metrika yandex

Kadın ve Kadın

19.12.2020
Ferman KARAÇAM

En büyük çöküş kadınla başlıyor.
 
En şanlı yükseliş ve zirvelere çıkış da kadınla başlıyor. 
 
Kadın bir ölçü, bir mikyas; hem ailede, hem toplumda ve hem de bir millet veya medeniyette. 
 
Tarihe bakın; Kadını, giyinirken değil, soyunurken alkışlayan toplumlar yavaş, yavaş çukura düşüp debelenerek can vermiş
ve tarih sahnesinden çekilip gitmişler.
 
Kadını ailesinde destekleyen toplumlar yuvaya kavuşmuş, yuvalar kahramanlara, kahramanlar milletine, milletler aşkın uygarlıklara ve aşkın uygarlıklar ufuklara kanatlanmış. 
 
Kadın yuvanın kahramanı, yuva, millet kahramanlarının beşiği.
 
Kadın yuvasının meleği; bir toplumun, bir milletin ve bir medeniyetin de trampleni.
 
Kadın yuvasında zirve.
 
Kadın sokakta çukur. 
 
İktidara, makamlara, koltuklara kadınla yükseldiğini sananlar bilsinler; gün gelecek kadını da, iktidarlarını da kaybedecekler.
 
İster laboratuvarda imal olsun, isterse doğal olsun, yarım gramlık bir virüsle baş edemeyen bir uygarlık da, kadınla geldiği iktidarını kaybedecek. 
 
Kadınla çok oynadılar, Kadınla çok eğlendiler vicdansızlar.
 
İdeolojinin, düşüncenin, sosyal hayatın, hayat tarzının hepsinin savaşını kadın üzerinden yaptılar zalimler. 
 
Siyonist/ Haçlı çağdaşlaşma ve medeniyetlerinin maymunu gibi çırılçıplak yapıp, salonlarda vücutlarını teşhir edip, salyalarını akıtarak çılgınca alkışladılar, kadını.
 
Kadını tahtından indirdiler; geleneğinden, göreneğinden, mahallesinden, komşuluğundan, anneliğinden, eşliğinden koparıp bir şehvet metaına dönüştürdüler.
 
Kadını hanımlığından ettiler. 
 
Kadından; eğitimli, kültürlü, bilgili, maharetli, yüksek meziyetli ve gayesi, ideali, hedefi olan bir ANNE yapıp; evladını, ailesini, toplumunu ve milletini  rahimden mezara kadar bedeni ve yüreği ile besleyip, kucaklayıp ufuklara taşıtmak yerine, onu, alçaltıp endüstiyel atıkların çukuruna atarak toplumun mayasını kirlettiler. 
 
Kadını annelik makamından indirip rengârenk lolipoplara dönüştürüp, meydanlara sürdüler.
 
Kadını anneliğin yüksek ahlak ve meziyetinlerinden sıyırıp, meyhanelerde masaların mezesi yaptılar ve sarhoş kusmuklarına buladılar alçaklar. 
 
Kadını merdiven altı üretimin ucuz işçisi yapıp, eline üç-beş kuruş verip, kozmetik pazarının bağımlısı ettiler. 
 
Kadını Batı’nın vamplarına benzetip sokaklara saldılar.
 
Kadını annelik makamından alıp, asgari ücretli işçi yaptılar, istatistiklere kattılar ve sonra da, televizyonlara çıkıp, kadın çalışma oranını çok yükselttikleri ile öğündüler. 
 
Kadını kendi evindeki işinin ağırlığı, kendi çocuğunu yetiştirmenin ve dört duvar arasında olmanın sıkıcılığı ile, çöp olmuş feminist heveslerle ayartıp, dışarıda, merdiven silmenin, el çocuğuna bakmanın, patronun kapısında, her emre amade bir dilber gibi beklemenin, erkeklerin kas gücü ile savaşmanın özgürlüğüne inandırdı ve zelil ettiler.
 
Okullarda kadını, piskopat çizerlere çıplak model yaptılar. 
 
Kadının dişiliğini heykelleştirip meydanlara diktiler. 
 
Kadını evinin hanımı olmaktan, şefkatli, merhametli, diğergam bir anne olmaktan vazgeçirip, dışarıda: gündelikçi, paspasçı, temizlikçi , bulaşıkçı, hizmetçi, ayakçı, ortacı, reklamcı, mezeci yaptılar.
 
Kadını soyup, süsleyip, boyayıp,  podyumlara atıp şehvetle seyrettiler. 
 
Kadını sabah, akşam toplu taşıma araçlarına istifleyıp, üzerlerinden buldozer gibi geçerek hislerini, izzetlerini, iffetlerini, ruhlarını, kadınlıklarını, bedenlerini ezdi yok ettiler. 
 
Kadını aldattılar, tek eşim sensin dediler, ardından, bir başka kadın olan sekreteri ile suç üstü yakalandılar. 
 
Tek evlilik, tek eş deyip, yalan söylediler ve onlarca kadınla birlikte yaşadılar.
 
Kadını bir, genç ve güzelken, bir evliyken, bir çalışırken sömürdüler  ve nihayet bir de boşamışken, yapabildiği tek çocuğunun gözleri önünde kurşunlayıp, böylece, anneyi tamamen ortadan kaldırdılar. 
 
Kadını giyindiğinde değil, soyunduğunda alkışladılar, vicdansızlar.
 
Kadını yeme, içme, giyme ve kullanma ürünlerini ekranlarda hazla, şehvetle sunan soytarı yapıp, ağızları sulanarak izlediler.
 
Onsekiz yaşındaki gencecik kız çocuğunun karşısına, yirmi beş yaşındaki erkek öğretmenleri dikip; kızların hayallerini, rüyalarını ve geleceklerini çaldılar.
 
Onyedi yaşındaki bıyığı henüz terleyen genç erkeklerin karşısına, yirmi üç yaşındaki mini etekli öğretmeni koyup gençliğimizi, yarınlarımızı heder ettiler. 
 
Okula giderken, arkasından anne eli sallanmayan çocuğu mutsuz edip, eline uyuşturucu vererek susturdular. 
 
İşten gelen kocaya açılan kapıda, kocaman ve sımsıcak tebessümüyle sarılan bir Kadın yok artık. 
 
İşe giden eşin arkasından dua eden bir Kadın da yok artık. 
 
Babayı, anneyi işe, çocuğu kreşe yollayıp anne sevgisinden, şefkatinden mahrum bırakıp, psikolojisini alt üst edip, sigara tüccarlarının, azgın uyuşturucu mafyasının önüne attılar. 
 
Kadını süsün, arzunun, iştahın, hazzın, şehvetin, eğlencenin, ucuz emeğin, hizmetin, ikinci ve üçüncü yasak yaşamanın, her türlü sömürülmenin çağdaş kölesi yaptılar ve adını da güçlü kadın koydular.
 
Şimdi artık, evde anne yok.
 
Annesiz evde de huzur yok.
 
Toplumda da birbirine karşı saygı ve sevgi yok. 
 
Merhamet, komşuluk, mahallenin samimiyeti, disiplini, iç denetimi  yok.
 
Bayramlar, seyranlar, komşuluklar, yemek ikramları yok artık. 
 
Kadınlar ister bankada, ister fabrikada, ister atölyede... nerede kaç para kazanırsa kazansın, anne kokusundan mahrum büyüyen çocuklar; önce ağlayarak, huysuzluklar yaparak, hastalanarak öfkelerini atacak, sonra, biraz büyütünce kedilerin ayaklarını kesip, köpeklere benzin döküp yakacak, biraz daha büyüyüp evlenince ve hele evlerinden uzaklaştırma alınca da, eşlerini öldürecekler.
 
Kadını yeniden, ayağının altında cennet olan anne makamına oturtarak bu çöküşü durdurabiliriz.
 
Aksi halde, hem öldürmeler, hem de alçalış ve çöküş sürecek.
 
