Fuat Sezgin’in ölümü vesilesiyle ilme ve ilim adamına verdiğimiz değer üzerinde biraz durmak iyi olacaktır.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fuat Sezgin’in cenaze namazına katılmış olmakla çok önemli bir iş yapmıştır. Çünkü halk zihninde ilim ve ilim adamının değeri neredeyse yok mesabesindedir. Çevremizdeki nice üniversite mezununun tahsil hayatından sonra bir tek kitap sayfası bile okumadığını övünerek söylediğine büyük bir üzüntü ile defalarca şahit oldum maalesef.
Erdoğan, Fuat Sezgin’in cenaze namazına katılmış olmakla ilme ve ilim adamına verilecek değer konusunda örnek bir davranışta bulunmuştur.
Medya organlarının ilim adamına verdiği değer, sanki çok matah bir şey yapıyormuş gibi moda haline getirdiği “bilim insanı” tabirinden ibarettir. Halbuki Türkçede kelimelerin erillik yada dişillikleri yoktur. Yani “ilim adamı” tabiri içinde hem erkek alimler, hem de kadın alimler yer alır. Bu yüzden ucube bir tabir olarak “bilim insanı” demeye gerek yoktur. (“Bilim insanı” tabiri bende mizahi bir duyguya sebep oluyor, her nedense ve aklıma “Bilim hayvanı” tabiri geliyor. Bu durum, Marksizm’in insanı “sosyal bir hayvan” olarak tanımlamasından mülhem olsa gerek.)
Pursaklar Belediyesi’nde başkan yardımcısı olarak görev yaptığım yıllar boyunca her sene “anadolu lisesi” ve “fen lisesi” birinci sınıf talebelerini İstanbul’a, kurulmasına rahmetli Fuat Sezgin’in önayak olduğu “İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi”ni ziyarete gönderdim. Bundan maksadım ise çocukları ilme, teknolojiye ve araştırmaya yönlendirmek ve bir özgüven kazanmalarına katkıda bulunmaktı. Çünkü okullarda bütün buluşların batılılar tarafından yapıldığı öğretiliyor ve adete bizler geri zekalı muamelesi görüyorduk. İlahiyat fakültesindeki pek çok hocamız bize müsteşriklerin İslam kaynaklarına bizden daha çok vakıf olduklarını anlata anlata bitiremiyorlardı. Oysa Yahya Kemal, “Renan Müdafaanamesi” adlı küçük risalesinde durumun hiç de böyle olmadığını açık biçimde göstermişti. Ayrıca oryantalizm üzerine yapılmış çalışmalar ve neşredilmiş kitaplar, batılıların İslam’ı anlama konusunda iyimser bir bakışla bile ne çok yanılgılar taşıdıklarını göstermektedir.
Bir toplum olarak, tarihe yeniden müdahil olmak istiyorsak, en çok değer verdiğimiz şey, ilim ve alim olmalıdır. Bizim geleneğimizde ümera, ülemanın ayağına gider ve onun tavsiyelerine uyardı. Bu sayede rahmetli Fuat Sezgin’in haklı olarak bize göstermeye çalıştığı, geçmişteki ilimi başarılarımız ortaya çıkmıştı.
Halbuki şimdi, toplum zihninde paradan daha değerli bir şey yok. Her zaman verdiğim misal şudur: Bir yere bir alim ve bir zengin aynı anda geldiğinde biz alimin değil de zenginin etrafında pervane oluyorsak kaybetmişiz, zenginin değil de alimin etrafına toplanmış isek kazanmışız demektir.
Yıllar sonra öğretmenliğe geri döndükten sonra yaptığım işlerden biri de istidaatlı gördüğüm bazı öğrencilerimi yanıma alarak alim ziyaretinde bulunmak olmuştur. Bundan maksadım ise onlardan birini yada birkaçını ilme yönlendirebilmekten başka bir şey değildir.
Buradan öğretmenlere ve velilere çocuklarını İstanbul Gülhane Parkı içinde olan “İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi”ni ziyarete götürmelerini tavsiye ederim. Böylece hem Fuat Sezgin hocayı yad etmiş, hem de çocuklarına ilmi sevdirme konusunda bir girişimde bulunmuş olacaklardır.
Son söz: Fuat Sezgin’e Allah’tan rahmet, gelecek nesillere de tıpkı onun gibi “ilim aşkı” dileriz,
Mehmet Yaşar Soyalan ile Derkenar...
05.06.2026
28 Şubat'çı Reha Muhtar öldü
04.06.2026
2026 yaş çay alım fiyatı belli oldu
13.05.2026
Şehit yakınlarına iki asgari ücret verilecek
13.05.2026
Rasim Ozan Kütahyalı gözaltına alındı!
14.05.2026
Sülfürik asit krizi bütün dünyayı etkiliyor
13.05.2026
BOSNA GÜNLÜKLERİ - 5 ÜSTÜN BOL 23.05.2026
oyaladı dost… MUSTAFA AKMEŞE 21.05.2026