metrika yandex

Elmas Sömürge Türkiye Duruşmaları – 12

Mehmet Yavuz AY

11.06.2021

Falih Rıfkı, veliaht Vahidüddin’le Kemal Paşa’nın “Almanya Yolculuğunu” şöyle anlatır :

“Bir gün kendisine Enver Paşa şu haberi gönderir: Almanya imparatoru padişahımızı umumi karargâha davet etti. Böyle bir yolculuğa katlanabilecek halde değildir. Yerine veliaht gidecek. Onun yanında bulunmayı kabul eder misiniz?

Veliaht ile böyle bir yolculuk yapmayı kendisi için faydalı görür. Hemen evet cevabı verir. Daha önce veliaht ile tanışmalı idi. Saraya başvurur. Buluşma gününde gider. Radingotlu prens bir kanepe köşesine, Mustafa Kemal de karşısına oturur.

-Sizinle tanıştığıma memnun oldum, der. Biraz sonra :

- Seyahat edeceğiz, değil mi?

- Evet seyahat edeceğiz.

Her sözden sonra gözlerini kapayıp kendinden geçmiş bir hali var. Hiçbir şey konuşulmaz.

Asker selamlama gibi törenlerde ona klavuzluk eder. (…) Tren kalkınca veliaht kendisini salonuna çağırır. (…) Sarayda gördüğünden büsbütün başka bir adam. Gözleri açıktır. Mustafa Kemal’e dikkatle bakmaktadır :

-Affedersiniz Paşa hazretleri, birkaç dakika öncesine kadar kiminle seyahat etmekte olduğumu bilmiyordum. Bana anlatmamışlardı. Sizi pek iyi bilirim. Anafartalar’da kazandığınız başarı herkesin de bildiği şeydir. Siz İstanbul’u kurtarmışsınızdır.

(…) Aralarındaki konuşma ciddi ve samimi geçti. Mustafa Kemal’de şu inanç belirdi ki kendisini aydınlatarak, yakından ve içten destekliyerek  bu adamla bir şey yapmak imkânı vardır. (s. 104)

(…) Mustafa Kemal umutlu idi. Veliahta açıldı.

-Henüz padişah değilsiniz. Fakat Almanya’da gördünüz ki(s. 105) İmparator, Veliaht, Prensler hepsi bir iş üzerindedir. Neden siz bütün işlerden uzak kalasınız?

-Ne yapabilirim?

-İstanbul’a gider gitmez ordu komutanlığı isteyiniz. Ben sizin Erkân-ı Harbiye Reisiniz (Kurmay Başkanınız) olurum.

-Hangi ordunun komutanlığını?

-Beşinci ordu.

(…) Vahidüddin  : “Bu komutanlığı bana vermezler! “ dedi.

Siz isteyiniz.

-İstanbul’a gittiğim zaman  düşünürüz.

Bu umutlandırıcı bir cevap  değildi. (s. 106)

Harbin Sonu

(...) Bir defasında Naci Paşa geldi. Padişahın kendisini özel olarak görmek istediğini  söyledi. Yanında iki Alman generali vardı. Mustafa Kemal’le yalnız kalmak istemiyordu. Gitti. Padişah :

-Sizi Suriye’ye kumandan tayin ettim.

(…) Sadece izin alıp  salona döndüm. Enver Paşa’nın güler yüzü karşıma çıktı :

-Azizim, hiç olmazsa biraz esaslı tedbirler üzerinde konuşalım. Benim bildiğim ve anladığıma göre artık Suriye’de ordu,  kuvvet, durum, hepsi sözden ibarettir. Beni oraya göndermekle öc alıyorsunuz. Sonra usul dışında bana bizzat padişaha emir verdirdiniz. Enver Paşa gülüyordu.

(…) İkinci defa yedinci ordu komutanı olarak Nablüs’teki karargâhındadır. İlk işi yorucu dolaşmalarla cepheyi görmek ve durumu incelemek olmuştur. Şu kanıya varmıştır ki her şey bitmiştir. Yakın felâketi önlemek için esaslı tedbir bulmak güçtür.

