Son günlerde emekli Genel Kurmay Başkanı İlker Başbuğ’un askeri mahkemelerle ilgili 2009’daki kanuni düzenlemeyi ima ederek, TBMM’nin şahs-ı manevisini töhmet altında bırakan açıklamasıyla yeniden alevlenen Fetö tartışmaları, ulusalcı kanadın o klasik repliğini anımsattı bana; “Hepimiz Hrantız, hepimiz Ermeni.”
Bakmayın medya önünde herkesin karşı tarafı işaret ederek ‘fetönün siyasi ayağını’ arama pozlarına. Gezide ve 17- 25 Aralıkta tutturdukları tempoyu, 15 Temmuz başarılı olsaydı “Hepimiz fetöyüz, hepimiz gülen” diye devam ettireceklerdi Ankara sokaklarında. Şuanda da alenen söyleyemeseler bile, bir kısmının içten içe terennüm ettiklerini duyar gibi oluyorum.
Genel Kurmay Eski İstihbarat Başkanı Emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin; “Haftanın tartışmasının arka planı: Askerlerin sivil mahkemede yargılanma kararı nasıl alındı?” diye sorarak, 11 Şubat 2020 tarihli Independent Türkçe için bir yazı kaleme aldı. Yazı tarihe tanıklık etme bilgeliği üslubuyla kaleme alınmış.
Askerlerin sivil mahkemelerde yargılanma kararının kanunlaştığını, o günün Genel Kurmay Başkanı İlker Başbuğ, 26 Haziran 2009’da görsel ve yazılı medya temsilcileriyle ikinci iletişim toplantısını yaparken gazetecilerden öğrendi. Hem de Deniz Kurmay Albay Dursun Çiçek imzalı o meşhur “İrticayla Mücadele Eylem Planı” ile ilgili değerlendirmeler yaparken.
Pekin; 2007 de İstihbarat Başkanı atandıktan sonra, kendisine gelen malumatlar çerçevesinde bir değerlendirme yaparak, bu düzenlemeye karşı tedbir alınması için Adli Müşavir Hıfzı Çubuklu ile birlikte önce Büyükanıt’a daha sonra İlker Başbuğa gittiğini, bu kumpas davaları çerçevesince önce emeklilerden başlayıp, sonra muvazzaf subaylara uzanacağını, ciddi bir tasfiye hareketi olacağı öngörüsünü arz ettiğini aktarıyor.
Şu pasaj o yazının püf noktası: “Başbuğ’un makamında Kara Kuvvetleri Komutanlığı İstihbarat Başkanı ve KK Adli Müşaviri vardı. İlker Başbuğ sorular sordu ve bunun uygun olmayacağını ifade etti. Israrım üzerine, "O zaman oylama yapalım." dedi. Oylamada ben ve Hıfzı Çubuklu önerimin lehine oy kullandık; yani askeri yargının askeri personel ile ilgili çıkacak kumpas davalara bakmasından yana oy kullandık. İlker Başbuğ, KK İsth. Bşk. ve Adli Müşaviri askeri yargının bu konularda hazırlık yapmasının ve çıkacak kumpas davalara bakmaması yönünde oy kullandı. İlker Başbuğ davalar ortaya çıktıkça durum değerlendirmesi yaparız ve karar veririz vb. bir açıklamada bulundu.”
Şimdi soru şu; düğün değil bayram değil eniştem beni niye öptü. Askerimiz Kuzey Suriye’de bir taraftan ABD’nin beslemesi PYD/PKK teröristlerinin defacto yapılanmasıyla, diğer yandan Rusya’nın aleni desteği ve kışkırtmasıyla soykırım yapan Esedin itleriyle boğuşurken, Doğu Akdeniz’de dünya donanmalarıyla fink atarken, Sevakin’den Trablus’a ülkenin maslahat ve geleceği, İstiklal ve İstikbali için pozisyon alırken; bir zamanlar ülke güvenliği ile ilgili bir numaralı sorumluluk yüklenmiş borucu paşanın kalkıp, 12 yıl önce TBMM’de yapılan “askerlerin sivil mahkemelerce yargılanabilmesine imkan sağlayan” kanuni düzenleme için, ‘Fetönün siyasi ayağı bu teklifi getirenler’ demesi vatanseverlikten mi kaynaklanmaktadır ?!!
