metrika yandex

İKTİDAR

Talip ÖZÇELİK

04.03.2021

İktidar kelimesi (k-d-r)kudret kökünden gelen bir kelimedir. Lûgatte, tayin ve takdir etme, sınırlarını belirleme, ölçüp biçme, bir işi yapabilme gücü, erk vb. anlamlara gelmektedir. Bu anlamlara gelmesine rağmen günümüzde daha çok devlet yönetimini elinde bulundurmak, devlet gücünü kullanma yetkisi anlamı öne çıkmıştır. Hatta sadece politik güç kullanma yetkisi manasına hasretilmiş, sadece bu anlamla kısıtlanmıştır bile denebilir.

 Byung Chul Han'ın “İktidar Nedir” isimli kitabı İnsan Yayınları arasından çıktı. Daha önce Han’ın kitaplarının çoğu İletişim Yayınlarından çıkmıştı. Yazarın hakim paradigmanın şartlandırması olmaksızın olgu ve olaylara eleştirel yaklaşımı, konuları ele alış tarzı bu kitapta da dikkat çekmekte.

Önsöz de iktidar kavramının tanımından ve bu konudaki farklı görüşlerden yola çıkarak "teorik kaosun" hâla sürdüğünü söylemektedir.

"Bazısı için iktidar baskı demektir.".

"Hukuksal, sosyolojik, politik iktidar kavramları birbiriyle uzlaşmaz."

"İktidar bazen özgürlük bazen baskıyla ilişkilidir."

"Bu fenomenin-iktidar- varlığından şüphe edilmezken, kavram tamamen belirsizdir." Cümlesini sarf eder. Ancak kitabın sonunda belirsiz olan bu kavramı artık zihninizde tamamen belirli hale getirir. Birbirinden uzak fikirlerin tamamını içinde barındıran bir iktidar tanımı yapılması gerektiğine işaret eden  Byung Chul Han  iktidar konusunu beş bölümde detaylıca inceler.

Kitabın birinci bölümünde yazar iktidarın mantığını anlatırken psikoloji ve sosyolojide kullanılan ego-süper ego(öz benlik) ve alter -öteki(baskılanmış benlik) kavramlarına başvurur.

"Egonun iktidarı alterin özgürlüğünü kısıtlar.

"Egonun iktidarı alterde kendi iradesine rağmen belirli bir davranışı etkileyen nedendir."

"İktidarın büyüklüğü ve güçlü olmasıyla "daha sessiz ve derinden etki” etmesi arasındaki ilişkiye dikkat çeker. Bu sessiz ve derinden etki iktidara tabi olanın gönüllü olarak tabi olması şeklinde tezahür eder.

"Zaten zorundayım değil, İstiyorum" şeklinde ortaya çıkan bağlılığın, daha yüksek bir güce karşı olduğu anlamına geldiğini ve böylece iktidar sahibinin herhangi bir şiddet uygulamadan ötekinin ruhunda yer edindiğini, ruhunun derinliklerine nüfuz ettiğini anlatır.

Yazar, bu konuyu bütün yanlarıyla Psikopolitika - Neo liberalizm ve Yeni iktidar Teknikleri - isimli kitabında ortaya koymuştu. İktidarın pek çok şekilde teba'nın-ötekinin/ruhunda nasıl yer ettiğini, böylece gönüllü itaatin nasıl sağlandığını ve sadece şiddet uygulanarak iktidarın sağlanamayacağını, iktidarın sürekliliğinin, İktidar-teba, ego-alter arasındaki ilişkinin aktif ve karşılıklı olması gerektiğini burada da vurgular. İktidarın en üst derecede varlığının gönüllü saygı ile oluşacağına dikkat çeker.

"İktidar egonun ötekinde kendisi olmasına olanak verir. Kendisi olmasının devamlılığını yaratır... dolayısıyla ego alterde devam eder"    

İktidarın özgürlüğü dışladığı görüşünün yanlışlığına dikkat çeken yazar, durumun böyle olmadığını şu cümlelerle anlatır.

"Alter egoyu özgürlük içinde takip eder.

"Ötekinin geleceğini engelleyen değil geleceği oluşturan-belirleyen iktidar daha güçlüdür." Sh.11

"İktidara maruz kalan kişinin iktidar sahibinin kararını yani seçtiği eylem tarzını benimsemesi sağlanır." Sh.14

"Emirler üzerinden tesir eden güç ile özgürlüğe ve doğallığa dayalı güç iki karşıt model değildir sadece görüntü-tezahür itibarıyla farklıdır"

"İktidar her zaman mümkün olan 'hayır'ı, bir 'evet'e dönüştürmelidir."

