Felsefesiz yaşamak, gözü kapalı yaşamaktır. ( Descartes )
Hayat, bilim, felsefe ve dinin ortak girişimiyle ve beraberce inşa ettikleri bir süreçtir. Aslında, hayat temelde bilim tarafından inşa edilir. Felsefe ve din, inşa sürecinin aydınlanması ve anlamlandırılmasında sorumluluk üstlenirler.
Söz gelimi bir sistemin nasıl kurulacağı, bir şehrin nasıl inşa edileceği, bir bitkinin ya da hayvanın nasıl en iyi şekilde yetiştirileceği, teknolojinin nasıl üretileceği gibi insan hayatıyla doğrudan ilgili her şey bilimin konusudur.
Felsefe, “niçin” sorusu ve evrensel etik kuralları çerçevesinde, bütün bunların yapılmaya değer şeyler olup olmadığını sorgular. Yapılacaksa da hangi ilkeler çerçevesinde ele alınması gerektiğini tartışır.
Din ise yaptığı her işte insanı, vicdani duyarlılığa davet eder ve ona, yaptığı her eylemin uhrevi bir karşılığı olduğunu hatırlatır.
Bunlardan biri olmaksızın yürünecek her yol risk ve tehlikelerle dolu olacaktır. Bilim olmadan hayat inşa edilemez. Felsefe olmadan, inşa edilen şey, evrensel ilke ve değerler açısından müzakere edilemez. Din olmadan da polis ve yasa kontrolünün olmadığı kritik durumlarda insanın canavarlaşması engellenemez.
Bilim ve felsefenin gelişmediği toplumlarda, bunların oluşturduğu boşluk din tarafından doldurulmaya çalışılır. Bir takım insanlar hayatı sadece din ile inşa etmeye kalkışırlar, hatta dindar gençlik yetiştirmekle her şeyin halledilebileceğini düşünürler. Oysa din tek başına hayatı inşa edemez, sadece inşa edilmiş bir hayatı anlamlandırabilir.
Söz gelimi temel bilimler için ya da tarım ve sanayi üretimi için gerekli bilgileri dinden sağlayamazsınız. Bir şehrin nasıl inşa edileceğini, trafiğin nasıl düzenleneceğini dinden öğrenemezsiniz. Fakat bunların felsefe üzerinden aydınlatılması, din üzerinden ise anlamlandırılması mümkün olabilir.
Aslında coğrafya olarak bizim serencamımız, inşa edilmemiş ve aydınlatılmamış, yani bu boyutları eksik bırakılmış bir hayatı, sadece din üzerinden anlamlandırmaya çalışmaktır, hem de çarpıtılmış bir din anlayışı üzerinden…
Hayatın inşası, aydınlatılması ve anlamlandırılması işlevlerinin tamamının dinden beklenmesi, bir taraftan hayatın inşa edilmesini engellerken, diğer taraftan ise dinin asıl işlevini yerine getirememesine yol açar.
Toplumsal yaşam için gerekli olan sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel sistemleri inşa edebilmek, toplumun ihtiyaç duyduğu teknolojiyi geliştirebilmek vb. amaçlar için din kadar bilim ve felsefeye de ihtiyacımız vardır.
Kısacası, bilim inşa eder, felsefe aydınlatır, din ise anlamlandırır. Ne zaman ki, bizim coğrafyamızda dini cemaatler kadar bilimsel ve felsefi cemaatler de oluşmaya başlar, işte o zaman umutlanmak için bir bahanemiz olabilir. Zira umut, gerçeğin görüldüğü yerde başlar.
Umran dergisi Eylül 2026 sayısı çıktı
05.09.2026
ABD uçağı pistten çıktı: 5 ölü
07.09.2026
Dindarlaşarak Gavurlaşma|Fuat Durgun
13.08.2026
GÜNDEMDEKİ KONULAR|DAVUT GÜLER
18.08.2026
Kasıt ve Kusur: Süleymancılık AHMET GÜRBÜZ 24.08.2026
Genç, Musa ve Hakîm’in hikayesi OSMAN KAYAER 19.08.2026
YENİ BİR EĞİTİM MODELİ ÖNERİSİ ORHAN GÖKTAŞ 26.08.2026
Ezherli Kuytul AHMET GÜRBÜZ 02.09.2026