metrika yandex

Haberler / Sağlık

AŞI OLALIM MI?-Ümit YURTKURAN

10.01.2021

Tam bir yıldır corona ile yatıp corona ile kalkıyoruz. “Sürekli pompalanan covit 19 korkusuyla” özellikle geri kalmış toplumların hayran olduğu, her alanda çok gelişmiş sanılan batılı devletlerle birlikte tüm dünya da okul, cami, kilise, havra, vihara gibi ibadethaneler, lüks oteller, tatil köyleri, restoranlar, cafeler, eğlence mekanları, stadyumlar, spor salonları, sinemalar, operalar, tiyatrolar sustu.

Fuarlar, sosyal etkinlikler, düğünler, kutlamalar, toplantılar, tatil planları, eğlence programları iptal edildi. Market rafları boşaldı, fiyatlar yükseldi, özgürlük hız ve haz alanları terk edildi ve insanlar evlerine kapandı. Yani “insanlık bir virüs aracılığıyla esir alındıyönetimler pasifize edildi,” tüm insanlığın tek merkezden yönetilmesi gündeme geldi ve “kurallara uymak adına köleler gibi muamele görür” hale geldik.

Ancak bir yıldır dünya genelinde milyarlarca dolar harcanmasına rağmen, modern sağlık sistemi yani dev gibi ilaç firmaları “sıradan bir virüsün tedavisinde” çaresiz kaldı(!)  ve “çözüm olarak aşılara mahkum edildik.”

Her hangi basit bir ilacın bile yıllarca araştırma, deneme ve uygulama sonucu piyasaya çıktığını” söyleyerek “alternatif olabilecek her hangi bir doğal ilaca” şiddetle karşı çıkan doktorlarımız, bilim insanlarımız “sürekli mutasyona uğrayan coronadan” korunmak(!) için “çok kısa sürede üretilen ve gerekli fazları tamamlanmamış olan mRNA aşıları için” reklam yarışına girdiler.

Reklamı yapılan mRNA aşılarının dezavantajı; yapılan hayvan deneylerinde ki gözlemlere göre “vücudun müdahaleyi fark edip şiddetli tepki verebiliyor olması ve orta-uzun vadeli sonuçları hakkında hiçbir bilgimizin, öngörümüzün olmamasıymış.”

Duke Üniversitesi tarafından yapılan araştırmalarda ise mRNA aşılarında görülen potansiyel riskler, “lokal ve sistemik inflamasyon, vücudun kendi dokularına karşı antikor üreterek otoimmün hastalıklara neden olma ihtimali, ödem ve yaygın pıhtılaşma bozuklukları” şeklinde açıklamıştır.

Asla hafife alınamaması gereken bu yan etkiler dışında,” daha önemli bir konuya dikkatinizi çekebilmek için “DNA ve mRNA hakkında” kısa bir açıklama yapmak istiyorum.

DNA: (Deoksiribonükleik asid) RNA virüsleri hariç bilinen bütün canlı organizmalarda “genetik yapıyı idare eden” nükleik asitlerdir. Tüm hastalıklar ve çözümleriyle ilgili programlar DNA’larımızda yüklüdür ve “bağışıklık sistemimiz DNA ya dışardan hiçbir müdahaleye izin vermez.

mRNA: (mesajcı RNA) “DNA’da bulunan programlanmış bilgiler doğrultusunda, gerekli proteinlerin üretilmesi için gerekli mesajları genlere ileten bir nevi geçiş molekülleridir.” Yani “DNA’larımızdan genlerimize talimatları taşıyan geçiş molekülleridir.”

 Mevcut sağlık sistemi; en yeni metotlarla laboratuvar ortamında üretildiği söylenen ve diğerlerine oranla “çok daha hızlı ve ucuza üretilmesi bir avantaj olarak gösterilen” mRNA aşılarıyla, normalde bağışıklık sistemimizin “dışardan hiç bir müdahaleye izin vermediği DNA’mıza, yapay üretilmiş ve kodlanmış (modifiye mesajcı) mRNA parçacıkları üzerinden sahte mesajlar ileterek hücreyi yeniden programlamayı ve covit 19’a karşı antikor ürettirmeyi hedefliyor.”

İşte tam bu noktada da “aşılardan korkmamızı, uzak durmamızı gerektirecek” asıl tehlike başlıyor. “Eğer aşılarla DNA’larımıza sahte mesajlar ileterek hücrelerimizi yeniden programlayabiliyorlarsa, aynı aşılarla insan neslinin hasta edilmesine, robotlaştırılmasına veya dünya nüfusunun azaltılmasına zemin hazırlanıyor olamaz mı?”

Corona korkusuyla bir yıl geçti ve “hiç kimseyle muhatap olmadan, evinden hiç çıkmadan” hasta olanlarla, “gece gündüz sahada olup birçok insanla muhatap olmalarına rağmen” hasta olmayan bir çok insan gördük. Demek ki bu süre zarfında “test edilenler dışında” nüfusun büyük bir çoğunluğu “farkında bile olmadan covit 19’la tanıştı ve çok basit belirtilerle farkında bile olmadan atlattı.”

Bunun yanında geçtiğimiz bir yıl içerisinde de, corona’nın ilk çıktığı günlerde TV’lerin tekrar tekrar gösterdiği gibi; “yollarda patır patır dökülen, çırpına çırpına ölen bir tek corona hastası da görmedik.       “

Bu şartlar altında “aşı yaptırıp yaptırmamak sizin tercihiniz.” Ancak dünyayı idare ettiği, ulus devletleri istedikleri gibi yönetip yönlendirdiği ayan beyan ortada olan, “aşı üreticisi firmaların da patronu Siyonist zenginlerin” bizim iyiliğimizi isteyeceklerine veya sağlığımızı düşüneceklerine zerre kadar ihtimal vermiyorum. “Bill & Melinda Gates Vakfı” aracılığıyla Afrika’da aşılama adı altında nelerin yapıldığı bilinirken, “aşı konusunun toplum olarak daha ciddi şekilde düşünülmesinde ” fayda olduğu kanaatindeyim.

Sağlık bilincimizin çoğalmasına vesile olur umuduyla keyifli hafta sonları…

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş