metrika yandex
  • $44.73
  • 51.42
  • GA51500

Deprem, Sorun ve Umut

YUSUF YAVUZYILMAZ
10.02.2023

"Yardımları açıktan yapmanız güzeldir.
Ama muhtaç kimseye gizlice vermeniz,
sizin için daha hayırlı olup, günahlarınızın bir kısmının bağışlanmasına sebep olur.
Allah yapmakta olduklarınızdan haberi olandır."

       (Aziz Kur'an /Bakara 271)

 

Toplumsal felaketlerin yaşandığı zamanlar iyilik ve kötülüğün iç içe girdiği zamanlardır. Bize düşen iyilikleri çoğaltıp, kötülükleri azaltmak yönünde gayret sarf etmektir.

Deprem, farklı siyasal anlayışların birbirlerine avantaj sağlayacakları bir mücadele alanı değildir. Hangi görüşten olursa olsun bu topraklarda yaşamanın sorumluluğu ile bütün güçler seferber edilmelidir. En küçük yardım faaliyeti bile engellenmemeli, herkes elinden geleni yapmalıdır. Kısır siyasal polemiklerin deprem üzerinden yapılıyor olması gerçekten acı vericidir. Yardıma muhtaç olanın ve yardıma gelenin ideolojisi, partisi, felsefi görüşünü öne çıkarılacağı zaman değildir. Muhtaç olana koşulsuz ve hiçbir siyasal çıkar beklemeksizin yardım etme zamanıdır. O iradenin Anadolu insanında olduğuna tanık olmak gelecek için ümit vericidir. İbn Sina’nın dediği gibi “iyiliğin şartı beştir: Tez olmalı, gizli olmalı, gözde büyütülmemeli, sürekli olmalı ve yerini bulmalıdır.”

Bazı kesimlerde fanatizm o kadar yaygın ki, yaşanan felaketten kendine çıkar sağlamaya çalışmaktan çekinmiyorlar. Bu tür insanlar her kesimde var maalesef. Bu tür insanlar sadece muhalif oldukları insanların zaaflarını ve kötülüklerini görüyor, kendi partisinin, cemaatinin sorunlu taraflarını görmüyor, görmezden gelmeyi tercih ediyor. Oysa ahlak zaafı az ya da çok bütün toplum kesimlerinde, bütün siyasal partilerde, bütün cemaatlerde var. Deprem, toplumsal anlamda derin bir ahlak sorunumuzun olduğunu da gösterdi. Bu zaaf eleştiri konusunda da bütün çıplaklığı ile ortaya çıkıyor. Oysa bugün yapıcı eleştirinin, yardımcı olmanın zamanıdır. Deprem, farklılıkların derinleştirilerek siyasal mücadelenin yapılacağı bir alan değildir. Eleştiri yaparken adaletten ve doğruluktan asla ayrılmamak gerekir.

Ne yazık ki, faşizm, ötekileştirme ve sadece ülkemizle sınırlı değil. Fransız dergisi “Charlie Hebdo” dergisinde yer alan bir karikatür insanın ne kadar alçaklaşabileceğinin göstergesiydi. Dergide “Türkiye’de deprem” üst başlığın altında şu aşağılık ifade yer alıyordu: “ Tank yollamaya bile gerek yok.” Bu zihniyet biçiminin temelinde ötekileştirme, yok sayma ve sömürgecilik ruhu yatıyor.

Öte yandan yapılan eleştirilere karşı hoşgörülü olmak gerekmektedir. Acı çeken, çocuk, eş, anne- baba ve yakınlarını kaybeden insanların eleştiri ve sitemleri normal karşılanmalıdır. Bu durumlarda eleştirilerin özellikle iktidara yöneltilmiş olması da doğal karşılanmalıdır. Yüreği yanmış insanların sitemleri baş göz üstüne olmalı haklı ya da haksız eleştirilerine karşı çıkılmamalı, sahiplenilmeli, yardım edilmelidir. Depremzedeler acının, duygusallığın, çaresizliğin, yokluğun içinde yaşıyorlar. Adıyaman'ın Besni ilçesinde bir vatandaş eşi ya da annesinin sesini bir daha duyamadığını söylerken yüzündeki acı, yaşadığı çaresizlik dünyada başka hiçbir şeyin önemli olmadığını gösteriyor. Bu çaresizlik hali depremin olduğu bütün yerlerde var. Bir can daha kurtarmak için bütün imkanlar seferber edilmelidir.

Depremi fırsat bilip yağma eden, az da olsa sahte yardım hesaplarıyla halkı dolandırmaya çalışan sahtekar bir grubun varlığından söz etmek gerekir. "Aldatan bizden değildir" diyor Aziz Peygamber. Şu günlerde en çok ihtiyacımız olan ahlaki ilke budur. Özellikle sosyal medyada yayınlanan depremzedelerle alay boyutuna varan bazı değerlendirmeler son derece sorunlu idi.

Öte yandan deprem bu konudaki zihniyet dünyamızı gözler önüne serdi. Depreme dayanıklı ev yapamama, malzemeyi doğru kullanmama ve denetim gibi, sonucunda insanlarımızı kaybettiğimiz büyük sorunlarımız var. Bu sorunlar üzerine yoğunlaşmak ve çözüm yollarını araştırmak gerekir. Fanatik militan soruna eğilmek yerine binayı kimin, hangi görüşten kişinin yaptığına odaklanır. Amacı kendine politik bir meşruiyet sağlamaktır. Kuşkusuz herkes kendi görüşüne uygun örnekler bulacaktır. İnanın, muhafazakarından Kemalist'ine, ulusalcısından tarikatçısına kadar her düşünceden insan var bu üç kâğıtçı ve ahlaksız müteahhitlerin içinde.

Olayları değerlendirirken, partizanlığı, taraftarlığı bir kenara bırakmak gerekir. Sorunun temeli ahlak sorunu olduğu açıkça görülüyor. Kimin hata yaptığı ise hukuk sorunudur. Uyarıcı, yol gösterici eleştiriler ayrı, nefret kusarak kendi siyasal kampına destek aramak davranışı ayrıdır. Derin ve köklü bir ahlak sorunumuz var olduğu görülüyor.

Bütün bu olumsuzluklar arasında umutlandıran gelişmeler de vardı. Ülkenin büyük çoğunluğu, elinden gelen tüm imkanları kullanarak, yardım için seferber oldu. Anadolu insanının samimi çabalarına tanıklık ettik. İlk iki günlük yardım çabaları bu ülkeye olan inancımı daha da artırdı. Özellikle gençlerin çalışmaları, samimiyetleri, yardımları insanın geleceğe olan ümidini daha da artırıyor.

Öte yandan, bu kadar keskin siyasal kutuplaşmanın içerisinde, bu kadar büyük dayanışmanın çıkıyor olması, siyasal kutuplaşmanın derine inmediğini göstermesi açısından son derece anlamlıdır.

Kuşkusuz her toplumsal olayın ve yaşanan felaketlerin siyasal yansımaları da olacaktır. 1999 depremi yarattığı sistemik etki ile siyasette büyük dönüşümlere yol açmıştı. Bakalım bu depremin sistemik etkileri nasıl olacak?

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş