Modern olmak; değişmez hiçbir şeyin olamayacağına inanmak, sürekli olarak şimdiyi kutsamak ve insanın, sonu gelmez bir şekilde kendini yeniden inşa etmesi demektir.
Bu konuda müslümanlar genel olarak, içinde yaşadıkları şartlardan hareket ederek, modernitenin bir sapmadan ziyade, hayatı kolaylaştırıcı nimetler sunduğuna inanmaktadırlar. Bu kısmen doğru kabul edilse bile, mesele o kadar basit değildir.
Modernite, dün herşeyi Allah'tan yola çıkarak açıklamaya çalışan insanın, kendisinden yola çıkarak açıklama girişimidir. Diğer bir ifadeyle modernite, "Kitap" merkezli bir düşünce, yaşama ve sosyal/siyasal sistemden, "akıl" merkezli bir düşünce, yaşama ve sosyal/siyasal sisteme geçiştir.
Bu geçişte Allah anlayışı, dini anlama ve uygulama tarzı, akıl telakkisi, bilginin anlamı ve işlevi, hakikatin kaynağı ve hakikat anlayışı değişmiş; yeni bir özgürlük anlayışı, yeni bir toplum ve dünya fikri doğmuştur. Yeni bir özgürlük anlayışı, yeni bir üretim ve yeni bir siyasal birliktelik modeli olarak ulus-devlet meydana gelmiştir.
Modernite, kendisinden önce hiçbir şeyin açıklan(a)madığını iddia etmektedir. Kendisi herşeyi yeniden yorumlamıştır: Allah'ı, dini, insanı, toplumu ve dünyayı.
Modern insanın bütün varlık âlemi karşısındaki tek kılavuzu 'akıl'dır. Doğru ile yanlışın ne olduğuna akıl karar verecektir. Artık hakikatin ve ona dair bilginin çıkarılacağı kaynak tabiattır. Şimdi insan, sorularına cevap aramak için tabiata gidecek ve tabiat yasalarıyla geri dönecektir. Modern zihniyete göre bu, Allah'ın maksadının da keşfedilmesidir. Çünkü maksadı bilmek, Allah'ı tanımakla eş anlamlı kabul edilmiştir.
Modern zihniyet, bilgiyi, sadece dünyadaki önemine ve insanın ihtiyaçlarına tabi kılmıştır.
Modernitenin ideal insanı "birey"dir. Birey, akıl ile insanın "özdeşleştirilmiş" ve böylece aydınlanmış hâlidir. Özel bir varlıktır.
"Aydınlanma", temelinde din olmayan, Avrupa'yı tekrar bütünleştirmek isteyen bir arayışın ifadesidir.
Günümüzde klasik pozitivist/rasyonalist düşüncenin kırılmaya uğraması, modernitenin/aydınlanmanın hakikat tanımıyla beraber, "sosyal teori"yi de sorgulama zeminine yerleştirmiştir. Bu, modernitenin içine düştüğü krizin göstergesidir. Bunun neticesi, bilim objektiflik ve görecelilik arasında gidip gelirken, evrensellik temelindeki nesnel bilim anlayışını terk etmek durumuna gelmiştir.
Abdurrahman Arslan
Abdullah Naci ile Derkenar
02.07.2026
KEMENÇE Mİ KUMANÇE Mİ|KEVSER KIRAN
04.07.2026
Hayır ve Şer|Mukaddes Özkan
21.06.2026
İlkel “komünal” toplum|Vahdettin İnce
21.06.2026
Sait Çamlıca ile Derkenar
14.06.2026
Kemal Tahir: Yerli Romanın Büyük Ustası Onur TAN 30.06.2026
iman vitrine değil mihraba aittir. MUSTAFA AKMEŞE 04.07.2026
Koç'un Fıkrası ve Ayrımcılık YUSUF YAVUZYILMAZ 08.06.2026
Dindarların Çelişkileri YUSUF YAVUZYILMAZ 13.06.2026
İnsan, Ahlak ve Siyaset YUSUF YAVUZYILMAZ 21.06.2026