metrika yandex
  • $44.73
  • 51.42
  • GA51500

DİRENİŞ SÖZÜNÜ TUTTU DA SİZ NE YAPTINIZ?

DERVİŞ ARGUN
02.09.2026 16:02• Son Güncelleme: 02.09.2026 17:10

DERVİŞ ARGUN/DİRENİŞ SÖZÜNÜ TUTTU DA SİZ NE YAPTINIZ?

 

7 Ekim’den hemen sonra ABD, Mısır ve Katar’ın ana arabuluculuk rolünü, Türkiye ve Ürdün’ün ise insani yardım, rehinelerin durumu ve kalıcı barış garantörlüğü gibi konularda dahil olduğu bir süreç başlatılmıştı. Bu sürecin ilk somut başarısı, 2023 yılının Kasım ayında, yani çatışmaların başlamasından hemen bir ay sonra, yedi günlük bir ateşkes sağlamış olmasıydı.

2024 yılının ilk aylarında Kahire’de ateşkes ve kalıcı barış müzakereleri, 2024 yılının Ağustos ayında ise Trump’ın teklifi ve Doha, Kahire hattının yoğun diplomasi trafiğiyle, Ankara’nın da katkılarıyla HAMAS ve direniş ikna edildi ve aşamalı ateşkes planlandı.

Tüm bu süreçlerin neticesinde işgalci çatışmalarla elde edemediği ölü ve canlı esirlerini tek tek aldı. HAMAS ve direniş, en son cenazeyi de Aralık 2025’de, tüm yıkım ve enkaza, Gazze’ye girmesine izin verilmeyen iş makinalarına rağmen kazma, kürek ve tırnaklarıyla çalışarak işgalciye Kızılhaç üzerinden teslim etti. Neticede yapılan görüşmelerde varılan mutabakatın kendisiyle ilgili kısmı direniş tarafından harfiyen yerine getirildi.

Peki arabulucu ülkeler, Barış Kurulu ve işgalci, sözünde durdu mu?

İçinde ABD, Türkiye, Mısır, Katar, Suud gibi bölgeye yakın ve sürece ilgili ülkeler ile, Arnavutluk, Bulgaristan, Ermenistan, Endonezya, Kazakistan, Vietnam, Kamboçya, Arjantin, Paraguay, El Salvador gibi bölge dışı ülkelerin de olduğu 60 ülkeden oluşan Gazze Barış Kurulu bugüne kadar ne yaptı? Her ne kadar BM nezdinde hukuki bir statüsü yoksa da 60 ülkeden oluşan devasa bir güçten bahsediyoruz.

HAMAS ve direnişin onca zorluğa ve işgalcinin SİHA ve uçaklarla bombardımanına rağmen çaresizlik içinde çıkarıp teslim ettiği sağ ve ölü esirlere rağmen, - ki, tamamı eksiksiz teslim edildi- bu 60 ülke işgalcinin, Gazze halkının gıda, su ve ilaca ulaşmasını engellemesine bile mâni olamadı. Olamadılar, olamazlar çünkü dert başka. Maalesef işin başında ABD, ABD’nin masasında da işgalci oturuyor. ABD başkanı ve bölge ülkeleri liderlerinin birbirlerine gönderdikleri takdir, teşekkür ve övgüleri arasında HAMAS ve direnişin talepleri ve sözleşmenin Gazze lehine ilgili maddeleri kaynadı gitti.

Gazze, 7 Ekim’den sonraki dördüncü kışına derme çatma çadırlar ve tahta parçalarından oluşturulmuş barakalarla giriyor. İşgalcinin buna bile tahammülü yok ve bu satırların yazıldığı anlarda dahi çadır kentler dahil her yer bombalanmaya devam ediyor.

Barış Kurulu üyesi bu 60 ülkenin başkentlerinde retorik yalanlar, göz boyamak için üretilmiş hamaset konuşmaları dışında hiçbir gelişme yok, beklenmiyor da. Gazze kendi imkanlarıyla bir taraftan iş birlikçi çeteler ve işgalciye karşı direnirken, diğer taraftan da yokluk ve çaresizlikle kışı karşılayacak. HAMAS ve direnişi, ayrıca ona destek veren Gazze halkını sadece ABD ve işgalci değil, esasen bu barış kurulunu oluşturan ülkeler dahil, tüm dünya cezalandırıyor.

Öncelikle Barış Kurulu ülkeleri ya da Türkiye, Mısır, Katar gibi sorunun çözümüne katkı sağladığını iddia eden başat ülkeler, hiç değilse Refah ve Kerem Ebu Salem gibi kapılardan anlaşmada işgalci tarafından taahhüt edilen günlük 600 tırın geçişini sağlamalıdır.

Bu kapıların kontrolünü ve giren tırların aranmasını sağlayacak bir mekanizma kurup, taahhüt edilenin şu anda belki yüzde biri kadar giren tırların da işgalci sivil çeteler ve askerlerce yakılıp, yağmalanmasını engellemelidir. Çünkü defalarca denenmesine rağmen Mavi Marmara’dan Sumut’a deniz ablukası kırılamamıştır. Bu kapılardan tır geçişinin işgalci tarafından veto edilemeyeceği bir sistemin kurulması, işgalci esirlerin alınmasında aktif arabulucu olup, günlük 600 tır geçişinin de garantörü olan bu ülkelerin boynunun borcudur. Karşılıklı teşekkürler ve takdirler maalesef kışa giriş yapacak Gazze’nin sorunlarını çözmüyor.

Daha önce de denendiği ve görece de olsa başarılı olduğu bilinen havadan yardım organizasyonu Mısır ve Ürdün gibi ülkeler üzerinden, hava köprüsü oluşturularak mutlaka yeniden hayata geçirilmeli ve kış şartlarını kolaylaştıracak bu ekipmanlar Gazze’ye bu köprü üzerinden taşınıp havadan bırakılmalıdır. Teknik ve saha emniyet koordinasyonu eksiksiz yapılırsa bu hava köprüsü üzerinden yapılan yardımlar kimse zarar görmeden mutlaka yerine ulaşacaktır.

Bunlar yapılamıyorsa ve hiç değilse, işgalcinin ticari mal sıfatında izin verdiği imkanlarda, BM kontrolünde ve arabulucu ülkeler marifetiyle ihtiyaçlar Gazze içinden temin edilip, Gazze’nin kış şartlarını mümkün olan en az etkilenme ile atlatması sağlanmalıdır.

Neticede, işgalcinin cirminin ne olduğu ve hem keyfiyet hem kemiyet olarak hepi topu neye tekabül ettiği tüm dünyanın malumdur. Arkasındaki gücün ABD olduğunu herkes biliyor. Bu işlerin çözümü her ne kadar işgalcinin onayına bağlı olsa da ABD’nin tutum değişikliği ile çözülecek. Bölge ve İslam ülkelerinin ABD’ye karşı İsrail mi, biz mi duruşunu bile gösteremeyecek, bu kadar bile risk alamayacak durumda olduğunu biliyoruz. İslam ülkeleri arasında ittifaklar, paktlar, kamplar kurulsa da kimse kimseye güvenmiyor. Güvenin olmadığı yerde retorik dışında aksiyon da doğal olarak gelişmiyor. Herkes muhatabına zarar vermeyecek çakıl taşlarını birbirine atarak, Gazze’nin çadırlarının içindekilerle birlikte tonluk bombalar altında yok oluşunu izliyor.

Üçüncü senenin bitimi, dördüncü kışın başlangıcında Gazze soykırımı tüm insanlığın boynunda asılı kaldı, indirecek yiğit bulunamıyor.

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş