metrika yandex
  • $44.73
  • 51.42
  • GA51500

SEÇMECİ YAKLAŞIM

YUSUF YAVUZYILMAZ
12.12.2021

Yusuf Yavuzyılmaz

Seçmeci yaklaşım doğası gereği çok boyutlu olan sosyal olayları tek bir faktörü öne çıkararak açıklama çabasıdır. Bu yaklaşımın en büyük zaafı, açıklanmaya çalışılan olayın tüm yönlerini görememekle sonuçlanmasıdır. Bu durum seçmeci yaklaşım sahiplerini ideolojik körlüğe mahkum eder. Seçmeci yaklaşım sahiplerinin tek yönlü düşünmeleri ve diğer düşüncelere karşı fanatikçe karşı çıkmaları, bu yaklaşım sonucu içine düştükleri ideolojik körlükten dolayıdır. Olayları tek yönlü değerlendirmeleri ve bu değerlendirmenin hakikatin kendisi olduğunu varsaymaları onları şiddetin eşiğine getirir. Şiddet eğilimi gösteren bütün ideolojiler ve dini örgütler seçmeci bir zihin yapısına ve öğretiye sahiptirler.

Seçmeci yaklaşımın yarattığı zaafın en belirgin olanı din alanında yaşanmaktadır. Seçmeci yaklaşımların amacı, Kur'an merkezli bir okuma yapmak değil, kendi ideolojilerini Kur'an'la desteklemek ve ona meşruiyet kazandırmaktır. Bu çabanın en rafine örneği Ziya Gökalp'tir. Gökalp'in "Türkçülüğün Esasları" ve " Türkleşmek İslamlaşmak Muasırlaşmak" adlı eserleri böyle bir çabanın ürünüdür. Benzer şekilde, " Sol İslam", " Sosyalist İslam", "Liberal İslam", "Muhafazakar İslam" ve " Türk- İslam Sentezi " gibi yaklaşımlar da doğası gereği seçmecidir. Her biri kendi tezini destekleyen ayetleri öne çıkararak, diğerlerini görmezden gelir. Tek yönlü olmalarına ve Kur’an bütünlüğünden uzak olmalarına karşın, iddiaları Kur’an’ı en iyi anladıkları yönündedir. Benzer bir tutum dini temel alan terör örgütlerin de görülmektedir. Şiddeti temel alan dini örgütler, kendi davranış kodlarını onaylayacak ayetleri temel alarak Kur’an bütünlüğünü gözden kaçırırlar.

Sosyalizm, liberalizm, milliyetçilik muhafazakarlık gibi ideolojiler, Kur'an'a parçacı bir yöntemle yaklaştığı için kendilerini destekleyecek ayetler bulurlar. Çünkü bu ideolojilere Kur'an bütünlüğü içinde yer bulmak mümkün değildir. Bundan dolayı bu ideolojileri ve diğer ideolojileri temel alan yaklaşımlar doğası gereği seçmeci olmak zorundadır.

Terör örgütlerinin ideolojileri de seçmeci olmak zorundadır. Teröre başvuran dini kaynaklı örgütler, dinin kaynaklarını kendi örgütleri için araçsallaştırırlar. Kur'an ve Sünnete seçmeci yaklaşırlar. Bu yöntem onlara yorum serbestliğini sağlar. Bunun için Kur'an ve Sünneti bütünsel okumadan özenle kaçınırlar. Ayetleri tek başına bağlamından kopararak ve semantik bir müdahalede bulunarak başka bir öğretinin destekleyicisi ve onaylayıcısı olarak okuyabiliriz. Ancak Kur’an’ı bütün olarak alırsak, hiçbir ideoloji ile özdeşleştiremeyiz. Tarih boyunca bir çok kimse, seçmeci ve indirgemeci yaklaşımla ayetleri Kur’an bütünlüğünü ihmal ederek ele aldıklarından, niyetleri o olmasa da, Kur’an’la uyuşmayan bir sonuca ulaşmaktan kaçınamamışlardır. Cebriye kelamcılarının tikel ayetlere dayanarak özgür iradeyi reddetmeleri böyle bir bakış açısının ürünüdür.

İslam tarihinde seçmeci yaklaşımın en iyi örneği Haricilerdir. Hariciler;

1- Kur'an dışında hiçbir kaynak kabul etmiyorlardı.

2- Günlük ibadetlerine çok dikkat ediyorlardı.

3- Mantığı çok iyi kullanan tartışmacılardı.

Ancak bu durum onların Hz. Ali gibi bir insanı tekfir etmelerini ve katletmelerini önleyemiyordu. Bir insanın veya bir grubun sadece Kur'an tezini dillendirmesi teröre bulaşmayacağı ve dini doğru anlayacağı anlamına gelmez. Hariciler, bunun tarihsel örneğidir. Unutmayalım, Hz. Ali, Hariciler ile müzakereye gönderdiği arkadaşlarına, onlarla Kur'an üzerinden değil Sünnet üzerinden giderek tartışmalarını önermiştir. Kuşkusuz uydurma hadisler karşısında dikkatli olunmalı. Ancak uydurma hadisler var diye Peygamberin Sünnetini tamamen devre dışı bırakmak tutarlı bir yöntem değildir. Sünnet, vahyin tarihsel zemindeki uzantısıdır. Bu uzantıyı ihmal etmek, nüzul sebebini, dolayısıyla dinin tarihsel pratiğini ihmal etmektir.

Seçmeci yaklaşımın en önemli zaafı olayları bütünlük içinde görememektir. Bundan dolayı, Kur’an’a bütünsel yaklaşım metodolojik açıdan son derece önemlidir. Burada en önemli sorun ayetleri bağlamından kopararak ve Kur’an bütünlüğünü ihmal ederek yorumlamaktır. Bu zaaftan kurtulmanın yolu;

1-Bir konuda benzer ayetleri bir araya getirmek,

2- Ayetin sure içindeki anlamını belirlemek,

3- Ayetin anlamını Kur’an bütünlüğü içinde değerlendirmek,

4- Ayetin tarihle buluştuğu sebebi dikkate almak,

5- Ayetin pratik uygulaması olan Hz. Peygamberin Sünnetini göz önüne almak gerekir.

Tek ayeti temel alarak farklı değerlendirmeler yapmak mümkündür. Ancak Kuran bütünlüğü içinde değerlendirme yapmak insanı indirgemeciliğin zaafından kurtaracaktır.

Yorum Ekle
Yorumlar (1)
Süleyman ARSLANTAŞ | 13.12.2021 14:16
Yusuf Bey Kardeşim!Makalelerinizi dikkatle okumaya çalışıyorum.Doğrusu istifade de ediyorum.Son makalenizle ilgili olarak bir hususa dikkat çekmek istiyorum."KUR'AN'I BÜTÜN OLARAK ALIRSAK,HİÇBİR İDEOLOJİ İLE ÖZLEŞTİREMEYİZ."Cümleniz önemli.Dini yada Kur'an'ı kulluk öncelikli mi,yoksa ideoloji,devlet öncelikli mi ele almak lazım?Yani buna karar vermemiz halinde Din adına ortaya çıkan terör örgütlerinin de mahiyeti netleşir.Bir diğer konu dinin ideoloji kavramı ile izah edilemiyeceğidir.Özetle din,dinin öngördüğü kavramlarla ele alınmalıdır.Son olarak süreç öncelikli mi,sonuç öncelikli mi İslam' yaklaşmalıyız?Bu konuda da bir çaba ortaya koyarsanız sevinirim.Selamlar..
Sayenizde Kurban