İnsanlık tarihinde ilk defa yaşanan bir olay, bu gün karşı karşıya kaldığımız ve bize ne yapacağımızı şaşırtan koronavirüs salgını.
Hastalık salgınları geçmiş zamanlarda da hep oldu. Ama belli çevrelerde belli kitleleri etkiledi zaman zaman. Bu sefer her konuda olduğu gibi salgın da globalleşti. Yerküre üzerinde etkisi altına almadığı yer kalmadı.
Bunun en önemli sebeplerinden biri insanların durmaksızın çeşitli sebeplerle ülkeler arası seyahat etmeleri. Normal zamanlarda bu kaçınılmazdı.
Ama hiç beklenmedik bir şey oldu. Başedilemez bir biçimde yayılan virüs dünyayı şaşkına çevirdi. İnsanlar bundan korunmak için evlere kapanmakta buldu çareyi. Daha doğrusu ülkelerin yöneticileri buna inandırmaya çalıştı halklarını.
Bizim insanımız, “Evde kal Türkiye” sloganını; kendini ve etrafındakileri hastalıktan korumak adına kabullendi.
Keşke her gelen salgına da böyle direnebilseydik. Ne dini inancımıza ne de geleneklerimize uymayan akımlara direnebildik bunca zaman. İnsanlığı çılgına çeviren moda furyasına, ahlak dışı yaşam biçimlerine, kültür kargaşasına, kapitalizmin dönen çarklarına karşı önlem alabildik mi! Onlardan uzak durabildik mi? Maalesef hayır. Bunlara, hayatlarımıza anlam kattığını sandığımız için sahiplendik. Bu toplumda açtıkları ölümcül yaraların farkına bile varmadık, sorgulamadan kabullendik bu virüsleri.
Korona ölümcül olduğu için, daha doğrusu ölümü hatırlattığı için ona karşı bu denli tedbirler alındı. Alınmalı da, en doğrusu da bu.
Mehmet Akif ‘in deyimiyle, Medeniyet diye bildiğimiz tek dişi kalmış canavar var ya, keşke onu iç yüzüyle tanıyabilseydik. O tek dişiyle öyle gururlanıyordu ki sormayın. O tek dişine güvenerek dünyayı ben yarattım, her şeyin sorumlusu benim havalarına girmişti. Bu kainatın bir sahibi olduğunu hem unutmuş hem de unutturmak için var gücüyle çabalar olmuştu. Ama gördük ki gözle görülemeyen bir virüse bile gücü yetemiyormuş.
Nerede yapay zekanız, nerede robotlarınız? Nerede kadın-çocuk demeyen bombalarınız? Hiçbirisi virüs ile başa çıkamıyor. İş yine insan zekasına kaldı.
Ben diyorum ki hiçbir şey için geç sayılmaz. Yeter ki şu kendi kendimizle baş başa geçireceğimiz süreyi iyi değerlendirelim. Kendimizi, etrafımızı, geçmişimizi, geleceğimizi düşünerek iyi değerlendirelim. Kendi iç dünyamızı gözden geçirip yaşamımızdaki yanlışların, doğruların muhasebesini yapalım.
Şer gibi gördüğümüz bu yaşananlarda da bir hayır vardır diye umut edelim.
Selamlar...
Kaynak: İktibas Dergisi –Nisan 2020 Sayısı
Umran dergisi Eylül 2026 sayısı çıktı
05.09.2026
ABD uçağı pistten çıktı: 5 ölü
07.09.2026
Dindarlaşarak Gavurlaşma|Fuat Durgun
13.08.2026
BİLGİNİN İNSANİLEŞTİRİLMESİ - 6 ÜSTÜN BOL 04.09.2026
Yalnızlık Allah'a Mahsustur! AYTEN DURMUŞ 04.09.2026
Korkak Ebeveynlik FEYZULLAH AKDAĞ 10.09.2026
Kasıt ve Kusur: Süleymancılık AHMET GÜRBÜZ 24.08.2026
Genç, Musa ve Hakîm’in hikayesi OSMAN KAYAER 19.08.2026
YENİ BİR EĞİTİM MODELİ ÖNERİSİ ORHAN GÖKTAŞ 26.08.2026
Ezherli Kuytul AHMET GÜRBÜZ 02.09.2026