Neredeyse tüm dünyayı peşinden sürükleyen ve milyarlarca insanın tutkuyla bağlandığı futbolun, sahadaki oyuncularla oynanan bir oyundan fazlası olduğunu, tarihle, mekânla, toplumsal sınıflarla, paganizmle, aidiyetlerle, siyasetle ilintisini biliyoruz. Coşku, tutku, dram ve maksimum heyecan fırtınası ise duyguları sahanın dışına taşırıyor.
Dünya futbolunun “patronu” FIFA tarafından 2022 Dünya Kupası’nı düzenleme hakkının Katar’a verildiği 2010 yılından bu yana bu tercih uluslararası kamuoyu nezdinde ağır eleştirilere maruz kalmıştı. Şimdiye kadar gerçekleştirilenler içinde siyasi yanı en görünür olan bir dünya kupasını geride bıraktık. Pusuda bekletilen oryantalist literatürden argümanlar devşirildi hemen. Diğer taraftan dünya kupasının Katar’da düzenlenmesinin Arap ve Müslüman toplumların farklı kültürlerini futbolun küresel deneyimini zenginleştirmek için kullanarak bu toplumlar hakkındaki önyargılı düşünceyi dekolonize etmeye yardımcı olabileceği söylenmişti. Türkiye’de değil yalnızca, dünyada da Müslüman ülkelerin ötesinde tüm ezilmiş, Asya, Afrika, Güney Amerika ülkelerinin Avrupa ile oynadıkları maçların kolonyal dünyadaki “kurtuluş savaşları” ile bir tutulup anlamlandırılarak izlenmesi bununla doğrudan bağlantılıdır.
Katar’da düzenlenen şampiyona, endüstriyel futbol, hafıza, tarih, mekân, siyaset, mali özerklik, şöhret güdümlü yıldız oyuncu sistemi, karmaşıklık, çelişkiler, millî kimlikler, çatışmalar, toplumsal sınıflar, sapkınlıklar, sömürgecilik, taraftarlık, duygular, paganizm, aileler gibi onca kavram çerçevesindeki defansif/ofansif cevaplar/yorumlar basit bir oyunun nelere gebe olduğunu gösterdi.
Futbolu bir “yumuşak güç” enstrümanı olarak gayet başarılı biçimde kullanan Katar, kendince İslâmî ilkelerini hayata geçirmekte tüm dünyayı karşısına alacak kadar kararlı davrandı. Entegrizmden, uzlaşmacılıktan, uyumdan, sentezden, “çağın şartları” gibi argümanlardan uzakta belirlediği ilkeleri tavizsiz uygulayarak bu konuda öncülük etti. Suudi Arabistanlı ve Tunuslu oyuncuların, daha sonra Fas Millî Takımı’nın güçlü rakiplerine karşı kazandıkları her maçtan sonra kapandıkları secde giderek dünya kupası jargonunda yerini bulan “secde edenler” (sâcidûn) deyimini üretti. Kupanın Filistin bayrağı da dâhil olmak üzere İslâm coğrafyasında ortak semboller, ritüeller ve mekânlar üzerinden farklı bir kamusal alan oluşturduğunu da belirtmek gerekir.
Bazı Başlıklar:
Bir “Pagan Ayini” Olarak Futbol/Kamil ERGENÇ
Futboldan Daha Fazlası: Dünya Kupası Katar 2022/Yasin AKTAY
Dünya Kupası, Filistin Davası ve Arapların Birliği/Münir ŞEFİK
Yüceliş Manifestosu Birlik Eşitlik Yasası/Temel HAZIROĞLU
Herkesin Yeri Belli Bir Toplumsal Farklılaşmaya İhtiyacımız Var/Mustafa AYDIN
Sosyo-Psikolojik Boyutlarıyla Kur’ân Kıssaları/Zekeriya AKPINARLI
Seküler Emperyalist Epistemoloji/Üstün BOL
Kalibaf’tan ABD’ye: Büyük Şeytan
02.09.2026
İktibas Dergisi’nin Eylül 2026 sayısı çıktı
02.09.2026
Otomobil Satışları Durdu
02.09.2026
Silivri Gemi Kazası
03.09.2026
Dindarlaşarak Gavurlaşma|Fuat Durgun
13.08.2026
Ezherli Kuytul AHMET GÜRBÜZ 02.09.2026
AA’NIN FİLİSTİN SÖZLÜĞÜ YAYINDA ESRA DURU 01.09.2026
BİLGİNİN İNSANİLEŞTİRİLMESİ - 6 ÜSTÜN BOL 04.09.2026
YALNIZLIK ALLAH’A MAHSUSTUR! AYTEN DURMUŞ 04.09.2026
Yurtta Sulh Cihanda Sulh AHMET GÜRBÜZ 10.08.2026
MEKKE İTTİFAKI SÜLEYMAN ARSLANTAŞ 09.08.2026
Kasıt ve Kusur: Süleymancılık AHMET GÜRBÜZ 24.08.2026
Genç, Musa ve Hakîm’in hikayesi OSMAN KAYAER 19.08.2026