Bir süredir bazı hocalar arasında şiddetli bir cebelleşme sürüyor. Aralarındaki problem şu: Bir ilahiyatçı, bir-iki sene önce bir sempozyumda: “Kur’an ayetlerinin manası Allah’tan, lafızları peygamberdendir” demiş. Bir grup hoca da işi tekfire kadar vardırarak “Böyle söyleyen kişi, kafir olur” manasına gelecek sözler sarf ediyorlar
Kur’an lafızlarının Hz. Peygambere ait olduğunu söyleyen hocayı savunanlar da “Bu, özgür düşünceye mani olmaktır, bağnazlıktır” diye karşı saldırıya geçmişler. Hatta bir de imza kampanyası başlatmışlar.
Yani, her iki taraf da fikirleri tartışmak yerine, muarızını tahkir edici bir dil kullanmayı tercih ediyor. Bir taraf, muarızını “kafir”, diğeri de “bağnaz” ilan ediyor.
Bu durumda işin aslını merak edenlerin ilk yapmaları gereken şey, bizzat Kur’an’ın bu hususta herhangi bir söz söyleyip söylemediğine bakmak olmalıdır.
Kur’an’a bu zaviyeden baktığımızda, lafızların Hz. Peygambere ait olduğuna ya da olabileceğine dair bir delil hatta ima bulmak mümkün gözükmüyor. Tam tersi, pek çok ayetten, Kur’an’ın hem manen, hem de lafzen Allah’a ait olduğunu istinbat etmek (çıkarmak) mümkün. Bunun için pek çok ayet-i kerime zikredebiliriz. Lakin biz, sadece şu ayeti misal vermekle yetineceğiz.
“Onlara ayetlerimiz apaçık okunduğu zaman, bize kavuşmayı ummayanlar “Bundan başka bir Kur’an getir veya bunu değiştir” dediler. Deki “Benim nefsime göre onu değiştirmem mümkün olmaz. Ben, sadece bana vahyolunana tabi oluyorum. Ben, rabbime asi olursam büyük bir günün azabından korkarım.” (Yunus 15)
Görüldüğü gibi Hz. Peygamber, inkarcıların Kur’an ayetlerini değiştirmesi taleplerine “...ma yekunuli en ubeddilhu tilkai nefsi...” (Benim, nefsime göre onu değiştiremem mümkün olmaz...) diye karşılık vermekle emrolunuyor.
Eğer Kur’an ayetleri, sadece mana olarak indirilmiş olsaydı Hz. Peygamberin onlara lafız (söz dizini) bulmak gibi bir çaba içinde bulunması gerekecekti. Bir beşer olan Hz. peygamber belki de manaya lafız giydirme işinde zaman zaman hata edecek ve Allah’ın uyarısına muhatap olacaktı. Oysa biz Kur’an’da böyle bir uyarı ile karşılaşmıyoruz. Lakin Hz. Peygamberin fiilleri konusunda uyarıldığına şahit oluyoruz.
Kur’an, manası Allah’a, lafızları Hz. Peygambere ait bir kitap ise bu takdirde o, yarı ilahi, yarı insani bir kitap haline gelecektir ki artık onun icazından da söz edilemez. Bu durumda, aşağıdaki ayetin meydan okuması da beyhude bir meydan okuma olurdu. “Yoksa onu uydurdu mu diyorlar? Deki, eğer doğru sözlü iseniz, haydi onun benzeri, “bir sure” getirin ve Allah’tan başka yardıma çağıracağınız kim varsa çağırın.” (Yunus 38)
Kur’an ayetlerinin manası Allah’tan, sözleri (lafızları/ kelimeleri/ cümleleri) Hz. Peygamberdendir diyenlere biz de Kur’an’ın yöntemiyle şöyle bir teklifte bulunuyoruz. Kur’an ayetlerinin manası ve konuları bu gün biliniyor mu? Biliniyor. Hocalarımız bilinen bu manaları başka bir formda (cümle yapısında) söylesinler de bir görelim. Bakalım elimizdeki Kur’an ile boy ölçüşebilecek mi? Üstelik bunu mesela en kısa surelerden olan, İhlas veya Kevser sureleri üzerinde denesinler.
Biz bu yazıda, ayetler ile hadisler arasında bir mukayese yapmak suretiyle Kur’an’ın hem manen, hem de lafzen Allah’a ait olduğunu göstermeye çalışacağız.
Cuma namazına gidenler bilirler. İmamlar, hutbenin hemen başında, işleyecekleri konu ile ilgili olarak bir ayet-i kerime, bir de hadis-i şerif okurlar. İslami ilimler ile hiçbir ilgisi olmayanlar bile, ayet-i kerimeler okunurken lisanın su gibi aktığını hissederler. Ama, hadis-i şerifler okunurken aynı şeyi hissetmezsiniz. Kelimeler arasında ayetlerdeki gibi yüksek bir fonetik uyum ve olağanüstü bir ahenk göremezsiniz. Ayetlerin fonetiği, ahengi ve insan ruhuna tesiri bakımından hadislerden çok farklı ve üstün olduğunu anlamakta hiç kimse zorlanmaz. Hatta ayet ve hadislerin mealleri arasında bile bir farkın olduğunu görürsünüz. Kısaca şunu demeye çalışıyoruz: Ayet ve hadisler, aralarındaki büyük edebi farktan ötürü aynı kaynaktan sadır olmuş olamazlar.
Bize göre, Hz. Muhammed’in (sav) peygamber oluşuna dair en önemli delillerden biri de hadisler (peygamberin sözleri) ile ayetler (Allah’ın kelamı) arasındaki belirgin farktır. Biz, bu sayede Mekkeli Müşriklerin iddia ettiklerinin aksine Hz. Muhammed’in (sav) Kur’an’ı uydurmuş olamayacağını anlamakta ve onun peygamberliğine inanabilmekteyiz.
Ayet lafızlarının Hz. Peygambere ait olduğunu söyleyen kişi, farkında olmadan Kur’an’ı, hadis-i kutsi seviyesine indirgemiş olacaktır ki bu Kur’an’a yapılabilecek en büyük haksızlıklardan biri olacaktır.
Son bir söz daha : “Ayetlerin lafızları Hz. Peygambere aittir” dediğimizde Kur’an’ın Allah’tan olduğunu ispat etmek neredeyse imkansız hale gelir. “Bu bir iman işidir, tartışılmaz” diyerek de işin içinden çıkamazsınız.
28 Şubat'çı Reha Muhtar öldü
04.06.2026
Mehmet Yaşar Soyalan ile Derkenar...
05.06.2026
4 PKK'lı teslim oldu
11.05.2026
2026 yaş çay alım fiyatı belli oldu
13.05.2026
BOSNA GÜNLÜKLERİ -6 ÜSTÜN BOL 03.06.2026
Koç'un Fıkrası ve Ayrımcılık YUSUF YAVUZYILMAZ 08.06.2026
BOSNA GÜNLÜKLERİ - 5 ÜSTÜN BOL 23.05.2026
oyaladı dost… MUSTAFA AKMEŞE 21.05.2026