Ferman KARAÇAM 
Yorum Ekle
Yorumlar (11)
Reşat YILDIZ | 24.12.2020 11:41
Hayatımız boyunca davranışa dönüşen eylemlerimiz, sözlerimize dökülen duygu ve düşüncelerimiz bize kimden ve ya nereden aldığımız bilgiyle duyguyla hareket ettiğimizi işaret edecektir. Yani akıl ve gönül denizimizde her ne varsa söz ve davranış kıyımıza o vurur. Hulasa Rabbimizin verdiği akılla donanır ve akıllanırsak bu çözümsüzlük girdabından kurtulabiliriz. İlhamını dininden imanından almayanların İslam düşmanlarından gelen alkış ve iltifatlarla coşarak sadır olan söz ve eylemlerinde şaşılacak bir durum yok olmakla birlikte garbın feminen şövalyelerine ve başındaki örtüyü takı niyetiyle takıp manken edasıyla sokakta salınan maskulen yeniçerilere verilen birkaç cümlecik rüşvet haricinde fevkalade bir duruşla endam eden, küfrün yeryüzü sathında yüzyılımızda açtığı kanayan yaramız yaramaz, acımız acımaz, modern kadının, modern serencamına dair fevkalade bir derman, bir ferman. Tebrikler Ferman hocam.
Müftü ÇİMEN | 21.12.2020 21:51
Yanlışlar doğrulara, acılar mutluluklara, götürür neticede insanları. Bugün yanlışları ve acıları yaşıyoruz toplum olarak. Lâkin sn. Ferman KARAÇAM bey abimiz gibi, yolları aydınlatanlar vesilesiyle, inşallah doğrulara ve mutluluklara ulaşacağız Toplum olarak...
Hülya Çimen | 21.12.2020 13:16
merhaba Esin Hanım; eleştirinizi okuyunca biraz olsun akıl ve tarih süzgeci kullanmadığınızı gördüm. birincisi, üslup bir insanın karakteri, kimliğidir. siz veya ben hiç bir kimsenin kişiliğine laf söyleme makamında değiliz. kişileri bu arada yazarları da bir birinden ayıran üsluplarıdır. her yazarın kendine göre bir üslubu vardır. Ferman Beyi yazı ve şiirlerinden tanırım, şairdir ve şiir gibi akıcı bir üslubu vardır, beğenir okursunuz, beğenmez okumazsınız. geriye dönük yazı ve şiirlerini okuyun ne demek istediğimi anlarsınız. fikir ve düşüncelerine gelince; elbette eleştirebilirsiniz, bu sizin okur olarak en tabii hakkınız. yalnız burada da şunu merak ettim: yazar, bizim de yaşayıp tanık olduğunuz günlük olaylardan hareketle hemen tamamen “siyonist-haçlı uygarlığının kadını getirdiği duruma köklü ve somut eleştiriler getiriyor. siz bir bayan olarak toplu taşıma araçlarındaki durumumuzdan, her türlü reklamda bir meta gibi kullanılmaktan ve verilen diğer örneklerdeki durumlardan memnun musunuz? kaldı ki; yazar bir de, anneyi, bugünkü zelil duruma düşen kadından ayırıp kutsal bir konuma yerleştirip asıl yerimizin annelik olduğuna vurgu yapıyor. bunun neresi yanlış? geçmişe bakınca; geçmiş erkekler için de pek iç açıcı olmayabilir, konu da, bu değil zaten. bunların tarafınızdan eleştirilmesi bir yana, kabul edimemesi, sizin bayanlığınızla değil, belli ki meşrebinizle alakalıdır. tanımadığım için müslüman olup- olmadığınızı da hem bilemem, hem de bu tamamen sizi ilgilendirir. selamlarımla.
Esin Dağdeviren | 21.12.2020 01:34
Müsade rumuzlu kişi: 1. Siz bana sen diye hitap etme konumunda değilsiniz. 2. Tanımadıklarınızı yargılama hakkına sahip değilsiniz. 3. Bir yazıyı siz beğenirsiniz, ben beğenmeyebilirim; bunun için de cehennemi gösterme konumunda bir zebani değilsiniz, fikir özgürlüğü var. 4. Yazdıklarımı anlamamış ve üzerinde düşünmemişsiniz. 5. Neden erkekler hep kadınları tanımlıyor da kadınlar erkekleri tanımlayamıyor. 6. Ham yobazlar ve din tüccarları söze insanları korkutarak başlarlar. 7. Ben sizin ön kabullerinizden, ön yargılarınızdan, arzulanan durumu kutsayan geleneği dinleştirmekten daha başka ve daha önemli bir durumdan söz ediyorum. Ne dediğimi anlayabiliyor musunuz?
