metrika yandex

“Deizm Palavrası” yazısına düşülen notun izahı

Osman KAYAER

26.04.2021

Mehmet Kurdoğlu kardeşim, benim “Deizm Palavrası” başlıklı yazımın altına şu notu düşmüş. “Henüz ilkokul çağında hafızlığa çalışan bir çocuğun sorduğu soruda her şey düğümleniyor. Çocuk hocasına "Neden zengin çocukları değil de biz fakir çocukları hafız oluyoruz?" diye soruyor. Artık çocuklar dahi sorguluyor. Ama sorularına tatmin edici cevap bulamıyorlar”

Yazıyı okumakla kalmayıp altına not düşerek yazının vuzuha kavuşmasına vesile olduğu için kendisine hassaten teşekkür ederim.

Şimdi bu misal üzerinden işin üzerine gidecek olursak öncelikle şunu söylemeliyim. Sadece şimdiki çocuklar sorgulamıyor, geçmişteki çocuklar da sorguluyorlardı. Başkasını bilmem ama kendi çocukluğumu henüz unutmadım. İskenderun'da Atatürk Ortaokulu’na giderken hocaya sormuştum. “İkinci dünya savaşında yer ile yeksan olmuş Japonya ve Almanya 10-15 sene içinde yeniden kalkınmış da biz 45-50 senedir neden hala onların seviyesine gelemedik?” diye.

Ayrıca henüz okullarda sağ sol ayrışması kavga gürültü aşamasına gelmeden önce, yani ben lise birinci sınıftayken bütün gençler tartışıp dururduk. Kimisi sosyalizmi savunurdu, kimisi milliyetçiliği, kimisi kemalizmi, birkaç kişi olsalar da kimisi de İslam’ı savunurdu. Ve karşı tarafa cevaplayamayacağı sorular sormak için kendimizi paralardık.

Ben yakın zamanda iki sene öğretmenlik yaptım, maalesef şimdiki öğrencilerde bizim zamanımızdaki kadar sorgulama ve itiraz ile karşılaşmadım. Bunu yaşı ilerlemiş her öğretmene sorabilirsiniz.

Müslümanlığın bu memlekette ne durumda olduğunu hatırlatması bakımından şunu da ilave edeyim. Antalya, Elmalı Ortaokul ve Lisesinde orta 3, lise 1 ve 2. sınıfları okudum. Lisede ortaokul ile birlikte yaklaşık 900 civarında öğrenci vardı. Masasında “Tek yol İslam” yazan sadece bendim. Elazığ’da lise 3. sınıfı 1500 talebesi olan büyük bir lisede okurken kendisini İslam’a nisbet eden sadece beş on kişiydik. Yani demem o ki “Bu memlekette gençler dahil herkes çok iyi birer Müslümandı da, son 15-20 yılda bozulmadı! Camiler dolup dolup taşıyordu da son yıllarda boşalmadı.

1978 yılında ilahiyat fakültesinde okumak için Ankara’ya geldiğimde Kızılay’da başı kapalı bir tek genç kıza rastlamadım. Başı kapalı kızlar seksenden sonra çoğaldılar. Onlara da tırpanı 28 Şubatçılar vurdu.

Gelelim Mehmet beyin çocuk üzerinden sorduğu ikinci soruya. “Neden fakirler dindar oluyor da zenginler dine pek aldırış etmiyorlar.”

Bu mesele, Hz. Peygamber risalet görevine daha yeni başladığı dönemde Mekkeli müşriklerce dile getirilmiştir. Onlar demişlerdi ki: “Sana ayak takımından başkası uymuyor”. Kur’an-ı Kerim, onların bu söylediklerini geçmişte peygamberlerine aynı sözü söylemiş bir başka kavminin dilinden bize hikaye etmiştir. Demek ki problem daha eski. Çünkü insan fıtratında bir değişiklik yok. Kullanılan alet ve edevatın değişmiş olması insanlığın bilgiyi biriktirmesi, insanın yaratılış özelliklerinin değiştiği anlamına gelmiyor. Bu mesenin en veciz cevabı “İnsan kendini müstağni gördüğü için azar” ayetinde verilir. Bu ayetin ne dediğini anlamak isteyenler iyi bir psikolog ile görüşmeliler.

Ayrıca Kur’an-ı Kerim, “güç zengini” Firavun, “bilgi zengini” Haman ve “mal zengini” Karun’un hikayesini ve akıbetini de anlatır. “İktidar sayesinde gayri meşru yollardan zenginleşen insanların İslam’dan uzaklaştıkları” sözüne itiraz etmem. Çünkü bu gayet tabii, insani bir haldir. Onların akıbetleri de Firavun, Haman ve Karun’dan farklı olmaz. Allah’ın bizim gibi, acelesi yok. Biraz sabredip akıbetlerini görmek gerekir.

Bu gün, sömürgeci ülkelerin durumu da bahsi geçen üç adam gibi değilmidir? Rusya’nın Kırım’ı ve daha pek çok yeri, Çin’in Türkistan’ı, İngiltere’nin bilmem kaç memleketi, Amerika’nın Irak ve Afganistan’ı açıktan, başka pek çok memleketi dolaylı yoldan işgal etmesinin altındaki psikolojik neden ya da siyasi akıl da kendini müstağni (üstün) görmesinden değilmidir?

Özetle demek istediğim şudur: “Türkiye’de Müslümanlık düne göre daha kötü durumda değildir.”

Yorum Ekle
Yorumlar (2)
şükrü savaş | 29.04.2021 12:20
Osman kardeşimin yazısı güzel olmuş. "Türkiye'de Müslümanlık düne göre daha kötü durumda değildir" Cümlesine aynen katılmakla birlikte nacizane sadece küçük bir katkıda bulunmak istiyorum. Yılların getirdiği baskı ve yıldırmadan ve en son 28 şubat travmasından sonra Erdoğan'ın gelişiyle bir rahatlama ve rehavet görülüyor. Kadınlarda ve gençlerde bu fazlasıyla hissediliyor. Yapılması gereken, hiç bir engelle karşılaşılmayan bu dönemde eşlerimiz ,çocuklarımız, torunlarımız ve gençler üzerinde çalışmaları yoğunlaştırmaktır. Hayırlı ramazanlar diliyorum.
Reşat YILDIZ | 27.04.2021 01:06
Peygamber muştusuyla sabit, garip gelip garip gidecek bu sahibi, dindarı olduğumuz dinin, “ne mutlu o gariplere” müjdesine muhatab olmaktan daha sevimli ne olabilir ki. Dinimizi yaşama ve yaşatma sorumluluğundan kaçma babında vesvese ve palavralara dikkat kesilmek bizi garibanlıktan gaflete mahkum edecektir. Allah takdiri ilahiyle, kaderle sabittir ki, yüceltmeyi murad ettiği dinini ezelden ebede dünyadan nasiplenmeye tenezzül etmeyen asil gariplere tevdi ederek kimden yana olduğunu göremeyecek kadar aldanmamakta ve gururlanmamakta sonsuz faydalar ve lezzetler var tadılası. Allah yar ve yardımcımız olsun duasıyla…