metrika yandex
  • $33.15
  • 36.22
  • GA18520

Kütüphane ve Okullarda Devşirme Yetiştirmek

AYTEN DURMUŞ
10.06.2024

Okul kütüphanelerinin amacı: Okuma alışkanlığı kazandırmak, okumayı sevdirmek, öğrencilerin kimliklerini oluşturmada yararlı olabilecek kitaplara ücretsiz erişimini, kitaplarla dostluk oluşturmalarını sağlamaktır. Uzun süredir MEB, okulların kütüphanelerini zenginleştirmeye çalışıyor. Bu çaba, temelde iyi niyetli ve gereklidir. Çünkü okullarda, öğretmen, veli ve başka kişilerin, evlerinde artık istemedikleri kitaplardan oluşan bir kütüphane gerekli ve anlamlı değildir. Okuma alışkanlığı kazandıramaz, okumayı sevdiremez, öğrenciyi kütüphanede bulunmaktan hoşlanacak duruma getiremez. Ancak iyi niyetle başlanan ve çok ciddi paralar ayrılan kütüphanelerde yapılan çalışmalar ve ortaya çıkan işler de sorgulamayı gerektirmektedir.

Bir kütüphane gezisi: Değerli okuyucum! Bu başlıkla başlayan bir yazıyı, buraya kadar okuduğunuza göre demek ki ‘kitap, okul ve devşirme’ konusu, sizi az ya da çok ilgilendiriyor. Bu ilginiz nedeniyle şimdi sizinle bir lise kütüphanesinde geziye başlayalım: Kütüphanenin kapısından giriyoruz, güzel ve temiz bir okul kütüphanesi. Duvarlarda ve ortada öğrenci boyunu geçmeyen farklı biçimlerde kitaplıklar, aralarda renkli tabureler, farklı boyutlarda sehpalar var. Ancak girildiği anda kitaplardan çok duvar, görenin dikkatini çekiyor. Kitaplıkların üst yanına duvarın uygun yerlerine boydan boya bazı yazarların kitaplarını, öğrencilere tanıtmaya yönelik renkli, güzel tablolar asılmış. Şimdi sizinle girdiğimiz kütüphanenin sağ tarafından bu görsellere bakarak ilerleyelim: Polyanna / Eleanor H. Porter, Deniz Altında 20 Bin Fersah / Jules Verne; Heidi / Johanna Spyri, Don Kişot / Cervantes, Oliver Twist / Charles Dickens, Aya Yolculuk / Jules Verne, Sefiller / Victor Hugo, Mutlu Prens / Oscar Wilde… Söz ettiğim tabloların sonunda da edebiyatımıza ait iki tablo var: İlki, Keloğlan masallarının görseli olan başı kel bir çocuk ki şu anda genç nesil için ‘Keloğlan’ rol model olacak iyi bir figür değildir. İkincisi ise Ömer Seyfettin’in Kaşağı öyküsünün görseli. Bu öykü, küçük bir çocuğun değerli bir kaşağıyı kırıp suçu kardeşine atması, babasının suçsuz küçük çocuğu tokatlaması, daha sonra da bu çocuğun bulaşıcı bir hastalığa yakalanıp ölmesi karşısında, kaşağıyı kıran ağabeyinin derin acısını ve suçluluk travmasını anlatır. Okuyanın içini burkan bir öyküdür.

Değerli okuyucum ve gezi arkadaşım! Kütüphanenin kitap raflarında kendisi ve duvarlarında görseli bulunan tüm bu yabancı kitaplara baktıktan ve duvarlara asılarak ‘görsel hafızaya’ yerleşmesi amaçlanan tüm bu tabloları ağır ağır inceledikten sonra şu soruları sormak hakkına sahip olursunuz: 1. Bir lise kütüphanesinde neden bu kadar çok yabancı kitap ve görseli bulunmaktadır? 2. Acaba bu yazarların ülkelerinde de bize ait kitaplar ve bu kitapların kütüphane duvarlarını süsleyen böyle tanıtım görselleri var mıdır? 3. Bu resimlerle görsel hafızası doldurulan bir gençlikten tam olarak ne beklenebilir? 4. Bu gençler, ‘milli bir eğitimden’ geçirilmesi gereken yıllarda neden bu kadar çok yabancı ve emperyalist kültürün öncü reklam araçlarına maruz kalmaktadırlar? 5. Acaba zorunlu eğitim yıllarında, görseliyle duvarların doldurulduğu bu yabancı kitaplar yerine, onlardan daha iyisini kendi edebiyatımızdan vermek mümkün değil mi? En bilinen yazarlarımız Ahmet Mithat, Namık Kemal, Fatma Aliye, Hüseyin Rahmi, Ömer Seyfettin, Sabahattin Ali, Halide Edip, Mehmet Akif, Tarık Buğra, Kemal Tahir, Memduh Şevket, Ahmet Hamdi, Refik Halit, Necip Fazıl, Rasim Özdenören, Mustafa Kutlu ve bunların dışında son dönemde gayet güzel ve çok değerli eserler veren edebiyatçılarımızın eserleri ve bu eserlerden ilham alan görsellerin kütüphanenin duvarlarını doldurması daha anlamlı olmaz mıydı? 6. Bu tabloları lise kütüphanelerine asanlar! Siz, bu yaptığınızla tam olarak neyi amaçlıyorsunuz? Gençliğimizin daha yüz yıl önce hepsi birlikte toplanıp ülkemizi işgale gelen emperyalist ülkeler tarafından ‘gönüllü köleler’ olarak devşirilmesini mi? O gün işgale gelen ülkeler, bu işgalle ulaşmak istedikleri hangi amaçlarından vaz geçmişlerdir. Bir tekini söyler misiniz? (Bu soruları sorabilirsiniz, hakkınızdır.)

Milli bir eğitim için kütüphaneler ve ders kitapları neden önemli: Dünyadaki güçlü ülkelerin eğitim sistemleri incelendiğinde, bilinçli bir eğitim politikası olan tüm ülkelerin zorunlu eğitim yıllarında öğrencilerine yalnızca ‘milli’ olan ne varsa onları öğrettikleri, öğrenciler liseyi bitirene kadar yalnızca kendi ‘edebiyatları, tarihleri, coğrafyaları, edebi eserleri, kendi ülkelerindeki mimari eserleri…’ üzerinden eğitim verdikleri görülür. Bunların ötesine ise üniversite eğitiminde geçiliyor. Zaten o tarihe kadar da öğrenciler, yabancı kültürünün hayranı olmayacak kadar kendi kültürlerini, medeniyetlerini, dinlerini, dillerini, edebiyatlarını öğrenmiş oluyorlar.

Milli olmayan eğitimin amaçları: Bir de güçlü ülkelerin kendi güdümlerindeki ülkelere dayattığı bir eğitim sistemi var: Evrensellik adına ‘kendisi olmak’ bilincini kaybeden öğrenciler yetiştiren bir eğitimdir bu. Bu sistemi dayatanlar bilmektedirler ki ‘milli’ olmayan bir eğitimle ancak ‘zeki, kaliteli, çalışkan bir iş gücü’ olarak elini çabuk tutanın ve reklamını iyi yapanın ‘devşireceği’, ‘imkân ve parayı’ daha çok verenin satın alıp ‘gönüllü köleler’ olarak kullanacağı bir gençlik yetiştirilir. İşte zihnen ve kalben işgale uğrayan, kendisi olamayan bu gençler, ‘özgürlük, evrensellik, dünya vatandaşlığı gibi’ içi boş üç beş kelimenin yalancı çekiciliği ile kolaylıkla devşirilir ve köleleştirilir. Üstelik bunu, o kadar süslerler ki böylece köleleşenler, köleleştiklerinin farkına bile varmaz, kendilerini ‘özgür ve mutlu’ zannederler.

Gençlerdeki bulaşıcı hastalık: Görünen o ki gençliğimizin yakalandığı ‘kapağı dışarıya atmak’ hastalığının nedenleri arasında kütüphaneler ve verilmekte olan sorunlu eğitim ilk sıradadır. (Emperyalizmin en güçlü misyonerlik kolu olan ‘sinema’ da elbette bu sektörün önemli bir lokomotifidir. Gençler, gökdelenleri gördükleri filmlerde, o ülkelerin aç, yoksul, evsiz, mutsuz insanlarını hiç görmezler. Çünkü bu özgür(!) ülkelerde, her filme güzel bir kilise sahnesi koymaları talimatı verilen yapımcılara, diğer gerçek sahneleri göstermemeleri söylenmiştir, yapımcı da gösteremez.)

Son söz olarak: Kütüphaneler ve milli bir eğitim vermekten uzak ders kitapları konusunda, sorumluluk sahibi tüm insanları -‘milli’ varlığımızın korunması adına- söz etmeye çalıştığım durumla ve söz konusu alanla yeniden-ciddiyetle ilgilenmeye davet ediyorum.

 

Yorum Ekle
Yorumlar (2)
Nevin öğüt | 15.06.2024 15:56
bir öğretmen olarak milli duygularla milli ogrenciler yetiştirme gayenizi ve bu hususdaki dikkat ,iyi niyet, gayretinizi kutluyorum.yazilariniz her zaman ufkumuzu aciyor, bizlere yol gösteriyor,eğitim camiasında ki olumsuz gidişata karşı ortak bir hedef tek bir yürek olmamızı sagliyor. çok teşekkürler sayın hocam kaleminize ve cesur yüreğinize sağlık.
Ahmet YAHYA | 12.06.2024 04:28
VAR OL BE HOCAM. Rabbim gayretini ve hizmetini ziyade eylesin
dini sohbetler sohbet elektronik sigara islami sohbetler islami sohbet muzik indir islami sohbet escort bayan kartal