Zulümlerin Gerekli Tepkiyi Görmemesi, Zalimlerin Cesaretini Artırıyor.
Ama, Acaba Yeterince Zulmu Biliyor, Zalimi de Tanıyormuyuz.
Basın ve medya haber kaynaklarının bizlere aktardıkları haberlerden edindiğimiz intiba, içinde yaşadığımız dünyanın her yerinde zulümlerin artık aşikare işlenmeye başlandığını, hak ihlallerinin bolca yaşandığı tarihi bir sürecin yoğunluklu olarak yaşandığına istemeyerekte olsa birebir şahitlik ediyoruz.Tarih boyu her dönemde yapılmış zulumlerin günümüzdeki yapılanlarla kıyaslama yapılsa, bugünküler sıralamada kaçıncı sırada yer alır? bilmiyoruz.Ama şuda bir hakikattır, artık görüntülere fazlasıyla aşina olmaktan olacak ki, insanımız haberleri sinema filminin normal bir sahnesiymiş gibi izlediğini, bazende anlık üzüntülerimizi “Vah vah”larla yada “Yazııık” diyerek geçiştirdiğimizi söyleyebiliriz.
Dünyanın her yerinden benzeri şikayetlerin duyuluyor olması, bize gösteriyor ki, zulme düçar olan sadece Ortadoğu değil, yeryüzünün her tarafında da benzer şeylerin yaşandığıdır.Kısacası insanın yaşadığı her mahalde/mekanlarda mutlaka zulme uğrayanların olduğu ve ciddi oranda da huzursuz ve mutsuz insanların yaşadığı gerçeğidir.Bir cümleyle özetlemek gerekirse şayet, dünyanın her tarafında bir şekilde “ZULÜM” var diyebiliriz…
“ZULÜM” ile başlayan veya içinde “ZULÜM” kelimesi geçen cümlelerin kahir ekseriyeti olumsuzluk içerir.Çok sık olarak kullandığımız bu kelimenin müspet bir anlamı içermediği, bilakis insanımız tarafından kötü ve sevimsiz anlamlarla anıldığını hepimiz biliyoruz.Ancak, acaba bizimle de bir bağlantısı olabilir mi? yani, işlenen bu zulümlerde bizimde payımız var mı? olabilir mi? birde bu yönüyle bakmak gerekmez mi?
Türk Dil Kurumuna göre zulüm;güçlü bir kimsenin yasaya veya vicdana aykırı olarak başkasını uğrattığı kötü durum, kıygı, eziyet, cefa….
Lügat anlamı;yersiz hareket yapmak, hak yemek, doğru yoldan sapmak, birinin aleyhinde hareket etmek, işkence, eziyet etmek, hakka tecavüz, bir şeyi asıl yerininin dışında başka yere koymak…..
İslam dininde zulüm;bir şeyi yerine koymamak, hak yemek, eksik yapmak, haddi aşmak, noksan veya ilave yapmak, bir şeyin vaktini veya yerini değiştirmek, söz ve fiilde aşırılık, sitem ve işkence…..
Kur’anda zulüm; takriben 300’e yakın ayette zulüm kelimesi geçmektedir.Kur’anın yüklediği anlam yukarıdaki yapılan tanım ve tarifleri kapsadığı gibi, Allah’a karşı işlenen suçları, (Enam:82) İmana şirk bulaştırmayı,(Lokman:13, Enbiya:29) Ayetleri inkar etmeyi,(Araf:162-177) Resul ve Nebi’lere inanmamayı, (Nahl113) vaadleri yerine getirmemeyi,(Bakara:270) günah işlemeyi,(Al-i İmran:135) nefsine zulmetmeyi, (Araf:23) Kur’an-a yüz çevirmeyi ve dinlememeyi (Secde22) gibi fiiller de zulüm olarak görülmüştür.
Bu listeyi dahada uzatmak münkündür.Demek ki, “Zulüm” sadece yönetenler tarafından veya devletler arasında görülen bir vaka değildir.Yukarıda yapılan tanım ve tarifler doğrultusunda baktığımız zaman, neredeyse insanların büyük bir çoğunluğunun bu fiilleri işlediklerini görürüz.İnsanımızın sosyal statüleri farklı olsa da bir şekilde zulümle birebir ilişklerinin olduğunu söylemek mümkündür.
Genelde zulüm denince kısaca akla ilk gelen şudur.”Birinin başka birisine gücünü kullanarak yaptığı eza ve cefalar” yada daha geniş anlamda “her türlü yapılmış hak ihlalleri” olarak anlaşılır.Halbuki ayetlerden de anlaşılacağı gibi, kişinin Rab’bine karşı vazilerini yapmaması veya ertelemesi bile en büyük hak ihlali ve en büyük zulüm olarak görülmüştür.
“Bir hastalık umumileşirse hastalık olmaktan çıkar.” söylemini sosyolojik bir gerçeklik olarak baz aldığımız zaman, toplum dahilinde kişiyi bireysel olarak zulmün muhatabı olarak görüyor olmanız, ikna olması için yeterli olmayabiliyor.Çünkü, “Herkesler de bunu yapıyor” diyerek ve örneklerini de çoğaltarak üstünü örtebiliyor.Çoğunluk tarafından üstü örtülerek, gündem yapılmayan, yok sayılan toplumun geneli tarafından da benimsenen, normal görülen bu durum beraberinde zulmü de görünmez hale getirebiliyor.
Oysa, farkında olmadan işlediğimiz bir çok kusur/hata (Şirk, Zan, Gıybet gibi…) çoğunluk işliyor diye kimse onları yok ve önemsiz sayamaz ki.Toplumu derinden yaralayan bir çok kötülüğün başlangıç noktalarının bu kusurlardan doğduğunu söylemeye gerek yok sanırım.
İşte, bu yapılmaması geren fiiller soyut olmaktan çıkıp insanlar tarafından fiilen işlenerek somut hale dönüştürülünce, o zaman kimliğinizin tanımı da maalesef değişiyor.Çünkü, bu sıfatların bir veya bir kaçını üzerinde taşıyanlar da maalesef artık “ZALİM” diye tanımlanırlar.
İnanan insanların ana gaye ve hedeflerinden birisi de “Zulmü” ortadan kaldırma, “Zalimin” de karşısında olmadır.Oysa, zulmün normal görüldüğü ortamda büyüyüp toplumu yönetme pozisyonuna gelen birisi için yaptığı zulümler de onun tarafından anormal görülmez artık.Hatta daha da ileri giderek zulmü bazen hak olarakta görerek bilmeden savunma gereği duyacak konuma gelebilir.
“Zulüm” ve “Zalim” kavramları genelde birlikte zikr edilirler.Zira, bir yerde zulüm varsa, orda zalim de var demektir.Bazen fazla uzaklarda aramaya gerek kalmayabilir, bazen aradığınız o kişi (zalim) kendiniz de olabilirsiniz. Allah muhafaza.