metrika yandex
  • $44.73
  • 51.42
  • GA51500

Güven Kaybı

YUSUF YAVUZYILMAZ
04.12.2022

 

Ahlak (içerik, irfan, samimiyet) ile ibadet arasındaki bağ koptuğunda, dindarlığın özünden uzaklaşarak gösterişçi dindarlığa dönüşmesi kaçınılmazdır. Gösterişçi dindar, namazını kılar, orucunu tutar, sakal bırakır, örtünür; ancak kul hakkına girmekten çekinmez, yalan söyler, hukuk dışı işlere girişir. Çünkü kıldığı namaz tuttuğu oruç samimiyetten yoksun olduğundan onu haramdan uzaklaştırmamıştır. İbadetler toplumsal hayata ahlak olarak yansımıyorsa işlevini yerine getirmiyor demektir. Kişinin ibadetlerindeki samimiyeti, yolsuzluk, haram, hak ve adalet karşısında takındığı tavırla ilgilidir. Ne yazık ki, sokaklar ibadetleri araçsallaştıran ahlaksız insanlarla doludur. Akşam sabah ağzında helal haram olan insanlardan bir kilo balık veya mandalina alırken güvenilmiyorsa, pazarda bir balık satıcısına bir kilo balık hazırla biraz sonra alacağım deyip ayrıldığınızda yarısını çürük veriyorsa, tezgahın önüne iyi malları koyup, müşteriye arkadaki kalitesiz malı veren pazarcılar sizi aldatmaya kalkıyorsa ortada derin bir ahlak sorunu var demektir. İşin en kötü yanı, bu davranışları yapan insanların, yaptığı eylemleri dini söylemin arkasına gizleme çabalarıdır. Birde bu ahlaksızlığı yapan, başka insanları ve siyasileri yolsuzluk yapmakla suçlamakta ve eleştirmektedir. Kendi hayat alanında ahlaksızlığa bulaşmış insanların eleştirisi asla samimi değildir. Onun eleştirisi yolsuzluğun olmasına değil, kendinin pay alamamasınadır. Bu noktada insanlar, yaptıkları kötü davranışı rasyonelleştirmek için, kötülüğü başkalarının da yaptığı savunmasının arkasına sığınmaktadır. Bugün ve yakın gelecekteki en önemli sorunumuz budur.

İnsanların inançlarıyla ilgili bu tür tutarsız davranışların temelinde derin bir ahlak sorununun olduğunu gösteriyor. Aliya İzzetbegoviç’in dediği gibi "Müslümanların bir ahlâk problemi var. Hayatlarında İslâm gözükmez, bir deist gibi yaşarlar, ancak bazı özel an ve zamanlarda dini olanı görmek isterler. Onlara göre Müslümanlık bu şekildedir çünkü şekilcidirler." (1) Bu davranış şekli dindarlıklarının ne kadar içerikten ve ahlaktan yoksun olduğunun işaretidir.

Ahlaksız dindarlığın en önemli göstergesi ise şekilciliktir. "Şekilcilik imanın afeti ve felaketidir. Eğer bir toplumda imanın olup olmadığını görmek istiyorsak, insanların zahiri amellerinin nasıl olduğuna bakmak yetmez. Bunun için bu insanların imani tecrübelerine nüfuz edebilmemiz gerekir. Asıl bu imani tecrübenin nasıl olduğuna bakmak gerekir. Nasıl bir eğitim ve öğretim sisteminin çocukların imani tecrübelerini canlı tutabileceğine bakmak gerekir. ...Bu yüzden arifler daima insanların ruhi hayatlarına önem veriyor ve canların, canlı ve güzelleşmesi gerektiğini söylüyorlardı." (2)

Öte yandan gelenekten gelen unsurların dinin doğrularıymış gibi algılanması da önemli bir sorun alanıdır. "Nitekim bütünüyle örften doğan ve milli olan bazı hususlar, Müslümanlar tarafından dinin asıllarıymış gibi değerlendirilmeye esas alındığı için, bu gibi yan ürünler, zaman içerisinde asli kriter durumuna geçirilmişlerdir. " (3) Muhafazakar dindarların tutum ve davranışlarını bunun kadar iyi anlatan bir ifade olamazdı. Şekilcilik zahiri, literal ve gösterişçi bir dindarlıktan beslenir. İçeriğe değil, forma önem verir. Ahlaki değerleri değil, görüntüyü öne çıkarır.

Öyle görülüyor ki, dindarlarda ekonomik ilişkilerinde kolaylıkla hukukun dışına çıkma eğilimleri var. Gazali’nin büyük eseri ‘İhya’da söylediği gerçekleşmiş gözüküyor. “Rivayet edilir ki, altın ve gümüş paralar ilk defa basıldığında İblis onları öpüp başına koydu ve ‘İkinizi kim severse o artık benim kölem olmuştur’ dedi.” (4)

Bütün kirli ilişki biçimleri insanların ahlaklarını zedeler. Çıkış yolu insanların kendilerini yeniden inşa etmelerinden geçiyor. Kalbi kötülüklerden arındırmak, insanların yeniden inanmalarını gerekli kılmaktadır. "Kalbin en büyük sünneti, Allah'tan başka masivayı onun içine sokmamaktır. Kalbin sünneti her işte halis niyettir, ihlas ve samimiyettir. Kalbi sünneti kibre kapılmamaktır. Kardeşine karşı alçak gönüllü ve mütevazı olmaktır."(5)

Gelinen nokta, iddiaların aksine davranışların öne çıktığı, adil bir dünya tasavvurunun yerini menfaatlerin aldığı, dinin temel kavramlarının siyaset, ekonomi ve sosyal hayatta istismar edildiği bir sürecin içinden geçtiğimizi gösteriyor.

Yaşadığımız derin bir ahlak krizidir. Bu krizden çıkış için yol gösterecek ilkeler önümüzdedir. Hiçbir bilinç seviyesi olmayan ve her tür kötülüğe bulaşmış bir bedevi topluluktan insanlığın seçkin örneklerini çıkaran ilkeler elimizdedir. Eksik olan “Anam babam sana feda olsun” deyişindeki samimiyettir. Dine bağlılığı samimi olmayan insanların, karşılaştıkları sorunlarda dini istismar ederek kendi konumlarını meşrulaştıracak yorumlar üretmesi sık rastlanılan bir durumdur. Yaşadığımız süreç bunu açık bir şekilde göstermektedir.

 

1- Aliya İzzetbegoviç, İslam Deklarasyonu, Fide Yayınları

2- M.Mansur Hashemi, İslami Entelektüalizm, Mana Yayınları

3- Namık Kemal Okumuş, Nifak'ın Kıyam Hali/ Dindarlık Maskesi Takmış İkiyüzlülük Görünümleri, Araştırma yayınları

4- Gazali, İhya, III. Cilt

5- Mehmet Görmez, Gençliğin Anlam Arayışı, Otto yayınları.

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
Sayenizde Kurban