Bürokratlar, devletin işleyişinde önemli bir görev üstlenen, konularında uzman, hiyerarşik düzen içinde çalışan, birbirini denetleyen memur takımıdır. Kuşku yok ki bürokrasi sınıfına sahip olmayan bir devlet yapılanmasından söz edilemez. Bundan dolayı bürokrasi, siyasal iktidarların en çok üzerinde durmaları gereken bir konudur. Siyasal iktidarın karşılaşacağı en önemli sorunlardan biri liyakatsiz bürokratların doğurduğu sorunlardır. Çünkü bürokratlar devlet işleyişinin en önemli unsurlarıdır. Bürokratlar, devletin işleyişinde halkın ilk karşılaştığı memur takımı olduğundan, görev yapma biçimleri siyasal iktidarı doğrudan etkileyecektir.
Siyasal iktidarların karşılaştığı en önemli sorunlardan biri, liyakatsiz bürokratların doğurduğu sorunlardır. Bulunduğu makama liyakati ve başarısı ile değil eş, dost, akraba, siyasal görüş nedeniyle, bin türlü hile çevirerek ve rakiplerini ahlak dışı yöntemlerle eleyerek, torpille gelen bir bürokratın hak, adalet ve liyakatten söz etmesi ne trajik çelişkidir.
Bulunduğu makama siyasal yandaşlıkla gelen biri kadar seçim öncesinde tedirgin olan insan yoktur. Çünkü kendi yöntemini başkasının deneyeceği ihtimali liyakatsiz bürokratın uykularını kaçıran en önemli faktördür. Bundan dolayı sürekli huzursuzdur.
Liyakatsiz bürokratın en büyük dayanağı arkasındaki siyasal güçtür. Bu yüzden o gücü kaybetmemek için yapamayacağı şey yoktur. İlk önce ahlaki ilkelerinden taviz vermeye başlar. Çünkü kendisinin tercih edilmesi başarısından dolayı değildir. Bundan dolayı kendisinden kolayca vazgeçileceğinin bilinciyle yaşar.

Sanat, edebiyat, sosyal bilimler, müzik gibi alanlarda herhangi bir yeteneği olmayan bürokratın en çok korktuğu şey emeklilik korkusudur. Çünkü emekli olduğunda büyük bir boşluk onu beklemektedir. Bir de kendisine gösterilen saygının makamından ayrıldığı an biteceği endişesi onun rahat uyku uyumasına bile engel olur.
Liyakatsiz bürokrat, adalet ile görev arasında seçimle her kaldığında, adalet yerine görevde kalmayı tercih eder. Siyaset bunu bildiğinden liyakatsiz bürokratın bu zaafını sonuna dek kullanır.
Liyakatsiz bürokrat, başarısızlığını ideoloji ile doldurmaya çalışır. Vatan, millet, bayrak ve din başarısız bürokratın en çok istismar ettiği değerlerdir. Çünkü onun görevde kalmak için istismar etmeyeceği değer yoktur. Bu da onu gün geçtikçe kişiliğinden taviz vermeye zorlar.
Gazali'nin dediği gibi başarısız ve liyakatsiz bürokrat, aşağıdakileri ısırır, yukarıdakilere ise kuyruk sallar. Bu onda çıkarcı bir ahlak anlayışı oluşturur. Artık onun değişmez ve evrensel ahlak ilkeleri yoktur.
Liyakatsizlik temelde bir bilgi ve ahlak sorunudur. Bilgi sorunu, kendine olan güven eksikliğine, ahlak sorunu ise ikiyüzlülük ve adaletsizliğe yol açar. Bundan dolayı liyakatsiz bürokrat, kendini sağlam hissedeceği ve güvende olacağı bir dayanak arar. Bu dayanak, bilgi ve ahlak donanımı zayıf olduğundan, liyakat ve başarı gibi kıstaslar olamaz; onlara yaslanamaz. Bu da onu geleceğini güvence altına alacak farklı arayışlara iter. Liyakatsiz bürokratı tamamen siyasetin emrine veren de bu durumdur.

Liyakatsiz bürokrat, yolsuzluk için en kullanışlı araçtır. Bütün varlığını borçlu olduğu siyasal ilişkiler ağı onu böyle bir tutum almaya zorlar. O, her halükarda kendini oraya getiren siyasal gücü savunur. Aslına bakılarsa liyakatsiz bürokratın, herhangi bir siyasal görüşe bağlılığı da samimi değil, araçsaldır. Yeni gelen siyasal iktidar onu görevdetuttuğu sürece onu da savunmaktan çekinmez. Onun taraftar ve karşıtlığını çıkarları belirler. Taraftarlığını ve karşıtlığını belirleyen eşik, çıkarlarının sona erdiği noktadır. Bundan dolayı ondan ahlaki bir tutarlılık beklenmez.
Öte yandan liyakatsiz bürokrat, son derece kurnaz bir yapıya sahiptir. Siyasal değişimleri iyi izlemek zorundadır. Geleceği bu siyasal değişimleri izleyip, olası değişimlere karşı, gerekli tedbirleri almasına bağlıdır.
Liyakatsiz bürokrat, gelecekte kendini güvenceye almak için, kendisinin de bir parçası olduğu, yakından tanık olduğu ve bir alanda içinde bulunduğu yolsuzlukların çetelesini tutar. Bunu kendisini bu görevden uzaklaştırmak isteyenlere karşı bir silah olarak kullanır.
Adaleti, liyakati temel almayan iktidarların çöküş süreci büyük yolsuzluk tartışmalarına tanıklık eder. Bu yolsuzluk sürecinin en önemli aktörleri bürokratlardır.
İslam tarihinde özellikle Hz. Osman'ın halifeliğin ikinci dönemi bu durumun olumsuzluğuna işaret eder. Hz. Osman, belki de iyi niyeti, yumuşaklığı ve güveni dolayısıyla bürokratları kendi akrabalarından seçer. Oysa Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer, yönetimleri sırasında kendi akrabalarını göreve getirmeme konusunda titiz davranmışlardır. Hz. Osman'ın göreve getirdiği bürokratların önde gelenlerinden olan valilerden ( ki büyük bölümü Hz. Osman'ın akrabasıydı) şikayet gelmeye başladı. Özellikle bu itiraz ve uyarıların başını Hz. Ebu Zer çekiyordu. Hz. Osman, şikayetleri dikkate alacak yerde valileri görevde tutmaya devam etti. Şikayetleri dile getiren Hz. Ebu Zer ise Rebeze Çölü'ne sürgüne gönderildi. Bu da ümmet içinde hoşnutsuzluğa neden oldu.

Bu valiler içinde en zeki ve donanımlı ve bir o kadar da kurnaz olanlardan biri de siyaset dahisi olan Suriye valisi Emir Muaviye idi. Nitekim bu isim gerçekleşecek bütün siyasal karışıklıkların ve iktidar mücadelesinin göbeğinde yer alır. Hz. Osman dönemi liyakatsiz bürokratları görevde tutmanın bedelinin ne olacağı konusunda uyarıcı bir örnektir. Büyük bölümü akraba ve liyakatsiz bürokratların uygulamalarından oraya çıkan şikayetler bir süre sonra onu göreve getiren ve arkasında duran yöneticilere tepkiye dönüşür. Nitekim Hz. Osman bu tartışmaların oluşturduğu çatışma ortamında şehit edilir.
Bundan dolayı siyasal iktidarların en çok dikkat etmeleri gereken şey, adalet ve liyakattir.
Mehmet Yaşar Soyalan ile Derkenar...
05.06.2026
28 Şubat'çı Reha Muhtar öldü
04.06.2026
2026 yaş çay alım fiyatı belli oldu
13.05.2026
Şehit yakınlarına iki asgari ücret verilecek
13.05.2026
Rasim Ozan Kütahyalı gözaltına alındı!
14.05.2026
Sülfürik asit krizi bütün dünyayı etkiliyor
13.05.2026
BOSNA GÜNLÜKLERİ - 5 ÜSTÜN BOL 23.05.2026
oyaladı dost… MUSTAFA AKMEŞE 21.05.2026