metrika yandex
  • $44.73
  • 51.42
  • GA51500

Haberler / Eğitim

Eğitim, “nüfuza” göre değil nüfusa göre planlanmalı

30.12.2020

Memur-Sen ve Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Eğitim-Bir-Sen Stratejik Araştırmalar Merkezi’nin (EBSAM) hazırladığı “Eğitime Bakış 2020: İzleme ve Değerlendirme Raporu”nu Memur-Sen Genel Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısında açıkladı. Eğitimdeki sorunları bir bir ele alan Yalçın, Türkiye’nin eğitimin birçok verisinde OECD ülkelerinin gerisinde kaldığını ortalamayı yakalayamadığını söyledi. Eğitim yatırımlarının bölgeler arası farklılık göstermesini de eleştiren Yalçın, söz konusu farklılıkların kaldırılması çağrısında da bulundu.

OECD ÜLKELERİ ARASINDA OKULLAŞMA ORANININ EN DÜŞÜK OLDUĞU ÜLKELERDEN BİRİYİZ

2019-2020 öğretim yılında yükseköğretim hariç tüm eğitim kademelerinde toplam öğrenci sayısının 18,2 milyona ulaştığını, ortaöğretime 626 bin, mesleki ve teknik ortaöğretime ise 443 bin öğrencinin yeni kayıt yaptırdığını belirten Yalçın, “Türkiye halen 17 yaş grubunda OECD ülkeleri arasında okullaşma oranının en düşük olduğu ülkelerden biridir. 2019 yılında 18-21 yaş grubunda en az lise mezunu olma oranı erkeklerde yüzde 63,9, kadınlarda yüzde 69,5 ve toplamda yüzde 66,7’dir. Türkiye’de yıllar içinde ortaöğretim mezun oranı artmasına rağmen 25-34 yaş arası nüfusun en az lise mezunu olma oranı OECD ülkeleri ortalamasından oldukça düşüktür” ifadelerini kullandı.

ATAMA BEKLEYEN ÖĞRETMEN ADAYI SORUNU DEVAM EDİYOR

Türkiye’de 5 yıllık süreçte 197 bin civarında sözleşmeli öğretmenin kamu okullarına atandığını belirten Yalçın, 2020 yılının verilerine göre yeni atanan her beş sözleşmeli öğretmenden ikisinin Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne atandığını kaydetti. Öğretmenlik kaynağını oluşturan fakültelerin 2019-2020 öğretim yılında yeni kayıt sayısının yaklaşık 55 bin, 2018-2019 öğretim yılı sonunda mezun olanların sayısının ise 53 bin olduğunu ifade eden Yalçın, “2020 KPSS eğitim bilimleri testine 440 bin kişi girmiştir. Öğretmen atama sayıları ve öğretmen adayı sayıları dikkate alındığında ‘atama bekleyen öğretmen adayı’ sorununun önümüzdeki yıllarda da devam edeceği görülmektedir” şeklinde konuştu.

“ÖĞRETMEN MAAŞLARI DA OECD ORTALAMASINA GÖRE OLDUKÇA DÜŞÜK”

“Öğretmen maaşlarına bakıldığında OECD ülkelerinde genel olarak okul öncesinden ortaöğretime doğru kademeler ilerledikçe öğretmen maaşları da artmaktadır. Türkiye’de ise öğretmen maaşları OECD ortalamalarından oldukça düşüktür. Ayrıca, OECD ülkelerinde kıdem arttıkça maaşlarda önemli bir artış görülürken, Türkiye’de kıdem arttıkça maaş çok az farklılaşmaktadır” diyen Yalçın, “OECD ülkelerinin çoğunda okul müdürlerinin derse girmesi beklenmemekle birlikte, OECD ülkelerinde toplam iş zamanına bakıldığında ortaokul müdürleri yıllık ortalama 1.628 saat çalışmaktadır. Türkiye ise 1.860 saat ile Şili’den (1.971 saat) sonra OECD ülkelerinde toplam iş zamanı bakımından ortaokul müdürlerinin yıllık ortalama çalışma süresi en uzun ülke konumundadır” ifadelerini kullandı.

MESLEKİ EĞİTİM BAŞTAN SONA YENİDEN ELE ALINMALI

Memursen Genel Başkanı Ali Yalçın, mesleki eğitimde yaşanan sorunlara da değinerek, “Türkiye’de genel ve meslekî ortaöğretim mezunlarının işsizlik oranlarının artması, istihdam oranlarının azalması, Türkiye’nin genel ve meslekî lise mezunlarının OECD ülkeleri arasında en düşük istihdam, en yüksek işsizlik ve istihdamda olmayan oranına sahip olması dikkate alındığında, meslekî eğitimin niteliğinde bir sorun olduğu görülmektedir. Bu nedenle, meslekî eğitimin niteliğini geliştirici ve istidam imkânlarını artırıcı etkin politikalar geliştirilmelidir. Baştan sona elden geçirilmeli” dedi. Açıklamasının son bölümünde eğitim yatırımlarına ayrılan payın merkezi bütçeye göre giderek azaldığı uyarısını da yapan Ali Yalçın, “Okul öncesi kademesine ayrılan bütçe artırılmalı ve özellikle dezavantajlı bölgelerde okul öncesi kurum açılmasına öncelik verilmelidir. Sınıf mevcudu ve öğretmen başına düşen öğrenci gibi hususlarda bölgeler arası eşitsizlikleri azaltmak için yeni okul ve derslik yapımı ile öğretmen atamalarında dezavantajlı bölgelere daha fazla öncelik verilmelidir. Taşımalı eğitim yerine, öğrencilerin evlerine en yakın yerde eğitimin öncelendiği yaklaşım esas alınmalıdır. Sonuç olarak eğitim yatırımları siyasilerin siyaset içindeki nüfuzuna göre değil ilin nüfusuna göre dengeli ve düzenli dağıtılmalı” eleştirisini yaptı.

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
Sayenizde Kurban