KALBİMİN SESLERİ-2

 

Uzak doğudan uzak batıya ceset kaynıyor dört bir yanımız

Kalbi susmuş cesetler yürüyor şimdi yeryüzünün yollarında patikalarında

Tatmin olmaz mutlu olmaz geçmişe bakmaz gelecekten endişe etmez

Neye inanır neye karşıdır bilinmez gidip gidip gelen dikey cesetler

İnsan kendini niçin kaybeder niçin silinir yeryüzü sahnelerinden

Koyu siyah perdelerin ardında kaybolmak nasıl anlatılır

 

Cesetler arasında dolanıyorum yalnızım hüzün ve acı yakıyor genzimi

Erdeme kendini hatırlamaya cesetlerden insan çıkarmaya dair sözü olan var mı

Dünya susuyor silahlar konuşuyor hayatın anlamı yok

Kime baksam karamsar kime yönelsem gözlerinde umutsuzluğun karanlığı

Yollar hızlı tirenler gökdelenler devasa havaalanları ışıkhızı iletişim zincirleri

İnsan ayağı değmemiş dağbaşları yaylalar derin vadiler uçsuz bozkırlar çöller kadar yalnız

Hiçliğe boşluğa ayarlı kendinden habersiz kendini unutmuş soru soramayan insancıklar

 

Bakıyorum şafak vakti uyuyan kentin tektük ışıkları açık pencerelerine

Ya sonra? sorusunu sormayan endişesiz kayıtsız kıyametsiz kişilerin vurdumduymazlığına

Büyük kıyametten önce sayısız küçük kıyametler yaşayan ama farketmeyen insan yüzlerine

Bakıyorum büyük oyun ve oyuncak alanına dönüşmüş dünyaya ve soruyorum “Ya sonra?”

İnsanı küçülten gök uru gökdelenlere, ışıklı neonlara kadın etiyle pazarlanan ürün panolarına

Durmaksızın akan araç ırmaklarına korna seslerine ardı arkası kesilmeyen ayak tıkırtılarına

Bağsız ve anlamsız annelere babalara gençlere ve soruyorum “Ya sonra?”

Hissediyorum oyun alanı aynı anda çukur ve bataklık haykırıyor altta kalma kimseye acıma

Dünyanın dışına itilmekten korkan pürtelâş kadınlar biraz erkeksi erkekler biraz kadınsı

Mırıldanıyorum “İnsan dünyaya mı ait?”

Boşlukta duran dünyadan niçin korkmuyorlar?

Depreme dayanıklı yüksek güvenlikli evler nükleer sığınaklar kameralar alarm sirenleri güvenlikçiler jiletli tel çitler kıyamete engel mi?

Ölmemek için sağlık programları diyetler yürüyüşler

Kayıtsız hayat sürmek  mümkün müdür?

Kayıtsız mıdır üstünlük taslamak yasak meyveyi tatmak kardeş öldürmek kul hakkı yemek

Üstünlük müdür koltukla kasayla türünün kanına ekmek banmak

Kayıtsız mıdır yalanlar hileler yolsuzluklar arsızlıklar kibirler güç gösterileri

 

Gün ağarıyor güneş uzatıyor başını kuşlar yiyecek bulmaya kanat çırpıyor

Her doğan gün yeni fırsat olarak önümüze konuyor

Boş ve yeni sayfayı doldurmamız gerekiyor

Her olan bitenin bizde karşılığının olduğunu fısıldıyorum kalbime

İnsan neyi istiyorsa ona ulaşması kolaylaşıyor kime adım atıyorsa onda karşılık buluyor

Aslında olağan dışı bir şey olmuyor insan yapıp ettiklerinin karşılığını alıyor

Kirlenmeye direnmediğimizde umutlarımız sönüyor çaresizlik sarmalıyor bizi

Sevgiyi merhameti kağıttan kalbe indirdiğimizde

Utanan bir yüze titreyen bir kalbe  güçlüyken adalet duygusuna sahip olduğumuzda

Şartlar ne olursa olsun doğruları dile getirdiğimizde

Karanlıkların dağıldığını göreceğiz

Kendi içimizde kendi evimizde kendi kapı önümüzde başlayacağız temizliğe arınmaya

Despotik ve emperyal güç bizim kirliliğimizle büyüyor

Seferden sorumluyuz zaferden değil

Bize düşen inanmak yaşamak ve çalışmak çalışmak çalışmak

Sonrasında yolumuzu aydınlatacak ışıklı levhalar görmeye başlayacağız

“ Çokluğu önemseyip de kendini zayıf hissetme” (74/6)

 

03.08.2019, Kardelen/Ankara

 

Paylaş