metrika yandex

Haberler / Kültür - Sanat

Ben, Öteki ve Ötesi, İbrahim Kalın / İnsan Yayınları

02.05.2021

Ben, Öteki ve Ötesi,

İbrahim Kalın

İnsan Yayınları, İstanbul

 

Moriskolar
Endülüs dönemini ele alırken, üç farklı grubu ifade eden Morisko, Müdehar ve Mozarab kelimelerinin günümüze kadar geldiğini hatırlatmakta yarar var, diye başlıyor İbrahim Kalın. Üç Tipoloji: Morisko, Müdehar ve Mozarab.

Ben ise kitaptan alıntıladığım Moriskolar bahsi üzerinde durmak istiyorum, izninizle. Morisko; Moor, Maur yahut Moro kelimelerinden türetilmiş bir kelime olup Kuzey Afrika’dan Güney İspanya’ya göç eden ve Endülüs’te yaşayan Müslümanlar için kullanılmakta idi. İlginçtir ben çocukken doğup büyüdüğüm yörede ben de kendimi tanıtırken veya biri beni tanıtırken bana Moro’nun oğlu diyordu ya da ben kendime Moro’nun oğluyum, diyordum. Ne var ki benim bu isim benzerliğim onlar gibi sonradan İspanya’ya gidişim ve bu ismi orada alışım değildi. Babamın ismi Murat’tı onun için bize kısaca Moro’nun oğlu, diyorlardı. Fakat Moriskoların hayatını okuyunca inanç birliğinden mütevillid ben de kendimi hakiki bir Moro olarak hissedip hüzünlendim, adam gibi oturup ağlayamadımsa da gözlerim doldu, yüreğim burkuldu ve bir Müslüman evladı olarak üzerime düşenleri hakkıyla yapamadığım için kendim veyl eyledim.

Tekrar konumuza dönersek İbrahim Kalın’ın kitabında söz ettiği gibi, Romalıların Batı Afrikalılara atfen kullandığı “Maurus” kelimesi, Moritanya ve Fas (Morocco) gibi ülke isimlerinde yaşamaya devam etmektedir. Bu manada Moriskoların, “Moritanya yahut Fas’tan gelenler” manasını taşıdığını söylemek mümkün. Müslümanların ve Yahudilerin Güney Avrupa’dan zorla çıkartıldığı 1492 yılından sonra İspanya’da kalan Müslümanlara da genel olarak Morisko adı verilmekteydi.

1492 yılı, İslâm ve Avrupa tarihinin önemli ve trajik kesişme noktalarından biridir. Bu tarihte İspanya’da yaşayan Müslüman ve Yahudiler, Avrupa’dan kovuldular. İspanya Kralı Ferdinand ve Kraliçe İsebella’nın orduları, reconquista olarak bilinen “yeniden fetih” harekâtını tamamladığında, sadece İslâm’ın Avrupa’daki tarihi sona ermedi; aynı zamanda Avrupa tarihinin gördüğü en kapsamlı bir arada yaşama tecrübesi olan convivencia da trajik bir şekilde tarihe gömüldü.

Reconquista ile birlikte Endülüs’ten göç etmek zorunda kalan Moriskolar büyük zorluklar yaşadılar. Yüzlerce yıl mesken tutukları toprakları, evleri, mahalleleri, şehirleri, camileri, bağ ve bahçeleri terk etmek mecburiyetinde kaldılar. Çeşitli sebeplerle gitmeyenler yahut gidemeyenler, kaldıkları bölgelerde Hristiyan olmaya zorlandılar. Zahirde Hristiyanlığı kabul etmek zorunda kalanlara “yeni Hristiyanlar” (cristianos nuevos) adı verildi. Moriskoların İslâm’ı terk edip Hristiyan olması için zecri tedbirler de uygulandı. İslâmî usûllere göre hayvan kesimi yapan mezbahalar ve kasaplar kapatıldı. İslâmî ibadetler, özellikle namaz ve oruç, Arapça isimler, kadınların İslâmî kurallara göre giyinmesi, tesettür, çocukların sünnet ettirilmesi, evlerde Kur’ân ve Arapça kitap bulundurulması vb. uygulamalara yasak getirildi. Bunlara uymayanlara ağır bir şekilde cezalandırıldı; cuma günü evini temizleyen yahut ağzından “Allah” , “Muhammed” gibi lafızlar çıkan kişiler derhal engizisyon mahkemlerine sevk edildi. Suçlu bulunanlar para cezası, mal müsaderesine, sürgün, kürek mahkûmiyeti ve diri diri yakılma gibi ağır cezalara çarpıtıldı. 1481-1517 yılları arasında binlerce Morisko’nun diri diri yakıldığı rivayet edilmektedir.

