İlk âyeti “Oku” diye başlayan Kur’ân-ı Kerîm’de ve hadîs-i şerîflerde ilmin kıymetinden bahsedilmekte. İlim yolunda olan, Yüce Yaratıcı’nın rızasına ermekte. “Rutbetü’l-ılmi a'le’r-ruteb. (İlim rütbesi rütbelerin en yücesi.) diye bildirilmiş hadîs-i şerîfte. Yine iki cihan serveri Peygamber Efendimiz, “Beşikten mezara kadar ilim tahsil ediniz.” diye bizlere öğüt vermekte.
Dinimizde ilme önem verilmiş, İslâm âleminde âlimler sevilmiştir. Kur’ân-ı Kerîm’de geçen şu âyet-i kerîmeler, ilme verilen değeri gözler önüne sermekte:
“De ki, bilenlerle bilmiyenler hiç bir olur mu?...” (Zümer: 9).
"Aslâ bir olmaz; kör (câhil) ile gören (âlim), karanlıklarla (cehâlet) aydınlık (ilim) ve gölge ile yakıcı sıcaklık!" (Fâtır: 19-21.)
Millî şairimiz Mehmed Âkif bu durumu şöyle dile getirmekte:
“Diyor Kur’ân: Bilenler, bilmeyenler bir değil heyhat!
Nasıl yeksân olur zulmetle nûr, ahyâ ile emvât!
(Diri ile ölü, aydınlıkla karanlık bir olmadığı gibi bilenlerle bilmeyenler de bir değil.)”
Allâh ü Teâlâ, ilim nasip ettiği kişiyi yüceltir. Gerçek âlim, ilmin yayılmasından sorumlu olup bu görevi yerine getirmediği takdirde ahirette cezalandırılacağını bilir. İlim yolu, Allah’ın rızasına giden yoldur. İlim tahsili, Allah’ı daha iyi tanımak ve tanıtmak için yapılır. Allâh ü Zülcelâl Hazretleri, isteyene ilmi nasip eder ve ilim erbâbını insanlara sevdirir. İnsan ilmen yükseldikçe mütevazılaşır ve meyveli ağaç gibi başı toprağa eğilir.
Ecdadımız, ulemaya değer vermiş, saygıda kusur işlememiş. Sert mizaçlı Yavuz Sultan Selim bile âlimin atının ayağından sıçrayan çamuru onur saymış ve çamurlu kaftanının muhafaza edilmesini emretmiş.
Atalarımız; "Ulemâdan (âlimlerden) sorun, hukemâ (hikmet ehli) ile durun, ulularla (maneviyat ehli zâtlarla) oturun" diye tavsiyede bulunmuşlar.
“Âlim ile oturmuşsan saateyn, onunla konuşmuşsan kelimeteyn, onunla yemişsen lokmateyn; Mevlâ vire sana cenneteyn, her biri misl-i dünyâ merrateyn. (Âlim ile iki saat oturmuşsan, onunla iki kelime konuşmuşsan, onunla iki lokma yemişsen; Mevlâ sana iki kere, her biri dünya kadar olan iki cennet versin.)”

"Âlimlerle otur ünün göğe yayılır, adın ulularla bir arada sayılır."
"Âlimlerin mürekkepleri, kıyamet gününde şehitlerin kanları ile denk tutulur."
Dünya hayatı, beşikle kabir arasında geçmekte. Doğum ve ölüm iki gerçek. Her canlı mutlaka ölümü tadacak. Dünya hayatı geçici. Asıl hayat ahiret hayatı. Yunus Emre, doğumla ölümü ne kadar güzel ifade etmiş:
“Ana rahminden geldik pazara,
Bir kefen aldık döndük mezara.”
Ölüm ansızın gelir ve bir bahanesi olur. “Ölüm geldi cihâne, başağrısı bahâne.” denmiş. Ayrıca, “Fâni dünya hoştur amma, âhiri (sonu) mevt (ölüm) olmasa.” sözü dünya hayatının aldatmacasına kapılmamayı öğütlemekte. Ölümü hatırda tutup ona göre hayat sürenlere ne mutlu!
Niksar Kalesi’nde bulunan Yağıbasan Medresesi’nde taşa işlenmiş olan şu mısra ne kadar anlamlı. “Beyne ayney külle hayyin alemü’l-mevti yelûhu/ Her canlının iki gözü arasında ölüm kendini gösterir (ölümün bayrağı görülüyor).”. Ölüm her an gelebilir. Ne güzel söylemiş ecdadımız: “Hazır ol misafir gelir. Hazır ol Azrâil gelir.”
“Âlimin ölümü âlemin ölümü gibidir.”
Âlimler, peygamberlerin vârisleri. Onlar İslâm binasının yapı taşları. Bir âlimin vefâtı, binada bir gediğin açılması demek. Onlar, her iki dünya mutluluğuna yönlendiren yeryüzü kandilleri. Onlar, ilim ve irfanı şiar edinen kutlu insanlar.
“Lütfi Doğan” hocamız, yakında kaybettiğimiz ilmi ile âmil âlimlerden. Çocukluğumda gıyaben tanıdığım hocamı, 1983’ten itibaren yakinen tanıma imkânım oldu. Ankara Etlik’teki evinde Arap âleminden gelen misafirlerle ziyaret etme şerefine nâil oldum. Kendisinin mütevazılığına, ilmine ve sabrına hayran kaldım. Ömrü boyunca hak ve hakikatin yanında olmaya gayret eden kıymetli hocamı tanıdıkça kendisini daha çok sevdim.
1930 senesinde Gümüşhane’de başlayan dünya hayatı, 93 yıl sonra Ankara’da nihayete erdi. Rahmet-i Rahmân’a kavuşan Lütfi Doğan hocamız için, 4.12.2023 tarihinde “Hacı Bayram Camii”nde ikindi namazını müteakip cenaze namazı tertip edildi. Yoğun bir katılımla gerçekleşen cenaze namazı sonrasında sevenleri tarafından İstanbul’a uğurlanan hocaefendiyi İstanbul’daki sevenleri karşıladı. 5 Aralık 2023’te “Süleymaniye Camii”nde öğle namazından sonra kalabalık bir cemaatle kılınan cenaze namazından sonra Süleymaniye Camii Haziresi’ne defnedildi. Âşıkla mâşuk buluştu. Sevenler kavuştu. Böylece Lütfi Doğan hocamızın, Ahmed Zıyâeddin Gümüşhânevî, Mehmed Zâhid Kotku ve sair hocalarıyla bir arada bulunma arzusu yerine gelmiş oldu.

“Yâdında mı doğduğun anlar,
Sen ağlardın gülerdi âlem.
Öyle bir ömür sür ki mevtin,
Olsun sana hande, halka mâtem.
(Doğduğun anları hatırlar mısın? Sen ağlarken herkes gülerdi. Öyle bir ömür sür ki, ölümün başkaları için mâtem olurken senin için gülümseme ve sevinç olsun.)”
Başta Lütfi Doğan hocam olmak üzere tüm hocalarımıza ve geçmişlerimize rahmet dilerim. Her iki cihan mutluluğu temennisiyle gününüz ve ömrünüz bereketli olsun kıymetli okurlarım.
Sadakanız, İhtiyaç Sahiplerinin Umudu Olsun!
25.04.2026
İhracatçıya kurumlar vergisi indirimi
26.04.2026
Hasan Hüsrev Hatemi vefat etti
02.04.2026
Irak'ta ABD'li gazeteci kaçırıldı
01.04.2026
Görmediğin bir oğlu olmuş… OSMAN KAYAER 27.04.2026
BOSNA GÜNLÜKLERİ -1 ÜSTÜN BOL 24.04.2026
BOSNA GÜNLÜKLERİ - 2 ÜSTÜN BOL 29.04.2026
Dizilerin toplum üzerindeki etkileri MEHMET GÜMÜŞ 28.04.2026
Rachel Corrie'nin Yolunda Yürümek-II KADİR ÇİÇEK 04.04.2026
Rachel Corrie'nin Yolunda Yürümek-III KADİR ÇİÇEK 10.04.2026
Arada Kalan Hamas ve Direnen İran DERVİŞ ARGUN 06.04.2026
Green Card Sevdalıları CYRANO DE BERGERAC 07.04.2026