Kilis’e atılan roketler 21 kişinin ölümüyle sonuçlandı. Diyarbakır’da bir zırhlı araca düzenlenen saldırıda 3 kişi öldü. IŞİD saldırıyor. PKK saldırıyor. PKK ile mücadelede sonuç alındığında bayrağı IŞİD devralıyor.
Ve Halep yanıyor.
Kilis’in IŞİD roketlerine maruz kalması, PKK saldırılarının devam etmesi Halep’e yapılanlardan bağımsız değil.
Türkiye iç siyasetteki adam asmaca müsabakasına kilitlenmişken sadece 50 km uzağımızdaki Halep ölüp ölüp diriliyor. Beşar Esad’ın ordusunun Rusya ve İran destekli Şii milisler eliyle Halep’te sebep olduğu can kaybı daha 1 Mayıs tarihinde 250’yi aşmıştı. Rejim Halep’te 4 hastane ve 3 camiyi bombalayarak yok etti. Sınır tanımayan doktorlar örgütüne ait bir hastane vuruldu, 4 hasta ve 3 doktor can verdi. Doktorlardan biri Halep’in son çocuk doktoruydu. Sadece hastaneler değil, yollar hatta ekmek fırınları bile saldırıya uğradı.
Yalnızca muhaliflerle yani Ahraruş Şam, Nureddin Zengi Tugayları, Tevhid Tugayları ve terör örgütü kabul edilen Nusra Cephesi ile savaşmıyorlar. Muhalefete yakın olabileceği ihtimali bulunan sivillerin de kökünü kazımaya uğraşıyorlar. Bu yolla Halep’i ileride kurmayı planladıkları Nusayri devletinin sınırları içine alabilecekler. Söylemeye gerek yok: Halep’i kontrol eden Rusya ve İran destekli Suriye rejimi olursa Türkiye’de terör bitmez. Terörün de ötesinde daha kötü şeyler olabilir.
Türkiye’nin “güvenli bölge” çağrılarına kulak tıkanmasaydı, bugün sadece Halep değil, güvende olmayan Suriyeliler ve Türkiye sınırları emniyette olacaktı.
Bırakın güvenli bölgeyi Cumhurbaşkanı danışmanı İbrahim Kalın’ın son yazısında hatırlattığı gibi, 18 Aralık 2015 tarihli 2254 sayılı BMGK kararı bile amaçladığı hiçbir hedefe ulaşamadı.
Savaşı sona erdirme amacıyla ortaya konulan “sözde” takvim, “sözde” tedbirlerin ve IŞİD’le mücadele için ortaya konulan “sözde” mücadelenin bir hedefe varamayacağını Habertürk Gazetesi’nde kaleme aldığım 23 Aralık 2015 tarihli “BMGK’nın Suriye Kararındaki Ciddiyet Boşlukları” yazımda ifade etmiştim.
BMGK’nın kararında “Cenevre Bildirisi ve Viyana toplantılarında uzlaşılan temeller doğrultusunda” bir siyasi geçiş sürecinin başlatılması öne çıkıyordu. Oysa 2012 Haziran’ında yapılan Cenevre Sözleşmesi’nin ana teması “Esad’sız Suriye”ydi. Dolayısıyla 14 Mart 2016’daki Cenevre’de başlayan barış görüşmelerinin ilk ayağında taraflar arasındaki en derin görüş ayrılığı, “Beşar Esad’ın geleceği” oldu. BM Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura, Suriye’de 18 ay içinde cumhurbaşkanlığı seçimi yapılmasını isterken Suriye tarafı bu şartlarda seçim yapılmasını tartışılamaz bulduklarını ifade etti. Aralık 2015 tarihli BMGK kararı, altı ay içinde kapsayıcı, mezhebe dayalı olmayan bir geçiş hükümeti kurulmasını istiyordu. Ama Suriye o noktaya hiç de yakın değil. Çünkü içinde Esad’ın yer aldığı hiçbir plan, çözüme yaklaştırmaya aday değil.
Öte yandan BMGK kararının rejime karşı savaşan tarafların çoğunu terör örgütü kabul etmesi, bir ipe un serme girişimiydi. BMGK sadece başarısı ve gücü muğlak durumda olan ÖSO’yu tanıdı. Bunun Suriye’deki çözümü engelleyen bir tutum olduğu bugün iyice netleşmiş durumda. Çünkü terör örgütü kabul edildikleri için anlaşmaya taraf sayılmamış gruplar Rusya ve İran destekli rejim orduları tarafından hedef kabul ediliyorlar, onları vurmak ateşkesi ihlal anlamına gelmiyor. Onlarla beraber sivil halk da vuruluyor. Örnek: Halep.
Bu arada IŞİD’in ana gövdesi yerli yerinde duruyor. IŞİD’in Rakka’daki değil de(!) Bağdat’taki varlığıyla mücadele, IŞİD üyelerinin Rakka’ya yani Suriye’ye kaçmalarıyla ve Suriye’ye ağırlık vermeleriyle sonuçlanacak bir eylem planı. Bunun IŞİD’e karşı koalisyon tarafından öngörülmediğini düşünmek saçma. Hele hele Suriye’de rejim ve IŞİD’in birbirlerini kollayarak savaştıkları bilinirken... Zira ikisinin de tek amacı var: Suriye halkının seçeceği, onay vereceği halka dayalı meşru iktidar adaylarını ortadan kaldırmak. “Önce aradaki çapakları temizleyelim, baş başa kalınca gerekirse Suriye’yi aramızda bölüşürüz” mantığıyla hareket ediyorlar.
Halep tamamen Esad rejiminin eline geçtiğinde Suriye halkı için asıl yıkım o an başlayacak. O ihtimalde Türkiye de kaybeder. Umarım herhangi bir hazırlığımız ve bir B planımız vardır.
Sadakanız, İhtiyaç Sahiplerinin Umudu Olsun!
25.04.2026
İhracatçıya kurumlar vergisi indirimi
26.04.2026
Hasan Hüsrev Hatemi vefat etti
02.04.2026
Pırlanta ve elmasa ÖTV son anda iptal edildi
03.04.2026
İBB davasında 18 tahliye
03.04.2026
Görmediğin bir oğlu olmuş… OSMAN KAYAER 27.04.2026
BOSNA GÜNLÜKLERİ -1 ÜSTÜN BOL 24.04.2026
BOSNA GÜNLÜKLERİ - 2 ÜSTÜN BOL 29.04.2026
Dizilerin toplum üzerindeki etkileri MEHMET GÜMÜŞ 28.04.2026
Rachel Corrie'nin Yolunda Yürümek-II KADİR ÇİÇEK 04.04.2026
Rachel Corrie'nin Yolunda Yürümek-III KADİR ÇİÇEK 10.04.2026
Arada Kalan Hamas ve Direnen İran DERVİŞ ARGUN 06.04.2026
Green Card Sevdalıları CYRANO DE BERGERAC 07.04.2026