(…) Anlatılması uzun güçlükler içinde nehirlerden geçerek, çöllerden aşarak ordumu Şam’a kadar getirebildim. (…) Şam’da Fon Sanders’i bulacağımı sanıyordum. Bırakmış, gitmiş. (s. 109)

(…) O gece bende şöyle bir uyanma oldu : Bütün cephelerde ve bütün kuvvetler üzerinde emir ve kumanda kalmamıştı. Adeta delice bir emir verdim. Bu emrin esaslı noktası şudur : “Şam’da ve Rayak’ta bulunan bütün kuvvetler kuzeye hareket edeceklerdir.”(s.110)

(…) 1915’de Arıburnu ve Anafartalar zaferi ile İstanbul’u kurtaran ve 1916’da Doğuda Ruslara karşı tek zaferi kazanan Mustafa Kemal, devlet düşmana teslim olacağı günlerde kuvvetlerini kurtaran tek kumandan olmuş ve son çarpışan Türk birlikleri ile İngilizlerin ileri hareketini durdurmuştu. (s.111)

Halep’te bulunduğu son günlerde düşündüğü hep şu idi: Şimdi ne yapacaktık? Müttefiklerimiz ve biz partiyi kaybetmiştik. Fakat Türkiye için durum bütün varlığından olacak kadar tehlikeli idi. Kaybettiğimizi artık geri alamazdık. Ancak varlığımızı (s. 111) korumak için çabuk ve kesin tedbirlere başvurmalı idi. Harbi bu sonuca getiren o günkü hükümetten böyle bir hareket beklemek boşuna idi. Hemen bu kabine düşürülmeli, onun yerine Mustafa Kemal’in de içinde bulunduğu yeni bir hükümet kurulmalı ve bütün komuta Mustafa Kemal’e verilmeli idi. Fikrini telgrafla Padişah Vahidüddin’e yazdı. Telgraf şudur : “Seryaver-i Hazret-i şehriyari Naci Beyefendiye : (…) Muhterem Padişahınıza olan sadakatim ve vatanın selâmetini temin için arzederim ki Sadaretin Tevfik Paşa hazretlerine verilmesi ve Fethi, Tahsin, Rauf, Canbulat, Azmi, Şeyhülislâm Hayri ve âcizlerinden (Kemal Paşa’dan) mürekkep bir kabine teşkil edilmesi zaruridir.(…) Münasip ise bu zatların Şevketmeab  efendimize arzını rica ederim. – 15 Birinci Teşrin 1918- Fahri Yaver’i hazret-i Şehriyarî Mustafa Kemal.”(s.112)

(…) Harbin sonlarına doğru İttihat ve Terakki ileri gelenleri de umut keserek tek bir barış denemesinde bulunmak istemişlerdi. Fakat Enver Paşa ile bu bahis üzerinde konuşmak ihtimali yoktu.

Atatürk’ün eski umum kâtibi Hasan Rıza Soyak’ın babası Üsküb’de 1908 ihtilâlinden önce Enver’i de tanımıştı. Enver kendisinin elini öper, herkesten kaçırdığı Sultan eşini de yalnız ona çıkarırdı. Bir gün kendisini Merkez-i umumîye çağırıp:

-Senden bir ricam var. Enver Paşa’ya yalnız sen söz anlatabilirsin, dediler.

Meselenin ne olduğunu da söylediler. Enver Paşa’ya gitti, başkumandan kendisini yemeğe alıkoydu. Soyak'ın babası uzun uzun anlattı. Enver Paşa cevap olarak :

-Vah vah, dedi, seni de zehirlemişler. Ben Cenab-ı Hak(s. 113) tarafından Türk milletini kurtarmak ve yükseltmek için “müekkelim (vekil edilmişim)”. Onun için hiç üzülme. Rahat uyu.

Akşam eve döndükten sonra babası oğluna der ki:

-Hani Harbiye Nazırı, Başkumandan, damad olmasa Enver’in yeri tımarhanedir. (s.114)

(Falih Rıfkı Atay, Çankaya, Bateş, İstanbul, 1984)

 

11.06. 2021, Kardelen / Ankara

Mehmet Yavuz AY

Yorum Ekle
Yorumlar (4)
Abdullah Aydın | 21.06.2021 00:59
Kaleminize sağlık, teşekkürler.
Mahmut Ay | 16.06.2021 14:37
Güzel
A.Fidan | 11.06.2021 21:42
Tebrikler
Sadettin başgil | 11.06.2021 21:41
Her zamanki gibi güzel yazılar. Necip Türk millet içeride ve dışarıda çok mücadeleler vermiştir. Islâm dini en iyi yaşayan ve yaşatacak bu ülke insanidır. Irkı, dili,rengi fark etmez Güzel Ahlâk insan islamı en iyi temsil edendir.