2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas'ta bir oyun sergilenip halk, Aziz Nesin'in sözleriyle tahrik edildi. Olayları yatıştırmak için yeterli tedbirler alınmadı. Oyunu tezgahlayanlar kargaşa çıkartıp Madımak Oteli'ni ateşe verdiler. Otelde bulunan 33 misafir ile 2 görevli, dışarıdaki kalabalıktan da 2 kişi can verdi. Aralarında Aziz Nesin'in de bulunduğu 51 kişi de yangından kurtuldu. Olay sonrasında Nesin; "Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü'nün gerekli tedbirlerin alındığını kendisine söylediği halde bir şey yapılmadığını" bildirerek iktidarı sert bir şekilde eleştirmişti.
İktidarda Tansu Çiller-Erdal İnönü (DYP-SHP) koalisyon hükümeti vardı. Süleyman Demirel cumhurbaşkanıydı. Sivas valisi ise Ahmet Karabilgin'di. Kendisini Tokat'ın Niksar kazasında 1980-1982 yıllarında kaymakamlık yaptığı dönemden hatırlıyorum. Daha sonra Başbakanlık danışmanı olarak görev yapmış, Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü’nün kamu yönetimi ve güvenlik danışmanı olmuştu. 1992 yılında Sivas Valisi olarak atanmış ve Sivas Madımak Olayı'nın ardından merkeze çekilmişti.
Sivas eski tugay komutanı olan emekli Tuğgeneral Ahmet Yücetürk; "2 Temmuz 1993'teki Madımak Olayı'ndan dönemin valisi Ahmet Karabilgin'in sorumlu olduğunu ve adı geçen şahsın olayları askere fatura etmeye çalıştığını" söylemiş, TBMM Darbe (28 Şubat) Komisyonu da Sivas olaylarıyla ilgili olarak 10.10.2012 tarihinde Karabilgin'in bilgilerine başvurmuştu.
Madımak fecaatını tertipleyenler, alevi-sünni kargaşası çıkarmanın hesaplarını yapıp hedefe sünni köyü olan "Başbağlar"ı koydular. Başbağlar, Tunceli’ye yakın bir köy olup bu kısımlar terör örgütü PKK tarafından boşaltılmak isteniyordu.
Madımak Oteli kundaklamasında yangın ve duman zehirlenmesi sebebiyle can veren 33 vatandaşa karşılık gösterilerek PKK teröristlerince Başbağlar'daki 33 cana kıyıldı. Toplumda kargaşa meydana getirmek için düzenlenen her iki olayın da tertipleyicileri aynı karanlık güçlerdi.
1993 yılı başlarında İstanbul Fatih'te bulunan Karagümrük semtine taşınmıştım. Bu semtte ikamet eden Kemaliyeli kardeşlerimizin dernekleri vardı. Ali Taşdelen, İslâm Mecmuası'nda çalışan gayretli, devamlı tebessüm eden derviş bir kardeşimizdi. Kurban Bayramı geçeli bir ay olmuştu. Başbağlar Katliamı öncesinde Ali Taşdelen, hanımı ve iki çocuğuyla birlikte İstanbul'dan ayrılarak memleketini ziyarete gitmişti.
Madımak Oteli Yangını'ndan üç gün sonra 5 Temmuz 1993 Pazartesi akşamı yine içimiz yandı. Erzincan’ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar köyünde 100-150 kişilik terörist grup tarafından 33 sivil vatandaşımız katledildi. Akşam namazı sonrası 28 mazlum kardeşimiz kurşuna dizilirken biri çocuk ve biri kadın olmak üzere 5 kişi de teröristler tarafından yakılan evlerinin içinde can verdi.
Katliamla alakalı gördüğüm fotoğraflar dehşet vericiydi. Yakın pozisyondan başa sıkılan kurşunlar sebebiyle parçalanmış kafatasları ve beyinler vardı. Olaya ancak 14 saat sonra müdahale edilmişti. Karanlık mihraklar olayı örtbas etmeye çalışmış ve olayla ilgili köydeki deliller yok edilmek istenmişti. Görgü şahitleri; "Teröristlerce köyde 69 evin yakıldığını, cenazelere otopsi yapılmadığını, cenazelerin köyden uzağa defnedildiğini ve dozerle evlerin dümdüz edildiğini" bildirmekte.


