metrika yandex
  • $29
  • 31.28
  • GA2000

Eleştiri Yaparken Nelere Dikkat Edeceğiz

YUSUF YAVUZYILMAZ

29.08.2023

 

 

"Kibirle malul olanlar, herkese kendilerini dayatır, herkese öğretmeye çalışır.

Tevazu ise herkesten öğrenmeye açık olmak anlamı taşır."

(Atasoy Müftüoğlu,Akılsız ve Düşüncesiz Umutlar, s: 57)

 

 

Öncelikle eleştiri yaparken kişinin elinde olmayan etnik aidiyetini eleştiri konusu yapmaktan uzak duracağız. Bir siyasetçinin Ermeni olması iddiası üzerinden yapılan eleştirileri ırkçı, ayırımcı, faşist ve İslam dışı buluyorum. Kur'an'a göre hiçbir etnik grup ontolojik olarak kötü olarak adlandırılamaz. Etnik grupların değil insanların ahlakından söz edilebilir. Kaldı ki, Müslüman olarak adil bir Ermeni'yi adaletsiz bir Türk'ten daha üstün görmeliyiz. Irklar arasında hiyerarşik bir sınıflama yapılamaz. Bir insanın iyiliğini belirleyen ölçüt etnik kökeni değil, davranışlarıdır.

Eleştiri yaparken ideal ve realite arasındaki açıklığa dikkat edeceğiz. Her ideoloji ideal olan ile realite arasındaki uzaklığın gerilimini yaşar.Bu gerilimin ilk sonucu ideali terk ederek reel politiğe yaslanmak, ikincisi ise realiteyi reddederek ideale sığınmaktır. İdeali unutarak reel politiğe yaslandığınızda, yönünüzü inandığınız değerler değil, dünya gerçekleri belirlemeye başlar.

Realiteyi ve onun ürettiği sorunları terk edip idealin söylemine sığındığınızda ise hayat sizi reelin dışına atar. Çünkü aktüel sorunlara yönelmeyen, onlara cevap aramayan bir ideoloji yaşayamaz.

İslamcılığın yönü ve dili ideal ile realite arasında anlamlı bağlar inşa etmektir. İçtihat ve yorum bu amaca ulaşmak için ihmal edilmemesi gereken iki kavramdır.

İktidar yanlıları da özeleştiri ve eleştiri kültürüne uzaktır. Türkiye siyaseti iktidarı ve muhalefetiyle özeleştiri kültürüne uzaktır. Şu an iktidar yanlılarını susturan seçimin kazanılmış olması. Seçimi kaybetmiş bir Ak Parti'nin nasıl eleştirileceğini test etmedik henüz.

Yaptığımız eleştirilerde temel amacımız, hak ve hakikatin yanında olmak, uyarmak, yol göstermektir. Haklı bir uygulamanın yanında dururken, haksız uygulamaları da eleştirmekten çekinmeyeceğiz. Bunu yaparken amacımız dostlarımızı incitmek, küstürmek değil, yaptıkları yanlışla yüzleşmelerini sağlamak ve eleştiri ahlakına uygun bir şekilde uyarmaktır.

Eleştiri yaparken halkın iradesi dışında yöntemlere başvuran, terörü araç olarak kullanan, askeri darbeleri destekleyen, dini çıkarları için araçsallaştıran, Kemalizm'i kendisine maske yapan kitlelerle yol yürümeyeceğiz; onlara asla prim vermeyeceğiz.

Eleştiri yaparken uydurma, gerçek olmayan, doğruluğu test edilmemiş haberler üzerine kimseyi suçlamamak temel ilkelerimizdendir. Bir kimseyi yapmadığı bir eylemle suçlamanın iftira olduğunun ve bu eylemin sonuçlarının farkındayız.

Eleştirilerimizde Kur'an ve Sünnetin çerçevesini çizdiği ahlakın izinde olacağız. Kişilerle değil, yaklaşım biçimleriyle, ortaya konulan eylemlerle uğraşacağız.

Evet, iktidarın şehvetine kapılanları, güce tapanları, diyalog kanallarını kapatanları, azınlıkta kalan toplum kesimlerinin seslerine yeterince kulak kesilmeyenleri eleştireceğiz; aynı şekilde çoğunluğun oylarını hiçe sayanları, çoğunluğun haklarının ve iktidarını küçümseyenleri, halkın inançlarını aşağılayanları, otoriter bir siyasal dil kullananları, şiddeti bir siyaset aracı olarak kullananları, muhalefetini sadece iktidar karşıtlığına indirgeyip, toplumu kucaklayacak yeni bir proje sunmayanları da eleştireceğiz.

Yaşamımız boyunca hak, hukuk ve adalet temelinde farklı toplum kesimlerinin erdem temelinde oluşturttukları yeni bir siyasi hedefin izleyicisi olacağız. Arap aklını analiz eden Muhammed Abid Cabiri’nin isabetle belirttiği gibi yeni bir siyaset fıkhına ihtiyaç vardır. Bu ihtiyaca ne imamet mitolojisi anlayışı ne de Muaviye’nin temellerini attığı hilafet-saltanat modeli cevap verebilir. Devletin kutsallığı yerine hukukun üstünlüğü fikrini temel alan, açık ve şeffaf bir yönetim anlayışını benimseyen; seçim, şura ve biat anlayışını güncelleyerek oluşturulacak yeni bir siyaset anlayışına ihtiyaç olduğu açıktır.

