Toplumsal hayatımızı şekillendiren, ekonomik koşullar, hukuki sorunlar, ya da temel politikalar olabilir. Bunlar, insan davranışlarını, yarınlarımızı, imkanlarımızı etkiler.
Ancak kişisel bozukluklar, ahlaki yozlaşma, değer dünyasından uzaklaşma, diğer faktörlerin etki düzeyini şekillendirir.
Yani kısaca, insanın yaşadıkları üzerinde yapısal dış dinamikler etkili olmakla birlikte, kişisel tercihler, alışkanlıklar, önemli zemin oluşturur.
Toplumun gün geçtikçe tamahkar bir karaktere bürünmesi, farklı kesimlerde, farklı katmanlarında, çevrelerde, tamahkarlık yaygınlaştıkça, sıradanlaştıkça, sahtekarlık da eş zamanlı olarak olağanlaşır. Kandırılma ya da kandırma, tamahkarlıkla kolaylaşır.
"Peynir büyük yol kısa ise var bunda bir hinlik" sözü, bu nedenle önemlidir.
Zahmet etmeden, bedelini ödemeden, hak etmeden, kolayca haksız kazanç elde etme psikolojisi, beraberinde aldatılma, hayalleriyle oynanma, ve kandırılmayı doğurur.
Hayatın farklı noktalarından birkaç küçük örnekle daha somut biçimde tarif etmeye çalışalım.
Deprem riski dolayısıyla, birçok şehrimiz hızlı bir kentsel dönüşüm çalışması içerisine girmek zorunda. Ancak özellikle hak sahiplerinin tamahkar tutumları, küçük hesapçı yaklaşımları, müteahhitlerin, dolandırıcılığı profesyonelleştirmiş olanlarına, fırsat doğuruyor. İki metre kare fazla yer alma hesabı yaparken, dolandırmayı alışkanlık haline getirmiş, inşaat sektörünün simsarlarına gün doğuyor. Yapamayacağı şeyi vaad etmek istemediği için sorumlu davranan firmalar iş almakta zorlanırken, bol keseden vaatte bulunup, sonra ortadan kaybolan aktörler meydanda cirit atıyor.
Aslında, siyasal hayatımızda da yaygınlaşan çürüme, toplum ile siyasetçi ilişkisinde benzer beklentiler üzerinden şekilleniyor.
Ülke sorunlarının zorluğunu bilen, gerçekçi hareket eden, acı reçeteyi ifade eden siyasetçi modeli, tercih edilmeyip, aksine, popülizmi alışkanlık edinen, hayal satmayı yetenek kabul eden siyasetçiler, tercih edilmeye başlandığında, kandırılmak kaçınılmaz hale geliyor.
Tamahkarlıkla sahtekarlığın birbirine beslediği bu kısır döngüden çıkmak, ciddi bir ahlaki yüzleşmeyi zorunlu kılıyor. Herkesin sadece birbirini suçladığı, kimsenin aynaya bakmayı göze almadığı bir ortamda, dönüşümün sağlıklı bir mecraya evrilmesi kolay görünmüyor.
Toplumun kandırılmaktan şikayetlendiği kadar, kandırma yeteneği ile övünenlere karşı dikkatli davranması gerekiyor.
Bugün, spor, sanat, siyaset gibi birçok alanda tanıklık ettiğimiz çürüme manzaraları karşısında, toplumun, buna prim veren yaklaşımlarını masaya yatırmamız gerekiyor.
Şöhretin maliyeti gibi, önümüze çıkan yozlaşma karşısında, ahlaki ölçüleri, hassasiyetleri hatırlamak, tek çıkış yolu olarak görünüyor.
Umran dergisi Eylül 2026 sayısı çıktı
05.09.2026
ABD uçağı pistten çıktı: 5 ölü
07.09.2026
Dindarlaşarak Gavurlaşma|Fuat Durgun
13.08.2026
GÜNDEMDEKİ KONULAR|DAVUT GÜLER
18.08.2026
Kasıt ve Kusur: Süleymancılık AHMET GÜRBÜZ 24.08.2026
Genç, Musa ve Hakîm’in hikayesi OSMAN KAYAER 19.08.2026
YENİ BİR EĞİTİM MODELİ ÖNERİSİ ORHAN GÖKTAŞ 26.08.2026
Ezherli Kuytul AHMET GÜRBÜZ 02.09.2026