Başbağlar Olayı'nın ardından 20 kişi hakkında dava açıldı. Mehmet Ali Dikkaya dava sürecini şöyle özetlemekte: “O tarihte açılan dava, 1997 yılı Ekim ayında Erzincan’dan İzmir’e alındı. Kurgulanmış bir mahkemede hukuk skandallarıyla dolu yürütülen dava daha sonra kapatıldı. Devletimizi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne şikâyet etmek bize zül geldiği için o gün acımızı da o skandalları da içimize gömmüştük… 2019 yılından beri yapılan incelemeler neticesinde umutlarımız tekrar yeşermiş vaziyette. Umuyoruz ve diliyoruz ki; adalet hakkıyla tecelli eder. Bir daha da ne Sivas ne de Başbağlar hadiseleri yaşanmaz inşallah."
Mağdurların avukatı; "2 Temmuz 1993 Madımak ve 5 Temmuz 1993 Başbağlar, etnik ve inanç ekseninde emperyalistlerin gölgesinde gelişen iki acı vakadır… 21 sanık ile adli kontrol şartıyla serbest bırakılan kişinin tutuklanmasını istiyoruz. PKK terör örgütünün kurucusu ve yöneticisi Abdullah Öcalan’ın bu dava ile ilgili yargılanmasını talep ediyoruz... " diye açıklama yapmıştı.
Olayın mağdurlarından o dönem 12 yaşında olan Mehmet Kaya,“30 sene sonra da olsa katiller bulunsun ve cezaları verilsin." diye feryat etmekte.
Başbağlar’ı unutmadık. Katliamda rahmet-i Rahman'a kavuşan 33 mazlum kardeşimizin yakınlarının her zaman yanında olacağız. Katliamın üzerinden 30 yıl geçti ama acılar dinmedi. Başbağlarlılar,1993 Temmuzunda gerçekleşen Sivas Madımak ve Başbağlar katliamlarının arkasındaki karanlık güçlerin ortaya çıkarılmasını istiyor.

Başbağlar mağdurları çok sıkıntı çekti ama pes etmediler.1996 yılından sonra Başbağlar yeniden inşa edildi. 66 yeni konut yapıldı. Boşaltılmak istenen köye Başbağlılar sahip çıktı. Ali Akarpınar, "Başbağlarlı mağdurların zulme uğramış herkes için adalet istediklerini" bildirerek "Biz köyümüzü terk etmedik, buradayız" diye haykırmakta.

Katliamın ardından koskoca 30 sene geçti. O gün bebek olanlar şimdi otuzlu yaşlarda. Ali kardeşimizin can yoldaşı Münire Hanım yavrularına kol-kanat gerdi. Çocuklarımın yaşıtı olan Ali Taşdelen'in kıymetli yavruları Rukiye ile Esat da büyüdüler.Mazlumların yanında yer almayı vazife addeden kardeşlerimizin duaları Taşdelen Ailesi başta olmak üzere tüm Başbağlar mağdurlarının dualarıyla buluşmaya devam edecek inşallah.
Selam olsun zalime karşı duranlara ve gönlü mazlumlarla olanlara!..
Mehmet Yaşar Soyalan ile Derkenar...
05.06.2026
İktibas'ın Haziran 2026 sayısı çıktı
07.06.2026
2026 yaş çay alım fiyatı belli oldu
13.05.2026
Şehit yakınlarına iki asgari ücret verilecek
13.05.2026
Rasim Ozan Kütahyalı gözaltına alındı!
14.05.2026
Sülfürik asit krizi bütün dünyayı etkiliyor
13.05.2026
BOSNA GÜNLÜKLERİ - 5 ÜSTÜN BOL 23.05.2026
oyaladı dost… MUSTAFA AKMEŞE 21.05.2026