İktidara tabi olmak ve teslimiyette şu soru tam da burda akla geliyor.

Allah'tan ve vereceği cezadan korkarak mı teslim olmak ve kulluk etmek, yoksa onu severek ve gönülden teslim olmak ve kulluk mu? Evet hangisi ?

--

Yukardaki cümleleri okurken ister istemez insanın yaratılışı, Allah’ın kudreti/iktidarı, varlık aleminde mutlak tek varlık olması, mahlukat, mahluklar içinde insanın irade sahibi bir varlık olarak yaratılması, sorumluluk, bu sorumluk alanındaki özgürlüğü, bu özgürlüğün bile sınırlı olması insanın zihnine hücum etmekte.  

Allah’ın kudret sahibi yani mutlak kadir oluşu, insanın da bu güce -otoriteye-gönülden itaat etmek anlamında "kulluk ve ibadet" etmesi ile Allah'ın iktidarı biri diğeriyle doğrudan bağlantılıdır. Allah'ın ilahlığını ve rablığını kabul edip tabi olmak, aynı zamanda onun hakimiyet ve otoritesini yani iktidarını kabul etmek demektir. Bu anlamda “lâ ilahe illallah” demek, Allah'tan başka hiçbir iktidar-güç -otorite yoktur anlamına gelir. Kur'an'ın "kafir ve münafıklara itaat etme" hükmü de bununla bağlantılıdır. Yani onların iktidarlarına boyun eğmemekle ilintilidir...

İnsanın; Allah'ın mutlak iradesini, kudretini, iktidarını unutarak, kendisinde güç vehmetmesi, kendini mutlak özgür sanması da böyle bir iktidar, otorite, hatta ilahlık iddiası olmaz mı?

İkinci bölüm

iktidarın semantiği kısmı ise kelimenin tam anlamıyla kitabın "bercestesi"-berceste bölümü olmuş. Kanaatim odur ki bu bölüm kitabın ilk bölümü olmalıydı. Zira biz olgu ve olayları anlatırken, düşünce ve duygularımızı ifade ederken kelimeleri kullanırız. Kelimeleri kullanırken aslında kelimelerin içinde yüzdüğü anlamları kullanırız; ya da kelimelerin içinde yüzen anlamları...

Yazar iktidarın, tanımlama, anlamlandırma, isimlendirme, kavramsal çerçeveyi belirleme ile ilişkisini mükemmel bir şekilde bu bölümde anlatmakta.  

Dil, anlam, kelimeler bağlam, adlandırma, iletişim kurma, yorumlama, söylemin baskısı, kelimelerin bağlayıcı zinciri, aklın işgali ve benzeri konularla ilişkisi bağlamında iktidarın ne olduğunu gösterir.

"Anlam bir ilişki ve bağlam olgusudur" diyen yazar Nietzsche'nin iktidar, anlam ve iletişim konularında yaptığı yorumlara sıkça atıfta bulunur.

"Anlam güçtür." Sh. 32

"Diller, şeyleri ele geçirme eylemlerinin en eski yankılardır."

"Adlandırma aynı zamanda anlamlandırmadır."

"İktidar anlamlandırır. Sh. 33

"Adlandırma egemenlik hakkıdır."

"Bir şeyin tarihi aynı zamanda bir iktidar tarihidir ve sürekli olarak yeni yorumların devam ettirilen işaretler zinciridir."

Yorumlamanın devamlı olması iktidarın devamı anlamına geleceğine dikkat çekerek yorumlayabilenin hakim olacağını vurgular. 

"Yorumlamanın temelinde bir şeyin hakimi olma niyeti bulunmaktadır".sh.35.

"İktidar poetiktir, sürekli yeni biçimler ve perspektifler üretir." sh.35

"Kılıçla karşılaştırıldığında kalemin iktidarı daha sağlam bir zemine oturur" deyip fikirlerin denetimi yoluyla bedenlerin itaatin anlatır ve şöyle der:

"Vatandaşların zihninde fikir zinciriniz varsa onlara liderlik etmek ve onların efendileri olmakla övünebilirsiniz."

"Ancak aptal bir despot kölelerini zincirlerle sınırlayabilir. Gerçek bir politikacı ise, onları kendi fikir zinciriyle daha da güçlü bir şekilde kendine bağlar; zincirin ucunu aklın değişmez düzenine sıkı sıkıya bağlar. Bu iktidar...dışsal değil içsel etki eder."

