HDP vekili Oya Ersoy, 4 Ocak 2022 tarihinde, TBMM'de yaptığı konuşmada, İslam dinini ve Müslümanları hedef aldı. AK Parti iktidarını 'gerici' olarak niteleyen Ersoy, "Bugün karşı karşıya olduğumuz yıkım, 500 yıl önceki Osmanlı yönetimini, 1500 yıl önceki dini toplum ilişkilerini ve 2 bin 500 yıl önceki Orta Asya masallarını yeniden kurma hayalidir." şeklinde konuştu.
HDP milletvekilinin İslam dini hakkında yaptığı değerlendirme, zihinsel kodlarının aydınlanma felsefesi, evrimci toplum anlayışı ve pozitivist/materyalist bir bakış açısından beslendiğini gösteriyor. Aydınlanma felsefesi, insanın ancak akıl yoluyla başka hiçbir bilgi kaynağına başvurmadan gerçekliği anlayabileceği; evrimci tarih algısı, zamansal olarak sonra olanın öncesine göre daha iyi ve ileri bir aşama olduğunu; pozitivist anlayış, tarihin teolojik ve metafizik dönemlerden geçerek her sorunun bilim yoluyla çözümleneceği bilimsel döneme ulaşıldığını, pozitif dönemde dinin doğuşuna neden olan korkuların bilim tarafından aydınlandıkça dinin ortadan kalkıp yerini bilimin alacağını; materyalist felsefe ise tek gerçekliğin madde olduğunu, maddenin ötesinde ve üstünde hiçbir varlığın olmadığını savunan anlayıştır. Bu paradigmanın ışığında hayatı anlamlandıran bir zihin için din, mücadele edilmesi gereken tarihin eski dönemlerinde kalmış, gerici, milli kimliği engelleyici, insanı kendine yabancılaştıran bilgi yığınıdır.
HDP milletvekilinin değerlendirmesi Türk solunda olduğu gibi Kürt solunda da, bunca değişime karşın, din konusunu algılama biçiminin materyalizm ekseninde olduğunu gösteriyor. Öte yandan Türk solu ve Kürt solunda olduğu gibi, Türk muhafazakar dindarlığında da din, kendi ideolojilerini meşrulaştırma aracı olarak kullanılıyor.
Türk ve Kürt solu, dine karşı anlayışlı davranmayı siyasal bir söylem haline getirseler de, bilinçaltındaki din algısı zaman zaman dışa vuruyor. Bu dışa vurum dine karşı nefret olarak ortaya çıkıyor. Bu ifade biçimi doğal olarak dindarları ürkütüyor ve korkutuyor.
İlerlemeci tarih algısı ve Evrimci toplumsal felsefe, yeni olanın en iyi olduğu inancından beslenir. Bu durumda din 1400 yıl önceki geri bir anlayışı temsil eder. Türk ve Kürt solunun halka tepeden bakma şeklinde tezahür eden seçkinciliğinin kökeninde, onların anlayış olarak 1400 yıl öncesinin değerlerini benimsediği, doğal olarak da gerici oldukları tezine dayanıyor.
Öyle görülüyor ki, Türk ve Kürt solu, 19 ve 20.yüzyılın materyalist pozitivist paradigmasının gözlüğü ile dine baktıkları sürece, halkı gericilikten (dinden) kurtarma misyonuyla kendilerini yükümlü hissedeceklerdir.
Toplumsal değerlere yabancı hatta düşman bir anlayışın siyasal anlamda toplumsal barışa hizmet etmesi mümkün değildir.
Muhalefetin toplumsal değerlerle kavga ettiği bir siyasal ikilinde seçmen tercihlerinin bundan etkilenmemesi mümkün değildir. Bu durum Türk siyasetinin en temel sorunu olmaya devam ediyor.
Sadakanız, İhtiyaç Sahiplerinin Umudu Olsun!
25.04.2026
İhracatçıya kurumlar vergisi indirimi
26.04.2026
Hasan Hüsrev Hatemi vefat etti
02.04.2026
Irak'ta ABD'li gazeteci kaçırıldı
01.04.2026
Görmediğin bir oğlu olmuş… OSMAN KAYAER 27.04.2026
BOSNA GÜNLÜKLERİ -1 ÜSTÜN BOL 24.04.2026
BOSNA GÜNLÜKLERİ - 2 ÜSTÜN BOL 29.04.2026
Dizilerin toplum üzerindeki etkileri MEHMET GÜMÜŞ 28.04.2026
Rachel Corrie'nin Yolunda Yürümek-II KADİR ÇİÇEK 04.04.2026
Rachel Corrie'nin Yolunda Yürümek-III KADİR ÇİÇEK 10.04.2026
Arada Kalan Hamas ve Direnen İran DERVİŞ ARGUN 06.04.2026
Green Card Sevdalıları CYRANO DE BERGERAC 07.04.2026