metrika yandex
  • $44.73
  • 51.42
  • GA51500
Yol Oldur ki Doğru Vara, Göz Oldur ki Hakkı Göre..

Ortadoğu son gerilimdeyken, İran nelerle meşgul?

SELAHADDİN EŞ ÇAKIRGİL
19.05.2021

Müslüman dünyasının yığınla meselelerinden birisi de, halkının ekseriyetini Müslümanların oluşturduğu için Müslüman ülke diye isimlendirilen 55-56 ülkesinin bunca parçalanmışlığına ve bölünmüşlüğüne rağmen, bu durumla yetinmeyip, birbirleriyle, başta psikolojik savaş olmak üzere siyasî, iktisadî, kültürel, hissî düşmanlıkları sürdürmekten meded ummalarıdır.

*

Meselâ, 400 yıl birlikte yaşadığımız nice Müslüman halkları aşağılayan bir dönem yaşadık, 100 yıldır.. ‘Pis arablar.. Bizi arkadan vurdular..’ diye..  Halbuki, hattâ Şükrü Hanioğlu, İlber Ortaylı ve diğer bir çok tarihçiler de, 3 yıl öncelerde Dolmabahçe Sarayı’nda tertiblenen Sultan Reşad Sempozyumu’nda, açıkça, Osmanlı’nın Arab diyarlarında, belki bir takım mahallî ve kabileler arası mücadeleler olduysa bile, Osmanlı’ya karşı -iddia edildiği gibi- ‘kitlevî bir isyanın sözkonusu olmadığı’; tam tersine, Birinci Dünya Savaşı esnâsında Arab diyarlarında Osmanlı Ordusu’nda resmî olarak vazife alanlardan ayrı olarak, 90 binden fazla da ‘gönüllü’ler bulunduğunu; kezâ, İngilizlerin Irak’da Osmanlı Ordusu karşısında binlerce kayıp vererek geri çekilmek zorunda kaldıkları ‘Kut-ul’Amâre Muharebesi’  sırasında bölgenin arab halkından 16 bin ‘halk gönüllüsü’nün o savaşta fiilen savaştığını dile getirmişlerdi.

*

Halbuki emperial güçlerin telkıniyle sistematik hale getirilen her ülkedeki resmî ideolojiler, hele de  son 100-150 yıldır, Müslüman halkların arasına düşmanlık tohumları serpmek için, halkların diline ‘pis arab, pis türk, pis kürd, pis şiî, pis sünnî’ gibi karşılıklı hakaret sözlerini etnik tahrikler için tarafların dil ve günlük konuşmalarına planlı şekilde yerleştirdi. Dahası, İstanbul’da birileri siyah köpeklerine ‘Arab- Arab..’ diye çağırırken, Kahire’nin zengin kesimlerindekilerin dilinde, bu çağrı, kendi ‘kelb’leri için seslenmelerde ‘türk’e dönüşüyordu..

 

*

İran, Osmanlı ve bugün Türkiye konusunda da benzer basitlikler sahnelenmek isteniyor. Bunda şaşılacak bir şey yok.. Sadece, İslâmî hassasiyet ve basireti olanların bu oyunlara âlet olmaları şaşırtıcıdır.

Arab dünyasında yıllardır, ‘İran, İsrail’den bile tehlikelidir..’ lafı, bizim toplumuza da yansımaya başlamadı mı?

Halbuki, bir takım ciddî sıkıntılar olsa bile, İslâm Milleti’nin bir parçası olan bir halk ve Müslüman coğrafyalarının asırlarca en mümtaz bir sahnesi olan İran coğrafyası nasıl böyle, emperial ve şeytanî güçleri sevindirecek şekilde değerlendirilebilir?

 

*

Evet, İran’ın kendi iç meseleleri de var başında..

Nitekim, İran, 16 Haziran’da yapılacak yeni Cumhurbaşkanlığı seçiminin havasına girmiş bulunuyor bugünlerde.. İç kamuoyu en çok bu konuyla meşgul..

Ama, 40 yılı aşkın zamandır, Filistin konusunu ve sionist İsrail rejiminin hayatına son verecek nihaî darbeyi vurmak üzere oldukları gibi iddiaları dilinden düşürmeyen bir İran’ın, bu son sionist haydutlar rejiminin Gazze Saldırıları konusunda neredeyse sessiz kalması ilginç değil mi?

Hattâ, 40 yılı aşkın bir zamandır Ramazan’ın son haftasında tertiblenen  Kudüs Günü gösterileri, yapılmış gibi gösterilmek istenmişçesine  sönük geçti.. Bazıları, bunu İran’ın, nükleer teknoloji konusunda Biden Amerikası’yla anlaşmaya varmak üzere olduğu ihtimaliyle izah ediyorlar.

İran’daki sistemin en üst noktasında bulunan İnkılab Rehberi S. Ali Khameneî’nin, İsrail rejiminin saldırıları üzerine, 11 Mayıs günü yaptığı konuşmadaki, ‘Sionistler sadece güç dilinden anlar. O yüzden Filistinlilerin kendilerini güçlendirmeleri gerekiyor. (…)’ şeklindeki sözleri, her zaman söylenenlerin tekrarı mahiyetindeydi.

Ama, İran medyası da, neredeyse kenarından teğet geçti, bu korkunç saldırıların..

Dahası, Türkiye C. Başkanı Tayyib Erdoğan’ın halkı Müslüman ülkelerin bir çoğunun liderleriyle ve ayrıca, Putin, Merkel, Papa Franciscus gibi isimlerle bu konuyu günlerce müzakere etmesi İran’da bazı çevreleri rahatsız etmiş gibiydi. Erdoğan’ın Halifeliği  ve Yeni Osmanlılık siyasetini ihya etmek istediği yönündeki iddiaların sık sık dile getirilmesi, en mâsumu..

 

‘Bu durum sadece, İran’ın iç ve dış siyasetindeki bazı çetrefilli konulardan dolayı böyle..’ diye izah edilebilir mi?

*

Halbuki, 15 sene önce, İsrail rejimi Güney Lübnan’daki Hizbullah mevzilerine, topyekûn bir saldırıya geçtiğinde,  34 gün süren o savaş sırasında Müslüman halkların hemen herbirisi, Hizbullah’ın destekçisi ve duacısıydı.

Şimdi ise, bütün gücünü Suriye’de Beşşâr Esed rejimini korumak için harcayan İran’ın ve Lübnan Hizbullahı’nın, İsrail rejiminin son barbarlıklarına uzaktan bakması nasıl yorumlanmalı?

Birçok arab rejiminin başındaki kukla yöneticilerin, diktatörlerin ve onların emrindeki medya kuruluşlarının, sionist İsrail rejiminin ve arkasındaki emperial güç odaklarının, Kudüs, Mescid-i Aqsâ ve Gazze’ye ve savunmasız, ordusuz, işgal altındaki Müslüman halka  barbarca saldırılarına bu kadar ilgisiz kalması, anlaşılabilir, ama, İran’ın tutumunu, sadece devletler arası güç yarışı veya mezheb farklılığı gibi gerekçelerle izah etmenin hiçbir mantıkî izahı yoktur.

Sadece İran’ı suçlayanlar değil, bizzat İran’ın halkını yönlendirmekte liderlik edenler de dünyasının bu büyük ‘açmaz’ını derin bir nefs muhasebesiyle anlamaya ve çaresini bulmaya çalışmalıdır.

Çünkü, İran, Müslüman dünyasının terkedilemez ve vazgeçilemez bir mütemmim cüzü/ tamamlayıcı parçasıdır.

Yorum Ekle
Yorumlar (3)
Ayla Güneş | 24.05.2021 20:14
Dilerim bu olumlu ve değerli eleştirilerinizi okuyan, anlayan, değerlendiren ve gereğini yapanlar olur. Dilerim İranlı yöneticiler sizin samimi değerlendirmelerinizi ırkçılıktan uzak kalarak anlama yolunu tutarlar. Yoksa adının başına ayetullah sıfatını getirmek kimseyi hesaptan azade bir masum kılmaz, kimseyi özel yapmaz... Hatta Hz. Hüseyin ya da Hasan nesli olsa bile bu böyle... Herkes için cehennem var, herkes için cennet var. Kimse kendi sonunu bilemez. Herkes yaptığından ve yapması gerekirken yapmadığından sorgulanacaktır... İranlılar da millileştirdikleri, Farisileştirdikleri dinlerinden hesaba çekileceklerdir. Dileriz ki onlar da İslam milletinin mütemmim bir cüz'ü olma gereği duysunlar, bunu istesinler ve Irak'ta, Suriye'de, Afganistan'da, Yemen'de silahlarını Müslümanlara doğrultma sapkınlığından vaz geçsinler. Çünkü Müslümanların zaten gereğinden çok düşmanı var. Ve Müslüman'ım diyen her kişi, kitabımız Kur'an'da 'Müslümanlardan olmakla emr olundum.' ayetinin muhatabıdır. İran kiminledir, kimin yanındadır? Neden mezhepçilik, İslam'ın üstünde bir kurumdur? Her kişi gibi her devlet ve millet de yaptıklarının sonucunu bu dünyada ve sonsuz hayatta görecektir. Bizim için asıl mesele, biz neredeyiz? Selamlar...
Y izzeddin karakan | 20.05.2021 22:34
Attığın makalenin başlığına bir bak selahaddin bey .
Y izzeddin karakan | 20.05.2021 22:32
Sahi selahaddin bey iran türkyayın radyosunda türkiyeye karşı kaçyıl 10 mu 5 yılmı canlı yayında haber sundun.gazze den atılan füzeleri tc mi gönderdi .
Sayenizde Kurban