Ülkemizde özellikle 2000'li yıllardan sonra içinde resmi (Devlet kurumu) ve sivil kurumlarında üye olarak bulunduğu insana ve şehirlere hizmet amaçlı birçok kurum oluşturuldu.
TİHEK, Kamu Denetçiliği İl ve İlçe İnsan Hakları Kurulları, Kent Konseyi gibi kurumlar bunlardan bazıları olarak hafızalarımızda yer alıyor. Sanırım bu kurulların oluşturulmasında amaç hem kamu kurumlarının insan hakları ile ilgili yüklerini azaltmak aynı zamanda sivil toplum kurumları ve sivil bakışı da olaya dahil ederek farklı bakıştan doğan sıkıntıları ortadan kaldırarak temel hak ve hürriyetlere daha fazla katkıda bulunmaktır.
Avrupa Birliği'ne girme uyum yasaları çerçevesinde oluşturulan bu kurullar oluşturulurken devletin sivile güvenmeme refleksi olsa gerek önceleri kurul üyeliklerine siviller alınmadı. Devlet kurumları olan Emniyet, Milli Eğitim, Jandarma ve benzeri devlet kurumlarının temsilcileri çıkarılan kanunlar isteğe göre yorumlanarak ve yeterince üyemiz var gerekçesiyle sivil kurumlara üyelikler kapalı tutuldu.
Daha sonraki yıllarda bürokrasinin zorlaması ve sivil kurumların ısrarlı müracaatları sonucu sendikalar, siyasi partiler, insan hakları kurumları ve diğer sivil kurumlar bu kurullara dahil oldular ve çalışmalara kayda değer katkılar sundular.
2000'li yılların başında oluşturulan ve insanımıza büyük katkılar sunup kamu kurumlarının eksiklerini hatırlatarak işleyişlerine büyük katkılar sunan bu kurullardan TİHEK ve Kamu Denetçiliği Kurumu işlevini başarı ile sürdürmeye devam ediyor. Devlet kurumlarımıza ve insanımıza büyük katkılar sunuyorlar. Onlara çalışmalarında başarılar dileyerek tebrik ediyorum.
Aynı övgüyü ne yazık ki bazı şehirlerde güzel işler yapmasına rağmen birçok şehrimizde oluşturulmayan oluşturulsa da belediyelerimiz ve Vali ve Kaymakamlarımız tarafından dikkate alınıp işler hale getirilmeyen Kent Konseyleri ile İl ve İlçe İnsan Hakları Kurulları için söyleyemiyoruz. Zira Kent Konseyleri ülkemizin pek az şehrinde kurulup işletilse de çoğu şehrimizde göstermelik olarak kurulmuş olup işletilmemiş ya da hiç kurulmamıştır. İl ve İlçe İnsan Hakları Kurumları ise tamamen Vali ve Kaymakamlarımızın insafına bırakılmış bir müddet kurulup işletilse de daha sonra olmasa da olur, bir faydası yok anlayışı ile toplanmaz ve işlemez hale getirilmiştir.
Merak ettiğim şey Vali, Kaymakam ve Belediye Başkanlarımız sivil kurumlarında içinde bulunup söz söylediği, öneri ve projelerle katkıda bulunduğu bu kurumları işletmemenin eğitimini mi aldılar. Seminerlerde hizmet içi eğitimlerde onlara sivile güvenilmez, onlara yüz vermeye gelmez, onlar devletin işine karıştırılmaz (Devlet sivilin değil de hangi varlığın ise) diye talimatlar mı veriliyor da bu kurulları önem verip çalıştırmıyorlar.
Madem çalıştırılmayacak kıymetli idarecilerimiz tarafından önemli olmadığı için toplanmayacak ise devletimiz bu kurulları niçin oluşturdu? Sanki bir şey var gibi kurullara üyeler yazdı, insanlarımızı da umutlandırdı.
Sorunun muhatabı elbette kurulları işletmeyen Vali, Kaymakam ve Belediye Başkanlarımız (İstisnalar hariç). Sanırım kurulların işlemesini isteyen, sivil üyelik vasfı olan sivil toplum temsilcilerine düşen görev konuyu kamu denetçiliği ve TİHEK’e taşımak olmalı.
Selam ve dua ile
Umran dergisi Ağustos 2026 sayısı çıktı
20.08.2026
YKS'de Şok Tablo: 22 Üniversite Sıfır Çekti
20.08.2026
Hac kesin kayıtları yarın başlıyor
29.07.2026
Ne Karma Ne De Zorunlu Eğitim|Özkan Yaman
30.07.2026
Genç, Musa ve Hakîm’in hikayesi OSMAN KAYAER 19.08.2026
Kasıt ve Kusur: Süleymancılık AHMET GÜRBÜZ 24.08.2026
sessiz savaşlarımız MUSTAFA AKMEŞE 20.08.2026
BİLGİNİN İNSANİLEŞTİRİLMESİ- 4 ÜSTÜN BOL 19.08.2026
Yurtta Sulh Cihanda Sulh AHMET GÜRBÜZ 10.08.2026
MEKKE İTTİFAKI SÜLEYMAN ARSLANTAŞ 09.08.2026