metrika yandex
  • $44.73
  • 51.42
  • GA51500
İtidal

CUMHURBAŞKANLĞI SEÇİMLERİ OLANLAR- OLACAKLAR

SÜLEYMAN ARSLANTAŞ
17.11.2021

2023 Cumhurbaşkanlığı seçim tartışmaları erken başladı. Bu tartışmalar planlı mı, plansız mı bilemem. Ancak tahminim odur ki nereye kadar gideceği belli olmayan millet ittifakı adeta olmayacakları erkenden piyasaya sürerek kendi içlerindeki alternatifleri yıpratma stratejisi izliyor. Bunun somut örnekleri Kılıçdaroğlu, İmamoğlu, ve Mansur Yavaş. Belki devamı da gelebilir. Cumhur İttifakı ise mevcut Cumhurbaşkanı ile yola devam kararlılığında. Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı seçimleri hep sıkıntılı olmuştur. İzmir Hava Bakım Teknik Okulu’nda öğrenci iken (1966) Gürsel’in yerine seçilecek cumhurbaşkanı için kışlada, askeri okulda bile kulis faaliyetlerine şahit oldum. Hatta o zaman Orgeneral rütbesinde olan Refik Tulga’nın biz askeri öğrencilere asker bir aday için propaganda yaptığını da hatırlıyorum.

1973 Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi olaylar ise gerçekten hatırlamaya ve hatırlatmaya değer olaylardı. Özellikle dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Org. Muhsin Batur’un seçimler öncesi ve sonrası tavırları oldukça ilginçti. Batur Paşa’yı Kızıldere olayları henüz sonuçlanmamışken (26 Mart1972) ya da Mahir Çayan ve arkadaşları henüz Kızıldere’ye varmadan önce Batur Paşa aralarında benim de bulunduğum bazı birim şeflerini, subayları, astsubayları topladı ve yaklaşık üç saati aşkın bir konuşma yaptı. Türkleri Orta Asya’dan çıkarttı ve o güne getirdi. Zira o gün önemli bir gündü. Bir taraftan Maltepe’de bir binbaşının kızı Sibel’i tutsak alan Hüseyin Cevahir ve arkadaşları, diğer yandan Fındıkzade’de kuşatılan Ulaş Bardakçı ve arkadaşları ve yine Malatya Kürecikte bulunan NATO’nun radar üssünü imha için yola çıkan Sinan Cemgil  ve arkadaşlarının Nurhak’ın inekçi köyünde öldürülmeleri vs. Evet Batur Paşa’nın brifing verdiğinde genel manzara böyle idi.

O dönem Nihat Erim Başkanlıktan istifa etmişti ve yerine Ferit Melen Başbakan olmuştu. Lakin bu başbakanlar 12 Mart 1971 Muhtırası sonrası olanlardır. Yeri gelmişken kısaca 12 Mart atmosferinden de bahsedelim. 1969 seçimleri sonrası meclis aritmetiği şöyleydi: AP oyların %46,5 alarak 450 sandalyeli parlamentoda 256 mv. çıkartmıştı. CHP ise %27 oy alarak 143 mv. çıkartmıştı. Yani AP bu seçimde de çoğunluğu sağlamıştı. Ne var ki soğuk savaş denilen küresel ortam ve bu ortamın kendi coğrafyamıza, ülkemize yansıması sonucu özellikle gençlikte ciddi kutuplaşmalar oluşmuş ve sağ-sol çatışmaları bütün hızıyla ülke geneline yayılmış bulunuyordu.

Özellikle Hava Kuvvetleri ve Deniz Kuvvetleri bünyesinde de ciddi kutuplaşmalar hissediliyordu. İşte böyle bir ortamda askerler Demirel Hükümeti’ne muhtıra verdiler. 1973 Cumhurbaşkanlığı seçimlerine mecliste çoğunluğu bulunan AP ve Demokratik parti gibi muhtıraya muhatap olmuş bir parlamento ile gidiliyordu. Askerler muhtıra verdikleri bir parlamentodan kendi adaylarının cumhurbaşkanı olması için oy istiyorlardı. Bu istek eşyanın tabiatına aykırı idi. Eğer 12 Mart Muhtırası ile 1969’da seçilen parlamento feshedilseydi belki de askerlerin dediği olurdu.