"Dolayısıyla tüm eğitimciler ve şairler bu kaleme el atar; sonsuz aklın ahlakçıları ya da misyonerlerine dönüşürler."  

"Fikirlerle dolu her vatandaş onları ailesi içinde yayacaktır." sh.42

"Eğitimle insanlar üzerinde kurulan iktidara dikkat çekerek zaman içinde alışkanlıklarla bu iktidarın nasıl devamlı hale geldiğini anlatır. Buradan bilgi-iktidar İlişkisine geçerek aradaki bağın ne kadar sıkı olduğunu gösterir.

"Bir bilgi uzamı oluşturmayan iktidar ilişkisi ve iktidar ilişkilerinden arındırılmış hiçbir bilgi yoktur."

"Bedeni bir anlamlar ağına dahil ederek ele geçirir.  

 "Aklı işgal ederler."

Bu bölümü okurken "bilgi güçtür" cümlesinin, bu iki kelimelik cümleciğin ağırlığını ve önemini bütün heybetiyle ilklerine kadar hissetmemek mümkün değil. Bu iki kelimelik kısa cümle iktidarın, gücün, hakim olmanın anlamını da ortaya koymaktadır.

Asıl güç; dilin, kelimelerin, anlamların ve düşüncenin gücüdür. İktidar olma yolunun insan, hayat ve kainatı bunlarla yorumlamaktan geçtiğini anlatmakta bizlere... 

Tam da burada Allah'ın eşyayı yaratmasından sonra Adem'e eşyanın isimlerini öğretmesi ve varlığı şeyleri nasıl anlamlandıracağımızı belletmesi aklımıza geliyor. Değil mi ki mutlak iktidar bütün anlamlarıyla Allah'a aittir?

Yaratan aynı zamanda yarattıkları üzerinde mutlak iktidar sahibi olduğu içindir ki; varlık alemi sadece onun kelimeleriyle anlamlandırılır.

Kur'an'da kıssaları anlatılan bütün peygamberlerin söylediği bir cümle dikkat çekicidir.

“De ki; ben Müslümanların ilki olmakla emrolundum."

Yani ilk vahyi, Allah'tan ilk ilahi kelimeleri alan kişi peygamber (as) olduğu için o kelimelere teslim olan ilk kişi de peygamber olmakta. Aldığı kelimelerle eşyaya varlığa hayata bakacak demektir, teslimiyet budur.

İktidarın politikası bölümünde yazar iktidarın halkla ilişkisi, gelenek ve halkın ruhuyla olan bağı, iktidarın halk tarafından meşruiyeti konularını detaylarıyla anlatır.

"Muzaffer mağlup olanda kendini devam ettirir. Dolayısıyla mağlup olan ötekinde kendinde kalır." diyerek sanki İbn-i Haldun'u selamlar.

 İktidarın metafiziği bölümünde yazar güç ve iktidar sahibi olmanın hakikat, ruhun özgürlüğü, düşünce-özgürlük ilişkilerini ve iktidarın Tanrısallık yönüne dikkat çeker.

“Hakikat iktidardır.”

“Hakikat, kavram ve gerçekliği aydınlatıcıdır.”

Kitabın son bölümü iktidarın etiği bölümüdür. Bu bölümde iktidarın niçin şiddete başvurduğu hangi durumlarda şiddete başvurmaya gerek duyduğunu izah eder.

İktidar hazzının nasıl narsisizme yol açtığını anlatır.

“İktidarın istismarı kişinin arzusunun kölesi olmasından kaynaklanır.”sh./102

“Bu durum kişinin özgürlüğünün kaybına, kendisinin kölesi olmasına yol açar.”

“En kral adam kendisinin kralıdır.”sh. 102

“Arzusunun kölesi olmak” bizde nefsini ilah edinmeye denk düşmekte. Bu durum tabii ki beraberinde kişinin tağutlaşması ve ilahlığını ilan etmesi anlamına gelmekte. Tarihte çok az kişi ve çok az iktidar sahibi bundan uzak kalabilmiştir. Bu imtihanı başarıp, iktidarda arzusunun kölesi olmayanları,  merhum İsmail Raci Faruki şöyle anlatır;

"İnsan, yeryüzünün sahibi-ilahı- değil sahibinin kahyasıdır."

"Kendisinden başka ilah olmayan Allah'ın Halife'si olduklarını unutmayanlardır."

Hilafet niçin kaldırılmıştı?                                                                           

3 Mart 2021

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş