Gönül sana dedim ki: Engin olma ezerler
Serme yere kendini, derini de yüzerler
Sözünün incisini ipliklere dizerler
Elde görür, saçını yolar-ağlarsın gönül!
Gün mü vurdu yüzüne, ak tel mi var kaşında
Duyguların ilkbahar, aklın ömrün kışında
‘Kurudu çoktan!’ denen bir çeşmenin başında
Kendini unutur da dolar-ağlarsın gönül!
Eller gülüp oynar, sen, bir hayalin yasında
Bilmem neyi bekledin, tükenme dünyasında
Yalnızlık sarar sanki kırmızı ortasında
Beyaz açmış gül gibi solar-ağlarsın gönül!
Dünya dipsiz kuyuymuş, ne atsan doymayacak
Toplayacak geride kimseyi koymayacak
Bilsen ki bir yer vardır, kimseler duymayacak
Orda sesini göğe salar-ağlarsın gönül!
Kendini kurtarmadın Nuh’tan kalan tufanda
Bir yanında özgürlük, sevenler diğer yanda
Tüm kapılar yüzüne kapandığı zamanda
Bir kapı var orayı çalar-ağlarsın gönül!
Ne bahçede gül biter ne de dağın odunu
Dinleme hiç inleyen elin keman-udunu
Madem inandın Hakk’a kaybetme umudunu
Gün gelir mutluluktan güler-ağlarsın gönül!
(A. S. DEMİRCİ)
Hayır ve Şer|Mukaddes Özkan
21.06.2026
İlkel “komünal” toplum|Vahdettin İnce
21.06.2026
Mehmet Yaşar Soyalan ile Derkenar...
05.06.2026
Trump’ın Barış ve Savaşı / Mehmet Taşdöğen
31.05.2026
Kurban yakın eder ırağı|Vahdettin İnce
31.05.2026
İnsan, Ahlak ve Siyaset YUSUF YAVUZYILMAZ 21.06.2026
Koç'un Fıkrası ve Ayrımcılık YUSUF YAVUZYILMAZ 08.06.2026