metrika yandex

BİTİK ERKEKLER

14.12.2020
Feyzullah AKDAĞ

Gelişen teknolojinin getirdiği yeni davranış biçimleri, yeni hayat tarzlarını ortaya çıkardı. Bu duruma sosyal medyanın “kendini reklam etme” özelliği de eklenince insanların birbirinden etkilenmesi, yeni şeylerden anında haberdar olması, “akım” adı altında düşünce süzgecinden geçirilmeden tamamen taklide dayalı davranışların kopya edilmesi ne yazık ki günlük yaşamın rutini haline gelmiş durumda. Hatta öyle bir rutinlikten bahsediyoruz ki “bu gidiş nereye?” diye soracak olduğunuzda ayıplandığınızla kalacaksınız muhtemelen.
 
Şüphesiz, gelişen teknoloji kaynaklı yeni hayat tarzları tüm insanları az ya da çok etkiliyor. Ancak etkilenen öyle bir grup var ki acilen müdahale edilmediği takdirde insanlık nesli ve dolayısıyla her şeyiyle insanlık tehlikeye girecek. Bu grup erkeklerdir. Erkekliğin tüm rollerini ataerkillik, geleneksellik, kıroluk gibi etiketlerle yaftalayarak yepyeni bir erkeklik modelini önümüze sundular. Yeni kadınlık modelinin tanıtımı da feminist gruplara havale edilmiş durumda.  
   
Yeni erkeklik rolleri zaten betonarmeye gömülmüş ve ekran karşısında pasif şekilde büyüyen erkek çocuğuna rahatlıkla işlenebiliyor. Erkeğin fıtratında olan aktif olma, inisiyatif alma, risk alma, mücadele etme ve rekabet etme gibi önemli cinsiyet rolleri apartman ve şehir ortamında yeterli olmayan oyun alanları ve arkadaşsızlıktan dolayı tatmin edilememektedir. Erkek evlatlarımız, fıtri ihtiyaçların giderilmesinden uzak soft/yumuşak bir şekilde ekranlar karşısında büyüyorlar. Erkeğe biçilen yumuşak yaşam biçiminde tüm telkinlere rağmen yine de fıtri erkek davranışları ortaya çıkma ihtimaline karşılık, bilgisayar oyunları ve cinsel içerikli sitelerle bu davranışlar dış dünyaya yansımadan tatmin edilmiş oluyor. Erkekler, erkeklik rollerini dış dünyada ortaya koyduğunda reddedilmekten ve dışlanmaktan korktukları için sanal dünya, onların biricik sığınma ve tatmin yerleri oluyor. Bu durum, erkeğin yeni erkek rollerine uymak uğruna dış dünyada pasif, pısırık, riske girmeyen, çekingen şekilde yaşamasına sebep oluyor.
 
Dünyaca ünlü psikolog Prof. Dr. Philip Zimbardo “Bitik Erkekler” adlı kitabında günümüz erkekleri hakkında birçok bilgiyi bilimsel araştırmalara dayanarak veriyor. Verdiği bilgiler erkekler ve erkeklik rolleri ile ilgili tehlike çanlarının çaldığını açıkça ortaya koyuyor. Yukarıda değindiğimiz nedenlerden dolayı bilgisayara bağımlı yaşayan erkeklerin kızlardan kat be kat daha fazla olduğunu ifade eden yazar, bilgisayar oyunlarının da cinsel içerikli sitelerin de neredeyse tamamen erkeklerin ilgisini çekecek şekilde tasarlandığını vurguluyor. Sanal dünya, erkeğin tüm ihtiyaçlarını gidererek bütün gün evde oturmasına yönelik tasarlanmış durumda. Bunun doğal sonucu olarak insanlar ve özellikle erkekler bilgisayar başında hareketsiz kalıyorlar. Hareketsiz yaşam biçimiyle erkeklerin hızlı bir şekilde kilo aldıklarına değinen Zimbardo, obezitenin sorunun sadece bir yanı olduğunu ifade ediyor.
 
Zimbardo çok önemli bir bilgiyi şöyle aktarıyor: “Erkekler kilo aldıklarında –kas yapmadan kötü türden kilo aldıklarında- metabolik bir değişim gerçekleşiyor ve bedendeki hormon düzeyleri düşüyor; erkeğin hormonları cinsel ve toplumsal açılardan ciddi derecede daha az etkili hale geliyor. Bir erkek ne kadar dominant/erkeksi olursa ürettiği testosteron (erkeklik hormonu) da o kadar çok olur. Obezite ve testosteron hormonunun düşüklüğü birleşince ilginç şekilde kadınlık hormonu olan östrojen, sağlıksız şekilde artarak salgılanmaya başlıyor erkeğin vücudunda”
 
Kitapta verilen bilgiler gerçekten tüyler ürpertecek cinsten. Erkeklerin günümüzde “maçoluk” denilerek ayıplanan davranışları aslında erkekliğin ve dolayısıyla neslin devamı için hayati öneme sahip. Bununla beraber rekabet ve mücadele görmeden elbebek-gülbebek büyütülen erkeğin cinsel kimliğinin de tehlikeye girebileceğini anlıyoruz. 
 
Ekran karşısında şişmanlayan ve erkeklik hormonunu sağlıklı düzeyde salgılayamayan erkekte, kadınlık hormonunun anormal şekilde salgılanmasıyla cinsel kimlik sapmalarının önü alabildiğine açılmış oluyor. Erkeklerdeki cinsel kimlik sapmalarının kadınlara oranla kat be kat fazla olmasının altında yatan sebeplerden biri de budur. Bazı araştırmalar, eşcinselliğin erkeklerde kadınlara oranla beş kat daha fazla olduğunu ortaya koyuyor. Hatta bu oranın on bir kata kadar yükseldiğini iddia eden çeşitli araştırmalar da mevcut. Bu konuda ayrıntılı bilgi için Dr. Joseph Nicolosi’nin çalışmalarına müracaat edilebilir.
 
Sonuç olarak toplumsal cinsiyet rollerinin cinsiyet gelişiminde ne kadar hayati bir rol oynadığı bilim tarafından da ortaya konulmaktadır. Bırakalım oğullarımız kalemi çok severken tespih çekmesini de bilsin; kızlarımız üniversiteye hazırlanırken örgü örmeyi öğrensin. Bazı çevrelerin toplumsal cinsiyet rollerinin kökünü kazımaya çalıştıklarını görüyoruz. Bu çevrelerin en büyük destekçilerinin LGBT lobilerinin olduğunu da belirtmeliyiz ki resmin tamamı görülsün. İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu’nun malum LGBT derneklerinin yurtdışından yüklü miktarda para yardımı aldığını ifade ettiğini unutmayalım. 
 
Neslimizin ifsat olmaması için en büyük iş ebeveynlere düşmektedir. Evlatlarımızı ekran yerine biz büyütelim. Eskiden köyde doğa ile mücadele içinde büyüyen, ardından sokakta arkadaşlarıyla top peşinde rekabet eden yani “erkek gibi” büyüyen erkeklerin günümüz kent yaşamında bunları yapacak imkânları çok az. Hal böyle olunca iş daha çok babalara düşüyor. Babaların oğullarıyla daha fazla zaman geçirmeleri şarttır. Erkeklerin erkek gibi; kızların ise kız gibi yetiştirilmesi için devletimizin de yanlış politikalardan vazgeçip ebeveynlerimize her anlamda yardımcı olması gerekmektedir. Aksi takdirde ortalık tamamen LGBT ve feminist lobilere kalacaktır.
Yorum Ekle
Yorumlar (2)
Selocan.... | 28.12.2020 06:02
Tşkler emeğine yüreğine sağlık
Bahar tekir | 14.12.2020 14:39
Yine çok güzel bir konuyu ele almışsınız Allah sizden razı olsun