Musade | 20.12.2020 08:16
Esin hanım,Allahın kitabına buyruğuna kafa tutacak kadar özgürleşmiş sin, anlamaya çalışmak yerine suçlamayı tercih etmişsin,anlaşılan derdiniz erdemli bir tolum oluşturmaktan çok bencil ce yaşama arzusu. Allah cc insanların niyetlerinin karşılığını hem bu dünyada hem ahiret te verecektir.
Suat Tercanli | 19.12.2020 21:18
Kanaya yaramız Hala kadın haklarından sözde otoları korumadan bahsedip onları o ne çıkaramaz deyip erkeyi araka 0lana atan p0litakalar bunlarin hesabi nasil verilecek Allah hidayet versin Allah yardımcınız olsun Erzurum
Çok şey değişmeli mesela | 19.12.2020 20:28
500 kere kadın dediniz ama erkek demediniz gizli özne olarak kullandıkça birşey değişmez.
Muhammet KAYA | 19.12.2020 19:12
İnsanlar şimdi, emek sarfetmeden kolay bir şekilde büyük bir israfin içindeler , böyle kolay bir şekilde herseye ulaşınca maddi ve manevi hiç bir şeyin değerini bilmeden hayatı kolay yaşamanın peşinde ler böyle olunca bu kolaycılık ve rahat yaşama arzusu onlar için en büyük değer oluyor kolay yaşamanın peşine düşerken insanlık haysiyet lerini bir tarafa bırakıp sadece kolay kazanmanın ve yaşamanın peşinde ler Bu yanlışın içinde her iki taraf da var maalesef
Levent reisoğlu | 19.12.2020 15:49
Slm hocam çok anlamlı bir yazı okurken bir çok neden niçin hep böylemi olacak bu nasıl bi cahalet diye sormaya gerek kalmadı güzel yazar düşünür şaair hocam nedenleriyle niçiniyle anlatmış şimdi medeniyet denilennavrupayı değil sadece insanca medeniyeti düşünmek yaşamak ve yaşatmak tşk hocam yüreğinize sağlık Rabbim ömrünüze ömür katsın ki bu hayata fikir düşünce olarak sizden aldığımız doğruları yaşayıp yaşatabilelim saygılar hocam
Esin Dağdeviren | 19.12.2020 15:20
Bu üslupla yazılan yazıları şaşkınlıkla okuyorum. Sanki eleştirilen son dönem değişikliği olmadığında, daha önceden her şey çok iyiymiş gibi... Sütanneliği konusunda bile şahitiği kabul edilmeyen, evliliği babanın boşanması kocanın keyfine bırakılarak yok edilen, kocasının dövmesini Kur'an'ın emri varsayan, yapamayacağı işler yani ona özel Kuran'dan olmayan haramlarla sosyal hayatı, kocasına karşı kulluğunu tanımlayan geçmişteki sosyal düzende de kadınlar mutsuzdu. Bugün de sorumsuz bencil ya da yetersiz erkeklerin ellerinde ya hırpalanarak son nefese ulaşıyorlar ya çocuklarıyla terk edilerek ya da her türden şiddetle veya öldürülerek... Romantizme, geçmişe öykünmeye gerek yok çünkü öykünecek, kadınlar için anlamlı güzel bir şey yok geçmişte. Bugün de kötü. Her iki ortamı da güçü kontrolünde tutan erkekler oluşturduğu halde kafınları suçlamaktan, eleştirmekten, kötülemekten yorulmuyorlar. Sayın yazar, bu ülkede genelevler ve benzeri yerler kim için var, kime hizmet? veriyor kim para kazanıyor. Aklı mantıkla sebep sonuç ilişkisi kurarak kullanmak ne büyük nimet... Acaba bu yazıyı yazan geçmişten ve bugünden kaç kadına sorarak bu beylik yargılara ulaştı? Yeter artık... Böyle yazılar nedense hep Bulantı kitabını hatırlatıyor.
ahmet çelik | 19.12.2020 15:01
kadın üzerinden çağı yaşanılmaz kılan çağdaş firavunların uygarlığını, yine kadın üzerinden yerden yere vuran yazı, tebrikler, teşekkürler sayın yazar