Hangi statü ve konumda bulunursanız bulunun ahlaklı ve samimi olun. İslami kimliği temsil ettiğinizi unutmayın. Bir Müslüman olarak çalıştığınız iş yerinde, okulda, bürokraside size inanılıp, güven duyulmuyorsa retorikten vazgeçin.

Sizinle aynı inançtan olmayanlar sizi sevmeyebilir ama saygı duyabilirler.

İnsanların size saygı duymaları samimi olmanızdan, ahlaklıolmanızdan, görevinizitam yapmanızdan doğru sözlü olmanızdan, verdiğiniz sözü tutmanızdan kaynaklanır. Bunları yapmıyorsanız kıldığınız namaz veya tuttuğunuz oruç ile kimsenin sempatisini kazanamazsınız.

Farklı siyasal partilerde bulunan Müslümanlar birbirlerini siyasi yönden eleştirebilir, ancak tekfir edemezler. Hiçbir siyasal parti hakikatin merkezi değildir

Eleştiri yaparken muhaliflerimize adil olacağız. Onları yapmadıkları bir şey üzerinden asla suçlamayacağız.

Düşmanlarımıza karşı adaletsizlik yapmamızı yasaklayan bir Kitab'ın izleyicileriyiz.

Hangi parti fanatiği olursa olsun, tartışmaya girmeyin.

Çünkü o, hakikati politik düşüncesine hapsetmiştir.Bundan dolayı onlarla entelektüel tartışmanın imkanı yoktur.

Kutsal olan tarihsel mirasımız değil, Kur'an'ın değerleri ve onun tarihsel uzantısı olan Hz. Peygamberin uygulamalarıdır. Tarihsel mirasımız konumu, bilgisi ve birikimi ne olursa olsun hata yapmaya açık insan ürünüdür. Tarihsel hataları test edeceğimiz yer Kur'an ve Hz. Peygamberin uygulamalarıdır.

İslam dünyası ve Müslümanlar, gelir dağılımı adaletsizliği, yolsuzluk, hukuk ihlalleri, mezhep mücadeleleri,kadın hakları ihlalleri, otoriter yönetim biçimleri, dini menfaatleri için araçsallaştıran kurumlar içinde kıvranırken, bu soruna dikkat çekmek ve düzeltmek için gayret sarf eden kişilerin hedef alınması trajiktir. Ebu Hanife'den Aliya İzzetbegoviç 'e kadar tüm alimler bu durumdan payını almışlardır.

İslam dünyası ve Müslümanların karşılaştığı sorunlar yokmuş gibi davranarak bir adım atamayız. Allah adildir; hiç kimseye adaletsizlik yapmaz. Bu durumda mevcut durumunuzun nedeni bizleriz. Çünkü yaptığımız davranışın sonucundaki karşılık adalettir. Çünkü Allah iyi bit topluluğu cezalandırmaz.

Kur'an başımıza gelen kötülüklerin kendi seçimlerimiz sonucu olduğunu söyler. Kendimizi düzeltmek yerine bu uyarıları yapanları suçlamak sorunu çözmeyeceği gibi, var olan sorunları görmezden gelmeye yol açacaktır.

Unutmayalım, Müslümanların bugünkü durumlarından kendileri sorumludur. Dinlerini ciddiye alanların yaşanan Dindarlığın sorunlu olduğunu kabul etmeleri gerekiyor.

Hz. Peygamber Müslümanlara her gece Tevbe yapmalarını önerirken, günümüz Müslümanları zaaflarıyla yüzleşmekten çekiniyor. Bundan daha kötüsü bu zaafları dile getirenleri eleştiriyor. Oysa Türkiye'de görüntü itibarıyla dindar ahlak itibarıyla Müslümanlıkla asla uyuşmayan davranış sahibi bir kitle var. Biz hala dindarların sorunlu olduğunu kabullenmekte zorlanıyoruz. Neden bu halde olduğumuzun cevabı, kendimizi eleştirinin öznesi yapmaktan geçiyor.

Sakal,sarık cübbe gibi formlara büyük önem veren ancak verdiği sözde durmayan, borcuna sadık olmayan, adaleti ihmal eden, dedikodu yapan insanlar çoğalıyor. Bu ikircikli davranış dindarlara olan güveni iyice zedeliyor. Gelecekte bu durumun çok daha trajik sonuçlarıyla karşılaşacağız.

Bugün dindarların güvenilirlik sorunu var. Formel ibadetlerini yapan ancak sosyal konularda duyarsız insanlar çoğalıyor.

Dünya, bir taraftan Kur'an'ı yakarak en temel insan hakkı olan inanç hakkına saygı göstermeyen hastalıklı ruhların varlığına, öte yandan Kur'an'a yapılan saygısızlığa karşı çıkarken büyük ölçüde onun içerdiği ahlaki ilkeleri hayatına uygulamayan insanların varlığına tanıklık ediyor.

Bizim ötekimiz bizim gibi inanmayan, bizim partimizden olmayan, bizim etnik grubumuzdan olmayan, bizim cemaatimizden bizim dinimizden olmayanlar değildir.

Ötekimiz zalimlerdir.

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
Çok okunan haberler
Çok okunan yazılar