metrika yandex
  • $32.2
  • 34.91
  • GA18100

Haberler / Yorum - Analiz

Kuşatılmış Ortadoğu ve Direnen Gazze | Harun Özkarakaş

17.11.2023

 

Ortadoğu Müslümanların yaşadığı ama Müslümanların iradesinin olmadığı bir coğrafya konumundadır. Ortadoğu’da Müslümanlar, inandığı hakikate uygun olmayan değerler ve kurumlarla kuşatılmıştır.

Siyasi, ekonomik, akademik, askeri ve dijital kuşatma, "demir kubbe" gibi somut yapıda olmadığından dolayı birçok kişi için ne yazık ki farkında olunan bir durum değildir. Ancak Aksa tufanıyla başlayan sürecin akabinde, Müslümanların yaşadığı devletlerin aldığı tutum ve kararlar içersinde bulunduğumuz kuşatma için bize bazı somut deliller sunmaktadır.

Bu konuda en somut delili İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Arap Ligi Olağanüstü Ortak Zirvesi'nde yayınladıkları bildiriyle Ortadoğu’daki devletler bize göstermişlerdir. İslam coğrafyası Hamas'ın direnişine sahip çıkarken, bildiriye imza atan devletler Hamas'ı yok sayıp emperyalizmin güdümünden çıkamayan FKÖ yü meşru temsilci olarak tanımlamışlardır. Bu bildiride yok sayılan yalnızca Hamas değil, aynı zamanda bağımsızlığı arzulayan Müslümanların iradesidir.

Onaylanan, yalnızca meşru temsilci olarak FKÖ değil, aynı zamanda ABD emperyazliminin ve onun bölge karakolu olan İsrail' in politikalarıdır. Bu durum bize kuşatmanın yalnızca Filistin de değil, tüm İslam coğrafyasında olduğunu göstermektedir.

Kuşatmaya karşı Gazze ne durumda sorusu, gündemimizde olan bir sorudur. Gazze için verilecek cevap bir çok kesim tarafından onurlu direniş halindeler şeklinde olacaktır.

Aynı soruyu, Gazze'yi ölçüt haline getirerek tüm Orta-doğu içinde sormalıyız.

Çünkü Gazze bizlere yapılması gerekeni göstermede önemli bir yerde duruyor.

Tüm sömürü odaklarına karşı, tüm yok sayılmalara karşı direniş!

Peki ya bizler?

Bugün  Müslümanlar olarak, tükettiğimiz akademik bilginin ciddi bir çoğunluğu ABD’nin akademilerinden çıkmaktadır.

Bu akademik bilgiyi ne kadar emperyalizmden ayrı düşünebiliriz?

Bugün içersinde var olduğumuz kurumsal/siyasi yapılar, bizlerin dâhil olmadığı ve bizlere aykırı olan tarihsel süreçlerden geliyor.

Bu kurumsal ve siyasi yapılara adalet adına ne kadar güvenebiliriz ve ne kadar zalimin karşısında emin olunacak bir konumda görebiliriz?

Bugün içersinde bulunduğumuz toplumsallık dayanışmayı değil yabancılaşmayı içersinde bulunduruyor.

Bu toplumsallıkla ne kadar zulme karşı mücadele edebiliriz, ne kadar zulmün dışında kalabiliriz?

Bugün vahşi kapitalizmin içersinde Allah'ın adaletine meydan okuyan ekonomi modelleri içersinde geçim sağlamaya çalışıyoruz. Bu ekonomik modelle ne kadar sömürü düzeninin dışında kalıp ona karşı mücadele edebiliriz?

Bizler Ortadoğu'da yaşayan Müslümanlar olarak en az Gazze'nin kuşatılması kadar bize dayatılan ulus devletlerin, küresel harami düzeni besleyen ekonomi modelinin ve toplumsallığının, modern hakikat tekelciliğinin kuşatmalarını da konuşmak zorundayız.

Gazze'ye en büyük yardımı, Gazze'nin kuşatmaya karşı gösterdiği direnişi rehber kılarak sağlayabiliriz.

O rehber bizlere birçok hakikati gösteriyor.

Gazze bizlere eğer iman, farkındalık ve kararlılık varsa terlik, eşofman ve ev yapımı füzelerle dünyanın güçlü ordularına karşı direnişin ne kadar yakın olduğunu gösteriyor.

Gazze bizlere iman, farkındalık ve kararlılık yoksa parayla ve gelişmiş teknolojik silahlarla direnebilmenin ne kadar uzak olduğunu gösteriyor.

Gazze bizlere kalbi ümmet şuuruyla çarpan, Allah kelamını dünya nimetlerine karşı önceleyen müslümanları, çıkar odaklı ulus devletlerin temsil edemeyeceğini gösteriyor.

Gazze gösteriyor, Gazze direniyor, peki ya Ortadoğu!?

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş