metrika yandex

hey okçular yani ebeveynler orda mısınız?

Mustafa AKMEŞE

15.07.2022


daha acı olan
bu sığ anlayış nedeniyle
sözde benzer konforlar yaşatmak için
gücümüzün yettiği kim varsa çevremizde üzerlerine bir gölge gibi çökeriz!
eş gibi,
evlat gibi…

ah ki ah!

konuşalım burayı
değer sanki!
demiştik geçen hafta…

sahip olunanı korumak içgüdüsü ve
kaybetme korkusu kişiyi çeşitli tedbirlere yöneltir.
mesela ticari hayatta risk almayan esnafın
işinde büyüme imkanı yoktur. kendi yağında kavrulur gider.

mesela uzun süre memur olan zihniyetin adrenali yüksek işlerde bezi olmaz!
sınırlarını zorlamaz ve elinde olanla yetinir...
uzun yıllar memur olandan iyi bir idareci veya
mesela iyi bir ülke yönetmesini beklemeyin.
olmaz, valla olmaz...

hayatı emir alarak geçen bir kişinin ülkeyi zıplatmasını beklemeyin
anladınız siz…

“memur çocuğu işte” diye bir söz vardır
bir çok açıdan da doğrudur.
çocuklarını bile kendi konforuna benzer bir hayatı arzular ve yetiştirir sonuçta en iyisi yüksek maaşlı ücretli kişi olur...
doktor olan veya isteyen gençlere bakın
ailenin sosyo ekonomik durumunu belli eder ve
bütün yorgunluğun tek sebebi
“insanlığa armağan olsun bedenim, emeklerim” falan için değildir.
okul bitince işin garanti olmasıdır.
öyle işte...

garanti işin sahibi olmak isteyeni çok olur dost.
onun için millet olarak
inancı ve ideolojisi ne olursa olsun ortak buluştuğumuz tek şey;
çocuklarımız iyi bir eğitim alsın, okusun en iyi üniversiteyi kazansın sonra da
ya devlette ya da bir patronun yanında yüksek ücretli bir işe hemen başlasın...
böyle bir yarışın illa ki bir karşılığı olur be dost.
bilirsiniz..
ana sınıfına kadar düşen bir telaşın adıdır iyi eğitim almak…
eğitiminiz batsın diye başlayan cümleler kurardım ama yazı dili olmasaydı... ah ki ah!

sahi söyleyin allah aşkına;
geçen yüzyıldı sanki!
parmakları morarmış halde,
paçaları kar suyuyla ıslanmış,
yanakları soğuk yediği için kan durmuş
ama o ara
cepleri dolu bilye ile
mahallenin çocuklarını “ütmüş”
gülen gözleriyle eve gelen çocuklar bilirim…

sahi o meslek ideali için koşturduğumuz bebeler
bilye oynar mı hiç? veya zamanı var mıdır ki!

hayır hayır! çocukluğumun nostaljisi değil anlatmak istediğim.
özgürlük  diyorum!
özgür olmak ipsiz olmak, sorumsuz olmak hiç değil be dost.

gelecek olanın zorluğunun korkusu
küçük omuzlara ebeveynlerin gölgesinin yük olarak çökmediği
hayatı tam da yaşında yaşamaktan bahsediyorum.

 
“şimdi zorlanır ama sonra rahat eder”
diye kurulan ezber kutsal cümleler için
çocuksu mutluluğun heba edilmesi benim dediğim.
ebeveynlerin hastalıklı gelecek korkusunu ve daha önemlisi kendi yapamadıkları ve ulaşamadıkları ne varsa
çocukları üzerinden acısını çıkarma halinden bahsediyorum.
tanrıcılık oynama hevesi işte!

çocuklarımızın sahibi değiliz,
sizce bize allah'ın emaneti olmaları her şeyi açıklamıyor mu?
şöyle mi desek o zaman;
çocuklarımızın bir gün yuvadan uçacak olmaları gerçeği nedeniyle
bedensel ihtiyaçlarını düşündüğümüz kadar,
hiç olmasa uçacak cesareti versek büyürken yanımızda, onu derim.

şairin ifadesiyle:

“okçunun önünde kıvançla eğilin
çünkü okçu,
uzaklara giden oku sevdiği kadar
başını dimdik tutarak kalan yayı da sever”
diyordu halil cibran...

mahallenin meczubu ökkeş duygulanır;
çocuklarınıza gölge etmeyin
sadece sevin ve
teşvik edin
başka ihsan istemez…

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş