metrika yandex

Korona Karantina Günleri / Anılar Volkanı

05.05.2020
Mehmet Yavuz AY

Hep bir ağızdan tekrarlıyorlar. Dünyanın en hayırlı işlerinden biri yapılsa yine bir araya gelemeyecekler… Devletler, parti temsilcileri, hükümet yetkilileri, sendikalar, gazeteler, televizyonlar, zenginler, fakirler, kısaca STK denen sivil toplum kuruluşları ve diğerleri. Bir mucizeyi terennüm ediyorlar :

“Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak!”“Dünya tarihi, Korona Öncesi (K.Ö.) / Korona Sonrası (K.S.)  diye yazılacak”…

Geçmişi karanlık bir dünyadan, klişe cümlelerden, dünyası kendisinden ibaret insan yığınlarından bıkmıştı. İçi boş ifadeler, sloganlar, aforizmalar, kalbi ürpertmeyen fazlasıyla dünyevî, çoğunlukla sığ laf kalabalıklarından…

Korona/Karantina günleri, iki yıl önce geçirdiği trafik kazasını hatırlattı. Yaz aylarının en sıcak günlerinde aylarca metal korseyle yatmıştı. Terlemiş, bunalmış, nefes alamaz hale gelmişti. Zorunlu ev günlerine yabancı değildi.

Çocukluk günleri şehrin fakir mahallelerinden birinde geçmişti. Çok katlı apartmanların olduğu bir semtte ortaokula başladığında, farklı dünyalar olduğunu görmüştü. Sınıfta zengin çocukları vardı. Bulaşıcı hastalık taşıyıcısı muamelesi yapıyorlar, uzak duruyorlardı. Korona günleri hafızasının derinliklerine gömülmüş anılarını yeniden gün yüzüne çıkarmıştı. Hüzünle karışık gülümsedi. Bir simit gazoz için üç gün, okul çıkışlarında en az bir saat otobüs beklediği yıllar…   Giyemediği ayakkabılar, kıyafetler üzerinden aşağılandığını hissettiği o günlerde, kalbine atılan çizikler, gelmiş Korona’nın anılar volkanını püskürten dingin, içe dönük, kendine yakın durma  günleriyle birleşmişti…

Korona/Karantinanın bir iyiliği de sanal oyuncaklardan başını kaldırabilirse  insanın kendisine dönüşü olacaktı.   Dünyada hiçbir güç insanları eve kapanmaya ikna edemezdi. Belki de modern hayatı özgürlük zanneden insanların ilk kez düşünme fırsatları olacaktı. Akışa kapılmayan biri olmasına karşın hayatını topyekûn hatırlama, gözden geçirme, kendini seyretme, ölümle daha fazla yüzyüze gelme günlerine dönüşen Korona/Karantinadan hayli hoşnuttu…

“Sosyal Mesafe”ye / “Fizik Mesafe”ye uyun diyor uzmanlar… Televizyon programları, afişler, reklâmlar. Yoğun bir uyarı rüzgârı esiyor. Oysa düne kadar başörtülü / modern kadınların gencinden yaşlısına erkeklerle öpüşüp sarıldıkları günler vardı. Üniversite yıllarına gitti. Dinî değerleri miras/gelenek olarak değil, kitaptan öğrenmeye, yaşamaya çalıştığı ilk gençlik vakitleri.  Akraba hanımlarla, kızlarla tokalaşmadığı için annesi rahatsız oluyor, utandığını söylüyordu. Seksenli yıllar anılar istifinin ne zaman üstüne çıksa gülümsediği cevabı :"Dinde yeri olsa tokalaşmak değil sarılır öpüşürüm bile”…

Kitabın sünnetin sahih değerlerin benimsetemediğini, Hazreti Korona, ansızın ve tartışmasız kabul ettiriyor. Kimse bu durumun laiklikten ödün verme olduğunu düşünmüyor.  Sosyal mesafe sınırlarının, eskitilmiş unutulmuş itibarsızlaştırılmış davranış biçimlerinin aslında insan için doğal sınırlar  anlamına geldiğini hatırlatıyor Korona.

Ucunda ölüm olunca!

Düşen uçakta, uçuruma yuvarlanan otobüste inançsız kimse kalmazmış

Ucunda ölüm olunca!

Laik dindar hep bir ağızdan “Allah” dermiş…

Ucunda ölüm olunca!

Zengin ülkelerin büyük bir zevkle dolaşılan caddeleri, sokakları kedi ve köpeklere kalırmış

İnsan kaynayan yerlerden cesetler fışkırınca

Kibirli beyazlar güçlerinin kof olduğunu hissetmişler

Şimdi! Zengin ve müstağni gayrimüslim ülkelerin şehirlerinde

Yasak ezanlar okunuyor hoparlörlerden, Kur’an tilavet ediliyor meydanlarında

Kilise koroları ilahiler okuyor tevhit salat ve selam

Kendinden uzak yaşamamış, ölüm hep yanıbaşında yer almıştı. Ne ki, Korona, varlığı tahayyül edilen, anlık hissedişlerle zihni kaplayan ölümü, “başkasının ölümü” olmaktan çıkarmış, önüne koymuştu.

Kanser olan bir işadamı arkadaşının söyledikleri, içinin derin dip sularında dev dalgalara dönüşmüştü. Tedavisi yok ama kemoterapi öneren doktor: ”Altı ay- bir sene ancak yaşarsın” demiş, gözlerinin içine soğuk sıradan duyguların yansıdığı bir yüzle bakarak...

Gülümsemiş; “Allah’la bir sorunum yok. Sizin elinizde sürüneceğime, daha kısa sürede ölürüm” olmuş cevabı; kalple bütünleşmiş bir dille, doktorun şaşkın gözlerine bakarak…

Her şeyini, sahibi olduğunu düşündüğü ne varsa satmış. Fabrikayı işçilerine devrederek, almış başını bir ceketiyle, insan ayağının neredeyse değmediği dağlar ovalar vadiler ormanlar... On yıldan fazla zaman geçti, yaşıyor hâlâ…

“Allah’la sorunu olmamak”: Bir ömür teslimiyet, mücadele ve  “esas duruşu”n hasılası… Duyduğunda çarpılmış, iliklerine değin titremiş…

Korona’nın çok katmanlı farklı sorunların sonucu olduğunu tefekkür ederken, “Allah’la sorunum yok” cümlesi zihnine bir serlevha olarak asılmış…

Tarihin; insan kanı kadar, kitap mürekkebi akan ırmaklara şahitlik ettiği gelmiş aklına. Salgınların tanımlanamayacak yönleri vardır diye düşünürken, “tıpkı depremler gibi” sözü dökülmüş dudaklarından…

Sonra, “insanlar Yüce Yaratıcı’nın ne anlatmak istediğini düşünmüşler midir?” sorusu gelmiş çakılmış beynine…

Dünyada  virüs gibi yayılan acımasızlık, sapkınlık, bencillik, sömürü, inançsızlıkla nereye varılır? diye soruyor kendine. Batılı ülkelerde ölüm vakalarının çok yoğun olmasında, Mustafa Yıldız’ın ifadesine katılıyor: “Öldürmeye ayarlı olanlar, yaşatmayı beceremiyorlar”…

Korona: Üretilmiş biyolojik silâh, insanların sınavı, azgınlıkların karşılığı, ekonomik savaşların yeni yüzü, dünya devleti inşası ve benzer sebeplerin hangisi ile izah edilirse edilsin; nerede ve nasıl durması, ne yapması gerektiğinin önemli olduğunu düşündü.

İnsanın yaratıldıktan sonra başıboş bırakılmayacağını biliyordu. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacaksa; evden okula, politikadan sanata, tatilden spora her şeyin yeniden gözden geçirilmesine dikkat çekmeliydi. 

İşyerleri kapandı. İnsanlar işsiz kaldılar. Yakından uzağa ihtiyaç sahiplerine el uzatmanın tam zamanıydı. Liste yaptı. İçine kapanmış, yoksulluğunu kimseye açamayan, kimseden bir şey talep etmeyen çaresiz babalar, üzgün anneler, boynu bükük çocuklarla nimetleri paylaşmanın vaktidir dedi…

Yüreği kabardı…

“İster salgın ister başka bir şey; benim ne yapacağım önemli… Şimdi eylem zamanı” dedi…

05.05.2020, Kardelen / Ankara

Mehmet Yavuz AY

Yorum Ekle
Yorumlar (11)
Mahmut Ay

14.05.2020

Korona çağ kapattı.
Abdullah Aydın

14.05.2020

Kaleminize sağlık, bir vechesiyle muhasebeye fırsat günleridir. Teşekkürler.
Hidayet ÇELİK

07.05.2020

Keşke bu süreçte herkes sizin gibi iç dünyasına dönüp kendini bir sorgulamaya, özeleştiriye tabi tutmuş olabilse. İşte o zaman bu korona insanlığa epey bir katkı sunmuş olur. Fakat, benim fikrim azgın ve nankör olan insanoğlu bu süreç geçtikten bir süre sonra yine eski davranış ve yaşam biçimine döneceği yönünde... Yine de derin içduygularınızı yansıtan bu yazınız için çok teşekkürler...
Gülsüm Topal

06.05.2020

Allah razı olsun
Yılmaz TAŞOVA

06.05.2020

Eyvallah, insanlara haddini elsiz ayaksız akılsız şuursuz bir dabbe ile bildirir. Herkes hissesini almalı ve rabbini tanıyıp hakkıyla kulluk yapmalı. Mülk onundur, biz misafiriz ve misafir gibi davranmak vazifemizdir. Kalemine sağlık.
Yayla Kızı

06.05.2020

BENDE Hüzünle karışık gülümsedi.M. Hazreti Korona “Allah’la bir sorunum yok, DEDİ. İnsanlar Yüce Yaratıcı’nın ne anlatmak istediğini düşünmüşler midir? PEK SAYILMAZ. Öldürmeye ayarlı olanlar, yaşatmayı beceremiyorlar”. HERKES BİLDİĞİNİ İŞLER. İster salgın ister başka bir şey; benim ne yapacağım önemli… Şimdi eylem zamanı” dedi… EVET ÖYLE. BANA GELİNCE: Yakın tarihte nasırına bastığı birileri tarafından yazısı yalanlanan bir ağabeyim için KAYSERİ ORDU EVİ SOSYAL TESİSLERİNDEKİ LOKANTADAN 23 yaşında genç bir anne olarak bebek arabasındaki bir yaşındaki oğlumla çıkarken \'BAŞÖRTÜLÜLER GİREMEZ\' yazısı gösterilerek çıkartılışımı anlatmak istiyordum. Biliyor musunuz sayın yazar, ben hala o merdivenlerde ağlıyorum. Kendini unutmuş bu kişiliksizlere: Siz hiç mi utanmaycaksınız demek istiyordum, Siz bizi hafızasız mı sanıyorsunuz, demek istiyordum. Biz sizi hiç unutmadık, siz aramızda ve maalesef zaman zaman başımızda ama asla bizden değilsiniz. Kim olduğunuzu da artık biliyoruz, demek istiyordum. Fakat o kadar çok olay var ki: Mesela sürgün edildiğim, öğrencisiz okula telefon eden Milli Eğitim Müdürünün beş kişi dinlediğimiz konuşması: Garnizon komutanı aradı, .... İsimli bir öğretmen sürgün gelecekmiş senin okula, onu göreve başlatmayın, dedi. Okul müdürünün cevabı: Başlattım müdürüm, imzaladı. -Ne diyeceğiz şimdi komutana?! Ben de o anda sadece Allah\'a ne diyeceğimi düşünüyordum, aramızdaki temel fark buydu. Şimdi yalancılıkla suçlayan kişinin şahsında aidiyet duyduğu darbeci kitleye aynı soruyu soruyorum: Ey aramızda olup da bizden olmayanlar, siz insan değil misiniz, bize yaptıklarınızı unuttuk mu sanıyorsunuz, siz hiç mi yaptıklarınızdan utanmayacaksınız? Ey milletimin başının belaları... Düşün artık milletimin sırtından...
Hüseyin Çolak

06.05.2020

Insan hayatını çok iyi analiz ediyor etkileyici cümleler ile can damarından yakalıyorsunuz Hz Peygamberin hayatını sizin kaleminizden okumayı çok isterdim.kaleminize sağlık Allah size yazma gücü versin
osman a. YILMAZ

05.05.2020

Şimdilerde en etkili silah koronavirus... Hangi insan icadı silah milyarlarca insanı evlerine doldurur... Rabbim isterse sular büklüm büklüm bürülür diyen şaire rahmet olsun... Allah gaddar bencil şedid insanlara merhamet cömertlik ihsan eylesin. Yavuz hemşerim bu yazı için teşekkür sana... Mevla gönlüne göre versin. Selamunaleykum...
Adil büyükçolak

05.05.2020

Tefekkürümüzü harekete geçirmemiz yani imanı Salih amellerle korumalı ve devam ettirmeliyizin edebi bir anlatımı olmuş yüreğine sağlık abi
Kemal Mete

05.05.2020

Gaye bildiğimiz şer, şer bildiğimiz hayr olabiliyor. Rabbimiz hayrına nail eylesin, şerrinden muhafaza eylesin.
Metin Artut

05.05.2020

Teşekkürler... ALLAH ve RESULÜ razı olsun. Hayırlı ve huzurlu akşamlar dilerim. Selam ve dua ile ALLAH \'A EMANET OLUNUZ...