umre bir seyahat değildir;
bir yöneliştir. ama bu yönelişin sahici olması için önce içeride bir şeylerin yerinden oynaması gerekir.
onun için ramazan ayı umre için bence iyi bir vakit.
hele bir de yola düşüp 3 bin km sınırlar aşıp gitmek var ya!
yol, oruç ve umre diyorum bir araya gelirse eğer:
yol insana sınırlarını gösterir.
plan yaparsın ama her şey planladığın gibi gitmez.
yorulursun. uykusuz kalırsın.
bazen gerilirsin.
ürdün kapısında 5 saat beklemek gibi diyelim
işte tam orada anlıyorsun:
kontrol sandığın kadar sende değilmiş.
ramazanda teorisini öğrendiğin teslimiyet,
yolda pratiğe dönüşür.
ve sonunda varılan yer…
kâbe…
kâbe’nin karşısında durduğunda insan çok büyük duygular yaşamayabilir.
herkes aynı yoğunluğu hissetmez.
dindarlık sadece gözlerin yaşı ile ölçülmez.
onun için etrafa bakıp
ben niye böyleyim diye kendini suçlama dost.
esas değeri olan gönlün ve aklın hissettiği şeydir.
islâm’da ibadetlerin işaret ettiği bir anlam vardır ve bu yapılan ibadetin
bilinç seviyesini belirler
umrenin tüm ritüelleri adeta semboller üzerine inşa edilmiş bir ibadettir
orada kabenin karşısında şunu net hissedersiniz:
burada merkez ben değilim. milyonlarca insan aynı yere yönelmiş, aynı hareketi yapıyor. sen onlardan sadece birisin.
günlük hayatta merkeze koyup kendimizi etrafımızda pervane olsun diye yorduğumuz, zorlandığımız, olmadığında öfkelendiğimiz
neyimiz varsa dost
o tavaf alanında yerle yeksan olduğunu görürsün.
2 metre kefen kumaşın içinde
ağanın da, patronun da, iktidar sahibi olanın da, mal mülkü hesapsız olanın da
yıldızlarının döküldüğü andır.
merkez olan, tevhid dininin sembolü kabe yani Allah’tır.
bu farkındalık bile başlı başına bir eşsiz derstir.
tavaf ederken beden dönüyor ama asıl değişmesi gereken kalbin yönü. ramazan bunun hazırlığını yapmıştı.
oruç, seni kendinle yüzleştirmişti.
yol, seni zorlayarak sabrı öğretmişti.
umre ise yönünü netleştirir.
hayatın merkezine kimi koyduğunu sorgulatır.
yol, oruç ve umre birbirinden kopuk şeyler değil.
biri iç disiplin, biri dış imtihan, biri yön tayini eder
eğer ramazanda kendinle hesaplaşmadıysan, umrede büyük cümleler kurmanın anlamı yok. eğer yolda sabırsızlandıysan, tavafta huzur aramak zorlaşır. hepsi bir bütün.
insan umreden döndüğünde mucizevi bir şekilde değişmez.
ama eğer sahici bir yüzleşme yaşadıysa bazı şeyler sadeleşir. daha az iddia eder.
daha az öfkelenir.
daha çok şükreder.
çünkü hem açlığı tatmıştır, hem yorgunluğu, hem de merkezde olmadığını.
yol bize ayrılığı yani faniliği hatırlatır.
ramazan muhtaçlığı.
umre yönümüzü yani istikametinizi.
geriye şu kalır: insan bu üç tecrübeyi hayatına taşıyabiliyor mu? eğer taşıyorsa yolculuk devam ediyordur.
taşıyamıyorsa, yaşananlar güzel bir hatıra olarak kalır.
dindarlık hatırası geçmişte kalmış bir yürüyüş değildir.
ölünceye kadar canlı yaşanan bir haldir
ökkeş sözü aldı ve mustafam dedi
mesele gitmek değil.
mesele, gidişin sende neyi değiştirdiğidir.
dedi ve sustu…
ramazanınız mübarek ola…
paylaşmaya değer gördüğünüz yazılarımın dilediği kısmı dahil dostlarınıza ikrama açıktır.
bir gönle daha temas etmek iyidir. valla!
NATO, Malatya'ya patriot yerleştiriyor
10.03.2026
Halkbank davasında ABD ile anlaşmaya varıldı
10.03.2026
KÜRESEL DÜZENİN SONBAHARI
15.02.2026
Surelerin Mesajları: ÂLÂ SURESİ - 8 OSMAN KAYAER 09.03.2026
Teslimiyetin maskesi; mezhepçilik DERVİŞ ARGUN 16.03.2026
İRAN VE BÖLGESEL TAHLİL SÜLEYMAN ARSLANTAŞ 22.02.2026