metrika yandex

Haberler / Yorum - Analiz

ELHAMDÜLİLLAH DEMEK ÇOK MU ZOR? / Hüseyin Kızıltaş

03.05.2021

Bu haftaki yazımda modernleşmenin bizlere getirdiği bir illetin yeni bir boyutunu ele almak istedim. Bu şımartılmış toplulukların yakalandığı hastalığın ismi: “Şükürsüzlük Hastalığı ” Bizlerin yavaş yavaş benliğimize, hayatımıza yer edinen şükürsüzce yaşayan toplum olmaya doğru nasıl gittik ve bu ruh haline nasıl büründüğümüzün bir röntgenini çekmek istedim.

Şimdiler de bizler emek verilerek hazırlanan yemekleri beğenmeyen adeta her yemekte kusur arayan nimeti aşağılayan yemeği yiyenin, yemeğe emek verene eline sağlık demediği, yiyenin sofradan kalkınca şükür etmediği bir topluma dönüştük burun kıvırarak yaptığımız yorumlar gittikçe çoğaldı. Büyük emekler ile hazırlanılan yemeklerin eleştirel bakmanın, nimet içinde yüzen şımartılmış topluluklara has olduğu aşikârdır. Çoğu fakir ülkelerde adeta sofralardan çocukların tok kalkmadığı ve bunun için adeta elhamdülillah lafzını doydukları için değil, rabbine hamd için söylenen nice beldelere nazaran, tıka basa tabağı doldurup yarısını yemeyip çöpe döken “Elhamdülillah” lafzını çoktan unutan bir millete dönüştük. Yaradana şükriyet ile geçecek yıllar varken, yaradana şikâyet ile geçen bir ömür; Yaratılanlar, yaradanını unutmayı seçtiği bir ömrü tercih ediyorlar ne kadar acı değil mi?

Sizce bunun sebebi televizyonlarda gösterilen programlar olabilir mi? Yemeği o kadar zahmetler içinde hazırlayıp çaba gösteren insanın etrafına toplanan şahısların, acımasızca yorumladığı o programlardan dolayı olamaz mı? Şimdi, diyeceksiniz ki yarışmanın formatı bu peki, ortada kimsenin kimseye eline sağlık demediği, emeğe saygının hiç edildiği, tamamen Müslüman sofra kültürünü bertaraf eden programlar yerine çocuklarımıza örnek teşkil edecek İslami örf ve âdeti göstermek istenilen programlar neden yapılmıyor. Şükrün unutulduğu saygının yerlerde olduğu programlar ile dolup taşıyor televizyon ekranlarımız. Peki, normal hayatlarımızda da böyle olmuyor mu? İş yerinde çeşit çeşit yemek çıkar ama beyefendiler burun kıvırır. Yemeğin tuzuna, tatlının şerbetine, çayın demine,; Aşçının eline, garsonun beline, tabağın rengine… Yani kısacası her şeye bir kulp bulma huyu bizlere de sirayet etmedi mi? Çünkü bunun sebebi şükür denilen o kelimeyi unutturdular, yerine şikâyet kelimesini oturturdular. Bizlere “Nasılsın” diye soru sorulduğunda tek yaptığımız hatta ilk yaptığımız iş şikâyet değil mi? Vaktiyle dinlediğim bir hocanın sözüdür bu “Bizler her şeye şikâyet eden bir topluma dönüştük” Sadece bu konuda değil tabi her konuda bu böyle… Evet, gerçekten de; İş isteriz buluruz şikâyet.

Araba isteriz alırız arabadan şikâyet, ev isteriz alırız, sonrası malum bir sebep bulur şikâyet. Dost isteriz dost buluruz şikâyet, evlat isteriz nasip olur şikâyet… Sürekli şikâyet... İşte bunun alt yapısında da içinde şükür kelimesinin adeta lügatımızdan çıktığı bir ruh hali yatıyor. Oysaki yüce Allah Kur’an-ı Kerim de bizlere ne buyuruyor: Bakara Suresi, 52. ayet: "Bundan sonra, (artık) şükredesiniz diye sizi bağışladık."