Endülüs Müslümanları ve Yahudiler için her şey 1492 yılında son bulmadı. Güney İspanya’da yoğunlaşan Müslümanların var olma mücadelesi 1609 yılına kadar devam etti. Endülüslü Müslümanlar, 1492 yılında üç tercihle karşı karşıyaydılar: Hicret, zorla Hristiyan olma yahut ölüm. Bu alternatiflerin hepsi, 1609 yılına kadar çeşitli biçimlerde gerçekleşti. Başarabilenler, bütün varlıklarını geride bırakarak Fas, Cezayir, Tunus ve Fransa gibi ülkelere göç ettiler. 1568 yılının sonunda büyük bir hazırlık döneminden sonra başlatılan isyan, bir yıldan fazla sürdü, fakat 1570 yılında kanlı bir şekilde bastırıldı. 1609 ila 1614 yılları arasında sadece Tunus ve Cezayir’e yüz bin toplamda ise takriben beş yüz bin Morisko’nun “içerdeki düşman” yaftası ile Endülüs’ten göç etmek zorunda bırakıldığı tahmin ediliyor. Göç eden Müslüman ailelerin önemli bir kısmı, göç yollarında haydutların saldırısına uğradı ve telef oldu. 1492’den sonra asırlardır yaşadıkları topraklarda kalmaya karar veren Müslümanların iki alternatifi vardı: Direnmek yahut din değiştirmek.

Moriskolar ilk olarak 1496 yılında Gırnata kadısı İbnu’l -Ezrâk’ı Memlük Sultanı’na elçi olarak gönderdiklerini ve yardım talebinde bulunduklarını biliyoruz.Memlükler de yıkılma sürecine girdiklerinden ötürü yardım edemeyince, Moriskolar Mısır’dan umutlarını keserler.

Aynı dönemde Moriskoların, İstanbul’a da pek çok elçi gönderdiklerini biliyoruz. Aslında Moriskoların dâr’ul İslâm’dan ilk yardım talepleri, 1487 yılına kadar geri gider. Gırnata’nın İspanyol ordularına kaybedilmesinden beş yıl önce Sultan II. Bayezid’in (1481-1512) huzuruna çıkan ilk Morisko elçisi, İspanya’daki Müslüman tebanın yaşadığı zorluk ve sıkıntıları Sultan’a arz eder. Durumun vahametini anlatmak için Endülüslü şâir Ebu’l Beka Salih b. er Rundî’nin (ö.1285) ünlü mersiyesini takdim eder. Şâir burada Endülüs şehirlerinin ihtişam dönemiyle kendi yaşadığı yıllar arasındaki tezadı etkileyici tasvirlerle ortaya koyar:

Ah! Yarımadada İslâm’a göz değdi, yağdı belâ yağmur gibi.
Şimdi o canım Endülüs şehirlerinde, İslâm’ın ne nâmı var ne nişânı;
Sanki hiç olmamıştı, sanki baştan beri yoktu.

Belensiye’ye bir sor, Mürsiye’nin hali nicedir?
Şâtibe’nin başına gelenler? Ceyyan ne oldu?

Toprağı buram buram bilgi tüten Kurtuba
Bilginlerinin adı ta uzaklarda çınlayan Kurtuba’ya ne oldu?

Nerede Hıms’ın o ışıklı, o aydınlık bahçeleri, güneşi tazeleyen bahçeleri.
Tükendi mi çılgın çılgın akan şeker gibi tatlı nehirlerinin suyu?
...
Satıları ile yazıya son verirken siz değerli okuyucuları İbrahim Kalı’nın Ben, Öteki ve Ötesi kitabına havale ediyor, geri kalan hazin öykünün oradan tarafınızdan takibini salık veriyorum.

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş