metrika yandex

BOĞAZİÇİ REKTÖRÜNÜ KİM ATASIN?

Ayten DURMUŞ

Günlerdir ülkeyi meşgul eden ve ülke gündeminde kalmaya çabalayan bir eylem var: Boğaziçi Üniversitesine rektör ataması ve sonrasında yaşanan olaylar.

Bu konuyla ilgili sorulması gereken sorularımız ve yapılmasını gerekli bulduğumuz değerlendirmeler var. Bakalım bu sorularımıza kim, nasıl cevap verecek ve ağızlarını açtıkça ‘düşünce özgürlüğü’ diyenler, bizim için de bu özgürlüğe katlanabilecekler mi? Yoksa onların asıl amacı, ‘düşünce özgürlüğü’ gibi hoş bir söylem gerisinde bireysel düşüncelerinin ve isteklerinin jakobenliğini mi yapmak?

1.Boğaziçi Üniversitesine rektör ataması yapma görev ve sorumluluğu kime aittir? Bu sorumluluğa sahip olan kişi/kurum üstüne düşeni yapmış mıdır? Bu atamayı öğrenciler mi yapacak, bu okulda çalışan hocalar mı yapacak, köşe yazarları mı yapacak,  yoksa tüm bunlara talimat veren yerlerden biri mi yapacak? Cumhuriyet kazanımlarına(!) uygun olarak yapılan son atamada, yanlış veya eksik olan yer neresidir? Bu atamanın 1980 darbesiyle oluşan askerî vesayet rejimi sonucu yapıldığı, yani o dönemde yapılanların ne olduğu ile ilgili düşünmek, aklınıza yeni mi geldi, daha önceden de farkında mıydınız? Bu sorularımıza, bireylerin geçiciliği, devlet ve milletin kalıcılığı gereğince yeterli bir cevap beklemekteyiz.   

2.Başsız başörtüsü ve öğrenciler! Çıkartılan olaylar sırasında yaşanan karmaşada yere düşmüş bir başörtüsü de gündeme geldi. Uğruna nice mücadeleler verilerek bugünlere getirilmiş bir dava idi o başörtüsü bir zamanlar. Şimdi markası meçhul bir başörtüsü(!), öne çıkıp kahramanlık ediyor ve ‘devlet başkanının atadığı rektörü uygun görmediği için eylem yaptığını’ söylüyor. İşin daha da kötüsü, bu yaptığını, ‘Ben Allah’ın kuluyum, sarayın değil.’ diyerek bir mücahide kahramanlığı olarak sunuyor ve sanıyor. Diyelim ki öyle; peki, yanındakiler, birlikte hareket ettiklerin kimin kullarıdır?

Bu öğrenciler ve yaptığını kulluk noktasına getiren yanlış ve nakıs görüş sahibi kişi,  Moskova’da veya Berlin’de bir üniversitede öğrenci olabilirlerdi. Bu durumda mesela Putin, zatı âlilerinin(!) uygun bulmadığı birisini rektör atadığında –ki yüz de yüz öyle olacaktır-, şu yaptıklarını ‘özgürlük eylemleri’ olarak yapacak; yaptıklarını da ‘Ben Allah’ın kuluyum, Putin Rusya’sındaki Kremlin’in kulu değilim.’ diyerek temellendirebilecekler miydi? Malum, ‘İslam’ın ilkeleri’ yani Müslüman’ın eylemlerini biçimlendiren ilahi buyruklar, dünyanın her yerinde Müslüman için aynıdır, aynı davranışı gerektirir. Yoksa burada yapılan gösterilerin gerisinde başka hevesler mi var? Varsayalım burada yönlendirilen öğrenciler, Washington’da bir üniversite de öğrenci olsunlar. Ne yapacaklardı, üniversiteye atanan rektörü uygun görmeyince eylem mi yapacaklardı? Ne bekliyordunuz, özgür ABD ya da sosyalist Rusya’da öğrenciye sorularak mı rektör atanmaktadır?

Bakın bakalım, sizi kim alkışlıyor? Bu ülkenin inananları, senelerdir jakoben laisizmle mücadele ettiler. Ancak onlar bu mücadeleyi, Allah’ın haram kıldıklarını alenen işleyen ve helal sayanlarla kol kola asla olmadılar. Kur’an ilkelerinden kopuk Müslümanlık iddiasının gelebileceği yeri de merak ediyorduk doğrusu. Görmüş olduk.

3.Sırt dönerek rektör atamasını beğenmediğini gösteren hoca! Neden sırt dönüyorsunuz, sizin gösterecek yüzünüz mü yok? Acaba üniversiteye rektör ataması sizin uhdenize verilmiş bir sorumluluk mudur? Neden emziği alınmış çocuklar gibi sırt dönerek parmak bozuyorsunuz? Size yakışan bu mudur? Sırt dönüp kol bağlayarak gencecik çocukları kullananlar, yoksa bu atama sizin tensibinizden sonra yapılıyordu da bu sefer size sorulması unutulduğu için mi böyle yapıyorsunuz?

Diyorsunuz ki: Boğaziçi, en iyi okulmuş, falanmış, filanmış… Gerçekten öyleyse lütfen ortaya koyun: Üniversite olarak buluşlarınız nelerdir? Keşifleriniz nelerdir? Ülkemizin milli ve manevi kültürüne katkınız nedir? Ne ürettiniz? Şu an ne üretmekle meşgulsünüz? Hangi araştırmalar üzerinde çalışıyorsunuz? Bu çalışmalarınızın ülkemize ve milletimize katkısı ne olacaktır? Siz bu millete hizmet etmek için varsınız yani değil mi? Nedir hizmetiniz ve nasıl yapıyorsunuz? Çok değil bu milletin onaylayacağı birkaç örnek istiyoruz, lütfen.

Açıkça soruyorum: Rektör atamasını onaylamadığını gösteren sayın hocalar! Tamam, rektörü uygun görmeyebilir ve onaylamayabilirsiniz; zaten bu konu sizin uhdenizde de değil. Uhdenizde olan konuya gelelim: Sizin Türkiye'ye ve bilime katkınız nedir? Siz, bilim(?)  insanı mısınız başka bir şey mi?

Yoksa sizin gerçek göreviniz ‘bilim’ değil anarşistlikti de daha fazla gizleyemeyerek kendinizi mi ortaya koyuyorsunuz? Yoksa sizin göreviniz bu ülkenin zeki çocuklarını toplayıp kendi millet ve devletine tepeden bakan kibirli bir yerli düşman yapmak mı? Yoksa sizin, zeki çocuklarımızı devşirip milletimizin değerlerine saldırtma gibi bir göreviniz mi var?

4. Tüm öğrenciler, hocalar, yazanlar ve konuşanlar! Farkında mısınız, ülkemiz pek çok alanda aynı anda bir mücadele vermektedir. Mesela; ülkemiz ve insanımız dünyanın başına bela olan bir salgınla destansı bir mücadele vermektedir. Ülkemiz ve insanımız, Doğu Akdeniz konusunda uzun zamandır sayısı her gün artan ülkelere karşı zor bir mücadele vermektedir. Ülkemiz ve insanımız, silah tüccarı ülkelerin koydukları ambargolara karşı canını dişine takarak ülke savunması için mücadele etmektedir. Ülkemiz ve insanımız, çok uzun zamandır sürekli tekrarlanan ekonomik saldırılara karşı tüm imkânlarını kullanarak bir mücadele vermektedir. Tüm bu konularda bilimsel çalışmalarınız, araştırmalarınız veya değerli görüşleriniz nelerdir? Millet olarak yaşadığımız bu süreçte hepinizin ülkemizin ve insanımızın yanında/tarafında olmanız gerekmez mi?

Yoksa ülkemizin ve insanımızın, mücadele etmek zorunda kaldığı taraflardan birileri de sizler misiniz?

----

Not: Boğaziçi Üniversitesi’nin/ Robert Kolej’den başlamak üzere kurucuları, kuruluş şartları, amaçları, eğitim-öğretim yöntemi, hocaları, ilk andan itibaren buradan eğitim alanların sonraki dönemlerde neler yaptıkları üzerinde kısa bir araştırma yapmak yararlı olur.

*Kuzey Irak’ta Gara’da şehadet mertebesine ulaşan 13 şehidimize, Rabbimizden tükenmez rahmet, sevenlerine sabrı cemil ve tüm milletimize başsağlığı diliyorum. PKK ve benzeri küfrün maşası olan tüm terör örgütlerini lanetliyor, Allah’ın ve meleklerinin tüm lanetinin, bu silahsız insanları katleden katiller sürüsünün üzerine olmasını niyaz ediyorum. 

 

Yorum Ekle
Yorumlar (3)
Deniz İstanbullu | 17.02.2021 18:16
İki olayı karşılaştırdım: Bu kitle, Gezi olaylarında da asıl meselenin ağaç olmadığını söylemişti. Neydi asıl mesele çok merak etmiştik? Yüz yüze görüşmelerde isteklerini ortaya koymuşlardı: Meğer asıl mesele, Türkiye'nin bugün çoğu tamamlanmış olan önemli tüm projelerinin tamamını iptal ettirmek, yaptırmamakmış. Tabi bunu anlamakta zorlanmıştık biraz. Şunu sormuştuk: Siz kimsiniz ya da ağzınız kim adına konuşuyor, demiştik. Şu an da düşünmekteyim ki şimdi de asıl mesele rektör ataması falan değil. Bunu onları yönlendirenler biliyor ama unutmasınlar biz de iyi biliyoruz. Unutmasınlar: Bu milletin bir de adanmış evlatları var. Elinize sağlık sayın yazar.
Hayat | 16.02.2021 17:54
Sayın yazar; tam da sorulması gerekli soruları sormuşsunuz.. bunların cevabını vereceklerini sanmıyorum.. meselenin rektör olmadığını ortaya koymuşsunuz. Yüzyıllar boyu olduğu gibi bu toprakların haini bitmez...ne dolar ne altın ne madenler ve ne de petrol..Asıl damıtılmış cevher bu topraklarda...bu cevheri bilenler bilir..kaleminize sağlık..
Yıldız Ferda Akbaş | 16.02.2021 16:49
Emeğinize sağlık aklı selim düşünen her insan yazdığınız her satıra imzasını atar çünkü acı gerçekler hepside ve keşke sorduğunuz sorulara cevap verebilseler ama maalesef.