Peki, böyle bir konjonktürde hükümetin aleyhine bir şey duyduğunda tuz alıp koşan, ülke yönetimine talip ana muhalefete ne demeli, Devletçilik damarları mı kabarmıştır? İlker Başbuğ oltasına sazan yemi taktı ve suya attı. Bu tartışma dönüp dolaşıp CHP’de genel başkanlık rekabetini kızıştıracaktır, naçizane kanaatim.
“Hepimiz Fetöyüz” derken, asıl dikkat çekmek istediğim konu başka. Fetö 15 Temmuz askeri kalkışması milletin elbirliğiyle, kahramanca püskürtüldü ama diğer sahalarda fetöye teslim olduk maalesef. Fetöcüler kaçtılar ya da kodese girdiler ama geride bıraktıkları ‘fetö ahlakı’ toplumu esir aldı. Fetönün açtığı sosyolojik yaraları KHK’larla sarmak mümkün değil. Her nereye gitseniz sosyal faaliyetten eğitime, adaletten bürokrasiye bir fetö bariyeri. 15 Temmuzdan önceki dernekler, vakıflar şüpheli, zanlı, sonrakiler pür-i pak. Fetö bahanesiyle her hayırlı girişime karşı bir tereddüt, bir korku mevcut.
Bir de milletin sinesinde fetönün açtığı tahribat yetmiyormuş gibi, Fetö istismarına kalkışan, fırsatçı, menfaatperest, onların yırttığı deliği genişletmeye çalışan, hizmeti kadrolaşma, ihale kapma, arsa kapatma, proje stoklama yarışı zanneden nev zuhur grupçuklar çıktı. Bununla mücadele için geçmişte olduğu gibi yine sivil inisiyatife, vakıflara, derneklere, cemaatlere, zor zamanda konuşan gönül erlerine ihtiyaç vardır. Ama siyaset kurumunun, duyarlı medyanın ve bilhassa Diyanet İşleri Başkanlığının da sorumluluk alması lazım. Bu tefrika derinleşmeden vicdan sahipleri elini taşın altına koymalıdır. Aksi takdirde 15 Temmuz kutlamalarının bir manası olmayacaktır.
Eyy evlad-ı fatihan uyan! Dünya Müslümanlarının ümidi sadece Türkiye kaldı. Türkiye’de de bu işin altından ancak; iğvasız, garezsiz, hesapsız, sadece gayem Allah ve hedefim O'nun rızası diyen, yardakçılık yapmadan, dalkavukluk etmeden, alkış beklemeden, taltife iltifat etmeyen, bölmeyen, bölünmeyen, üşenmeyen, üşütmeyen, ümmet diyen, devlet diyen, milletin değerleriyle barışık kadrolarla kalkabilir.
Bu devlet bir nimettir. Bunun kadrini bilmezsek, borcunu ödemez hakkını vermezsek; mahşerde, bizden imdat bekleyen, kirletilen namuslar, öldürülen çocuklar, terkedilen mazlumlar yakamıza yapışır. Vallahü müstean.
Yine zevrak-ı derûnum kırılıp kenâre düştü
Dayanır mı şîşedir bu reh-i seng-sâre düştü
O zamân ki bezm-i cânda bölüşüldü kâle-i kâm
Bize hisse-i mahabbet dil-i pâre pâre düştü
Gehî zîr-i serde desti geh ayağı koltuğunda
Düşe kalka haste-i gam der-i lutf-ı yâre düştü
Erişip bahâra bülbül yenilendi sohbet-i gül
Yine nevbet-i tahammül dil-i bî-karâre düştü
….Şeyh Galip.
Mehmet Yaşar Soyalan ile Derkenar...
05.06.2026
28 Şubat'çı Reha Muhtar öldü
04.06.2026
2026 yaş çay alım fiyatı belli oldu
13.05.2026
Şehit yakınlarına iki asgari ücret verilecek
13.05.2026
Rasim Ozan Kütahyalı gözaltına alındı!
14.05.2026
Sülfürik asit krizi bütün dünyayı etkiliyor
13.05.2026
BOSNA GÜNLÜKLERİ - 5 ÜSTÜN BOL 23.05.2026
oyaladı dost… MUSTAFA AKMEŞE 21.05.2026