Bir sûfînin serzenişi [Bir yazmanın hâmişinden]:
“Ey Sevgili!
‘Nasıl adımı abdestsiz ağzına alma!’ dersin ki…, yüreğim sürekli kanarken…
Yoksa 'ışk’ için akan kan abdesti bozmaz mı?
Sen'in meşrebinde…” *İhsan Fazlıoglu
Nerde kalmıştık? ..
Hiç bir yerde ve hiçbir şeyde kal(a)madık ki! Hiç bir yerde yokuz..
Oysa; İnsan nihayet yasadığı an'a şahit.. Görmezden gelemiyoruz olan biteni..
Yoksa kendi adıma aciz biriyim..

Çok değil yahu, insan olmanın asgari gereğine talib olabilirdik, ama nafile..
2 binlere gelmeden ne yapmış isek (ki ne yaptık onu da bilmiyorum) onları konuşmaktayız hala. Halbuki yeni dünya düzeni, 1991 başlarında Irak’ın işgaliyle başladı. 2 bin senesine ise; milenyum dediler ve globalizmi ilan ettiler.
Evet, biz yaşarken oldu bütün bunlar.
Ve tabii ikibinyirmi’ye gelindiğinde global “dijital hegomanyayı” açıktan ilan ettiler.
“O vakitler ısırgan otundan şampuan icad edilmemişti..” Henüz birçok güzel insan beyaz atlara binip gitmemişti daha..
Hakkımız olmayan ganimetleri paylaştık, makamları, saltanatları.. Hakkımız olmayan (Bedeli ödenmemiş) savaşların sloganlarını tükettik. Ürettik diyemiyorum, ki, üretebilseydik keşke, buna da razıydık!
Mustafa Akad’dan sonra ne acılarımızın ne de sevinçlerimizin filmini çekebildik. Madem acılardan besleniyoruz, son 150 yıldır bütün coğrafyamızda ve son 40 yıldır yakın coğrafyamızda bu acıların ne şiiri ne hikayesi yazılabildi!
Aslında Cahit Zarifoğlu üstad bir kısmını yazdı o vakitler:
“Hava çok hoş insanın tuttuğu yerler azar azar
Kalbin zengin davetleriyle oynar
Çocuklar o anda çok yakında bakarsın bir aşk sayhasında
Yaslanırlar güzel anaların kollarına
Hava çok hoş başın tuttuğu idrak yanımızda”
Geçen gün gördüm bir yerde, İslam'ın(müslümanın ) savaş ahlakından dem vuruyordu bir büyüğümüz. İyi de, bu ahlak neden iki veya daha çok Müslüman arasında, Müslümanca anlayışlar arasında cereyan etmiyordu? Birbirimizin çiğ etini yemekte olduğumuz vak’a değil mi Allah aşkına? Oysa kardeşlik güzelliktir, zenginliktir ve dahi insanları bağlayan bir hukuki statüdür. Kişiyi hem borçlandırır hem alacaklı hale getirir.
Oluk oluk kan akarken bazı aklı evveller, sosyal medyada ve benzer mecralarda (Bunların bir çoğu da etrafımızda İslami/dindar kimlikle dolaşıyor..) “Ama İslamcılık yapıyorsunuz..” diyorlar.. Ömer Karaoğlu’nun da dediği gibi evet, İslamcıyız!
Bir dahaki sayıya kadar söz biter;
Anne ben Afrikaya hiç gitmedim ve en acısı “Filistin" adında bir torunum da yok henüz..
18 Mayıs 2021
Denizli
40 günün gösterdiği gerçek I Hamza Er
09.04.2026
İSRAİL SONA YAKLAŞIYOR - Mehmet Taşdöğen
19.03.2026
Rachel Corrie'nin Yolunda Yürümek-III KADİR ÇİÇEK 10.04.2026
Eleştiri ve Ahlak YUSUF YAVUZYILMAZ 11.04.2026
Mezhebin Kadar Savaş! DERVİŞ ARGUN 13.04.2026
Rachel Corrie'nin Yolunda Yürümek-II KADİR ÇİÇEK 04.04.2026
Rachel Corrie'nin Yolunda Yürümek-III KADİR ÇİÇEK 10.04.2026
Arada Kalan Hamas ve Direnen İran DERVİŞ ARGUN 06.04.2026