vazifeli gören dernek, vakıf, ulusal ve özel tv.ler, tekke ve medreseleri de dahil ederek, adeta önümüze muazzam bir “Tebliğci” ordusu olmasına rağmen, rakamsal olarak bu sayılar milyonlara tekabül ettiği halde, buna rağmen yine de ibre’nin olumsuz tarafa yönelişin daha hızlı artış gösterdiğini iddia ediyorlar.Haksızda sayılmazlar.
Yine aynı minval üzere şikayetlerini bir başka ifade ile dile getirirken şöyle diyorlar, “Bu olumsuz gidişatın farkında olduğu halde fiili katkı yapamayanlar, katkı sağlama adına bu kurumlardaki sayılara ilave olarak, % 90’lara varan halkı da dahil ederek “Dua”larla kurtuluşa çare/çözüm arıyorlar.Bu da bir vakıadır.Yani bu kadar resmi yollarla “Tebliğ”ler yapılırken, yetinilmiyor ayrıca “Dua”larla da takviye yapılıyor olmasına rağmen, günümüz toplumun ahvalinden iyimser olarak bahsetmek mümkün görünmüyor.
Oysa işlem takip sırası aslında doğru olduğu halde acaba sonuç neden hep negatif görünüyor.?
Rakamlar milyarları aştığı halde, yapılan dualar ve yakarışlar sonuca neden etki etmez.? Yıllardır bu fiiller tekrarlandığı halde değişen bir şey olmadığı gibi gidişatın hiçte iç açıcı olmadığını ısrarla beyan ediyorlar.
Halbuki, “İçinizde hayra çağıran, kötülükten sakındıran bir topluluk olsun.” (Ali-İmran:104) Ayeti ekseri din alimine göre; “Tebliğin herkes tarafından yapılması gerekir.” şeklinde anlaşıldığı ve herkesin bu konuda görevli olduğu yönünde kabul gördüğünden, inanan her insan kendi çapında gayret sarf ederken, “Bana dua edenlerin duasını kabul ederim.” (Bakara:186), “Bana dua edin ki, size icabet edeyim.” (Mü’min:60), “Rab’binize yalvararak ve gizlice dua edin.” (Araf:55) diyerek bizden dua etmemiz istendiği için de dua etmeye baş vurulduğu halde, beklentilerimiz sahi neden gerçekleşmez/gerçekleşmiyor.?
Aynı görevleri yerine getiren ilk devrin binlerle ifade edilen sayıdaki müslümanlarına fetihleri nasip eden, Asya, Afrika ve Avrupa kıtalarına onların eliyle islamı sevdirten Rab’bimiz, daha iyi imkanlarla, milyarlarca mensubuyla günümüz müslümanlarına niye bir başarı hikayesi yazmıyor/yazdırmıyor.? Burda bir gariplik yok mu acaba.?
Bu ve benzeri şikayetleri sürekli dillendiren kişi veya kişiler, “Artık bunların herkes tarafından bilindiğinide bilmeleri gerekir.” Ne yapmalı, ne yapabilirim.? Sorusunu sormalı muhatab olarakta önce kendini görmeli.Karşıdakini terbiye etmeden ziyade şikayet ettiklerini önce kişi kendi terk etmeli ve bunda da samimi olmalıdır.
Zira, sigara içen birinin sigarayı kötülemesi çokta inandırıcı olmuyor.Yaşantısı abartılı göze batan birinin mütavazilikten bahsetmesi de etkili olmaz.Yalan söyleyen birinin dürüstlükten bahsetmesi, kazancı hususunda titiz olmayanın takvadan söz etmesi v.s.gibi….
“Eğer siz Allah’ın dinine yardım ederseniz, Allah’ta size yardım eder.Ayaklarınız da kaymaz.” (Muhammed:7) diyen Rab’bimiz demek ki, yapılanlarda samimiyet ararken, ilk adımın da insanın kendisi tarafından atılmasını istemektedir.
Demek ki; Yapılan ameller ile duaların kabulu noktasında gösterilmesi gereken hassasiyetlere riayet edilmediği, gerekli mercilere ulaşmaya mani hallerin olduğu ve işlem hatası yaptığımız anlaşılmaktadır. “Ey iman edenler! Allah’a iman ediniz.” (Nisa:136) uyarısı hepimizi bağlamalı, arada kimler varsa samimi olarak aradan çıkarılmalı ve kendimizle yüzleşilmelidir.
Nerde hata yaptığımızı da her insan insaf ölçüsünde düşününce bulur.
Yani, “Başınıza gelenler, kendi ellerinizle yaptıklarınızdandır….” (Şura:30) Demek ki, kimseden şikayetçi olmaya hakkımız yok.
Mehmet Yaşar Soyalan ile Derkenar...
05.06.2026
28 Şubat'çı Reha Muhtar öldü
04.06.2026
2026 yaş çay alım fiyatı belli oldu
13.05.2026
Şehit yakınlarına iki asgari ücret verilecek
13.05.2026
Rasim Ozan Kütahyalı gözaltına alındı!
14.05.2026
Sülfürik asit krizi bütün dünyayı etkiliyor
13.05.2026
BOSNA GÜNLÜKLERİ - 5 ÜSTÜN BOL 23.05.2026
oyaladı dost… MUSTAFA AKMEŞE 21.05.2026