13 Mart 1973 günü seçimler olacaktı. O güne kadar tek bir cumhurbaşkanı adayı vardı, o da Genel Kurmay Başkanı Org. Faruk Gürler idi. Gerçekten de daha Gürler istifa etmeden önce seyahatlere çıkarken cumhurbaşkanlığı protokolü ile uğurlanıyor ve karşılanıyordu. O tarihte ben de Etimesgut 12.Üs’de görevliyim. Tüm olup-bitenlere de kısmen şahidim. Yine bir gün Gürler Paşa Üs’se geldi, sivil ve asker tüm üst düzey bürokrasi orada( Muhsin Batur Paşa hariç) Gürler Paşa’ya yine Cumhurbaşkanlığı protokolü uygulandı. Biz de uçuş kulesinden merasimi takip ediyoruz. Arkadaşlarla durum değerlendirmesi yaparken hemen hepsi Gürler’in kesin cumhurbaşkanı olacağı kanaatlerini belirttiler. Tek muhalif ben idim.

Niçin?

Bunu izahtan önce 13 Mart gününe ilişkin olarak bir anımı paylaşmak isterim. Gürler Paşa 7 Mart 1973 günü Genelkurmay Başkanlığı’ndan istifa etti veya emekliye ayrıldı. Hemen akabinde 8 Mart günü kontenjan senatörü Mehmet İzmen istifa ettirilerek yerine E.Org.Gürler kontenjan senatörlüğüne getirildi.O gün emrinde çalıştığım ve saygı duyduğum Albay Ö.Z.Erdem beni makamına çağırdı. Ara sıra bazı konularda sohbet için davet ederdi. Makamında; ‘Söyle bakalım cumhurbaşkanı kim olacak?’ Tek adayın olduğu bir zamanda soru ilginçti. Ben de cevaben: ‘Albayım! Siz dahil tüm Harp Okulu mezunu olanların cumhurbaşkanı olma şansı var, yalnız Gürler Paşa hariç’ dedim. Tabi Komutanım beni azarladı ve: ‘Seni de bir şey biliyor sanıyordum. Çık’ dedi. Makamı terk ettim. Saatler ilerliyor, derken AP’si 1960 ihtilali sırasında Hava Kuvvetleri Komutanı olan, o gün itibariyle senato Başkanı Tekin Arıburnu’nu aday gösterdi. Ardından AP’den kopan Demokratik Parti Ferruh Bozbeyli’yi aday gösterdi. Bu iki partinin toplam mv. 256 idi. Ve bunlar 12 Mart muhtırasına maruz kalmış kimselerdi. 12 Mart Muhtırasının baş mimarı da Faruk Gürler Paşaydı. Zaten Faruk Gürler Paşa aday olmazdan öncede gazeteler ondan başka hiç kimsenin şansı olmadığını yazıp çiziyorlardı. Mesela Günaydın Gazetesi’nde Necati Zincirkıran 4 Mart 1973’deki makalesinde: ‘Güçlü bir Cumhurbaşkanı adayı olarak bugün Org. Faruk Gürler’den başka desteklenecek kimse yok’ diyordu. Yine Günaydın Gazetesi’nde çıkan bir başka haberde Gürler ailesi ile ilgili olarak: ’Faruk Gürler ve eşi evliliklerinin 40. Yıldönümünü Çankaya’da kutlayacaklardır.’ notunu düşüyordu (1)

O günün basını asker ve sivil bürokratları Gürler Paşa’yı yegâne aday görseler de Muhsin Batur Paşa farklı düşünüyordu. Hikmet ÖZDEMİR bu konuda şu notu düşüyor:’ Kaldı ki, Orgeneral Gürler’in ardında var olduğu söylenen ordu desteği ve Hava Kuvvetleri Komutanı Muhsin Batur’un Org. Gürler’in adaylığını desteklemediğine dair son gelişme, parlamento tarafından (oylamaya geçilmeden önce) duyurulacaktı. Oylamanın yapılacağı birleşik genel kurul salonundaki locada adet olduğu üzere ve beklendiği halde Org. Batur’un gözükmeyişi bile, parlamentonun Org. Gürler krizini aşıp, politikaya dönüş yolunu açan kararına hizmet etmiştir, demek mümkün.” (2) Yine Hikmet Özdemir o güne ilişkin (13 Mart) Muhsin Batur’un “Anılar ve Görüşler” kitabından şu notu da düşüyor. "İlk günkü oylamada bütün ısrarlara rağmen, oylama sırasında meclis şeref locasına gidip gövde gösterisi yapmayı kabul etmedim, hiçbir Hava generalini de göndermedim, çünkü olumlu sonuç alınamayacağı aşikardı. Çeşitli rica ve baskılar üzerine sonraki günlerde bir defa meclise gidip bir seçim turunu izledim.” (3)

Netice itibariyle meclis birleşik olarak (MV. ve Senatörler) 13 Mart günü Cumhurbaşkanlığı seçimi gündemi ile toplandı. Tabi bütün gözler Faruk Gürler’in üzerinde. Oturumu Meclis Başkanı Sabit Osman Avcı yönetiyor ve oylamalara geçildi. İlk tur Faruk Gürler 175, Tekin Arıburnu 284, ikinci tur Faruk Gürler 186, Tekin Arıburun 285 ve üçüncü turda da benzer bir sonuç. Faruk Gürler külçe gibi koltuğuna gömülmüş durumda. Bizler de seçimleri izlemekteyiz. Bu arada ben de sabahleyin beni makamına çağıran komutanımın odasına kendi isteğimle gittim. Komutan koltuğunu duvara döndürmüş benim topuk selamımdan sonra; ‘Neye geldin?’ diye sert bir şekilde seslendi. Ben de: ‘Belki seçimlere ilişkin olarak bir sorunuz olabilir diye geldim’ dedim. Neyse komutanım yönünü bana döndü ve ‘sen bu sonuçları nasıl tahmin ettin’ diye sordu. Ben de yukarıda izaha çalıştığım 12 Mart Muhtırasına atıfla:’ Muhtıra yemiş parlamento, muhtıra yemiş Demirel ve arkadaşlarının Gürler’e oy vermesi demek siyasi hayatını noktalaması demektir’ dedim ve noktayı koydum.

Netice itibariyle yazımın başında da ifade ettiğim gibi 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin tartışmalar erken başladı. O makama ehil olanlar da, olmayanlar da Gürler gibi kendilerini aday gösteriyorlar ya da ihsas ediyorlar. İsimleri öne çıkanlardan devlet refleksini okuyabilen bir kimse var mı bilmiyorum. Yerel, bölgesel ve küresel gelişmelerden haberdarlar mı, analiz güçleri var mı onu da bilmiyorum. Bildiğim bir şey varsa o da bu güne kadar olan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde genelde devletin tercihi siyasilerin tercihinin önüne geçmiştir. Ali Fuat Başgil olayını unutmadık.Keza Başgil’in Genelkurmay Karargahına girişindeki kararlı duruşu ile çıkışta ‘vazgeçtim’ dediğini de unutmadık.Bu nedenle Cumhur İttifakının adayı mevcut Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dışında adı geçenlerin hiç birisinin aday olacağını sanmıyorum. Keza o gün geldiğinde CHP adına ya da şayet devam ederse Millet ittifakı adına sürpriz bir isim aday gösterilebilinir,bunda da yine devletin tercihi ön planda olabilir. Ancak mevcut konjonktürel durum dikkate alındığında Tayyip Bey’den başkasının şansı yok gibi. Zira devlet, kendisini emanet edeceği kimsede liyakat ve sadakat arar. Cumhur ittifakının aday öznesi devletin bekası iken; millet ittifakının ya da CHP’nin öznesi kendileri ve rejim. Oysa devlet olmadıktan sonra rejim ne işe yarar. Campenella’nın Güneş Ülkesinde yaşamıyoruz ki.

Unutmayalım devlet yönetimi boşluk kabul etmez. Zaten o nedenledir ki II. Mahmut’tan bu yana devlet alternatifsiz kalmadı; kalmaz da.                                                         

17 KASIM 2021

ORDUNUN OLAĞAN DIŞI ROLÜ HİKMET ÖZDEMİR İZ YAY. S.237
TÜRKİYE CUMHURİYETİ HİKMET ÖZDEMİR İZ YAY. S.352                            
AGE S. 353

NOT: Prof. Dr. Hikmet ÖZDEMİR’İN alıntı yaptığım her iki kitabını okumanın   tam zamanı.

Yorum Ekle
Yorumlar (3)
hasan tahsin | 18.11.2021 19:21
ben böyle ortamlarda bu içerikli yazıları hayıflanarak izliyorum.bu köşelerde siyaseti bırakalım köşe yazarları ve buralardan nemalananlar tartışsın.biz islamın ulvi değerlerini bu köşelere taşıyalım.mesala biz bu köşelere adaleti,yönetilebilir ekonomiyi taşıyalım.
Ayla Güneş | 18.11.2021 00:16
Muhterem ağabeyim, kaleminize sağlık, tespit ve değerlendirmeleriniz çok özel ve benim için de çok kıymetli... Okullarda tarih dersinin Osmanlının yıkılışı, cumhuriyetin kuruluşu ve inkılap tarihi olarak okutulup bırakılması ne büyük bir yanlış. Cumhuriyet Tarihi adı verilen bir dersin olması ve bu dersin çok ayrıntılı hazırlanması, bu milletle birlikte gençliğe yapılacak önemli bir hizmet olurdu. Selamlar
mehmet ali | 17.11.2021 15:50
abi eyvallah, iyi dedin hoş dedin ama bu ülkede bir de millet var ve analar ne yiğitler doğurmuştur. Ve Reis yorgun adama zulmetmeyelim, Ahmet Davudoğlu'nu CB yapıp geçelim!