Bakara Suresi, 152. ayet: "Öyleyse (yalnızca) Beni anın, Ben de sizi anayım; ve (yalnızca) Bana şükredin ve (sakın) nankörlük etmeyin." Üstünde düşünülmesi gereken bir ayet değil mi?

****

Bu konu ile ilgili geçen ki yıllarda çok güzel bir videoya denk gelmiştim. Sokakta yaşayan, geçimini kâğıt toplayarak çıkaran bir gence mikrofonu uzatıp sorular soruyorlardı. Genç, hayatı ile ilgili sorulara karşılık hep ağzından şükür kelimesini hiç düşürmeyecek şekilde cevaplar veriyordu. Her bir kelimesi adeta şükürsüz yaşayan bizlere bir ders niteliği taşıyordu. Elhamdülillah lafzımız önemini bu çocuğun o videosunu izledikten sonra daha bir anlıyorsunuz. Sadece üç dakikalık videoda ağzından şükür ve sabır kelimeleri içinde Allah lafzını kullanan Hasan’ı gör Allah o üç dakika içinde zikir ve tefekkür ile geçen teslimiyeti ve masumiyetinin yanında Allah’a şükrü bırakmayan ondan umudunu hiç bir zaman kesmeyen genci izle. O gencin teslimiyetinin saflığı “Allah beni görüyor elbet beni böyle bırakmaz” niyazının samimiyeti hangimizde var.

Allah öyle büyüktür ki onun her şeye kudreti yeter. İşte rabbini gönülden anmak, niyaz etmek sürekli onun ismini sayıklamak onun lafız ismi ile yaşantında karşına çıkan zorluklara onun ismi Celil’i ile kalpten “Elhamdülillah, kahrından hoş lütfundan hoş” kelimesi ile zikrine devam ettikten sonra her zorlukta onun adını anan şikâyet veya isyan kelimeleri içinde değil şükür ve sabır kelimeleri ile anan kuluna muhakkak ki bir kapıyı vakti zamanı geldiğinde açacaktır. Belki bir Allah’ın Salih bir kulunu gönderecektir. hatta bir zalimin elinden bile sana lütuf İhsanlarda bulunduracaktır. O nasıl olacak dediğini duyar gibiyim olmadı mı sanırsın hatırla; Rabbin Musa’yı firavunun sarayında ihsanlar içinde büyüttürmedi mi? Üstelik firavun Musa’yı öldürmek için her taşın altına bakarken onu firavunun sarayında Firavun ’un hanımı Asiye’nin himayesinde büyüttürmedi mi ondan dolayı sen yeter ki iste şükret. Bu kısa video bizlere şükrün önemini bir ders niteliğinde bir olay eşliğinde göstererek düşünmemizi sağladı.” Beni bu kadar gönülden teslimiyet ve masumiyet ile anan Şükrü ağzından düşürmeyen kuluma ben isteğinin karşılanması için ayağına devleti Erkan’ı getirttiririm işine aşına ben kefilim. İşte sadece kısa bir videonun yayınlanması sonucunda istediklerinin fazlasına kavuşan Hasan’ı görelim ve şükretmenin güzelliğini önemini anlayalım. Düşünün bu kadar kısa süren konuşmada, Allah’ın yar ve yardımcı olacağını onun bizi sahipsiz bırakmayacağını gönülden inanıp şükür eden birine, böyle ihsanlar sunan Rahman, bir ömrü şükür, niyaz ve sabır üçlemesi içinde masumiyet, samimiyet ve tefekkür ile beraber zikri bırakmayan bir kulun ayağına neleri sermez ki.

Yorum Ekle
Yorumlar (5)
Mahmut Esad | 03.05.2021 20:59
Değerli ağabeyim harika bir yazı kaleme almışsın, yazılarının ve başarılarının devamını dilerim. Selam ve dua ile
gerceci | 03.05.2021 16:53
Değerli kardeşim senin yolun açık olsun alahim sana sağlık mutluluk huzur dolu nice yıllar dilerim güzel güçlü kalemlerden eylesin
Fatih Aslan | 03.05.2021 16:01
Elhamdülillah
Ebru Aslan | 03.05.2021 14:54
Harika bir yazı , ellerinize emeğinize sağlık
Ayşe kul | 03.05.2021 14:13
Bu feraseti size veren ve okumama sebep olan Allah'a şükürler olsun...