metrika yandex

Sana Ne!

Feyzullah AKDAĞ

03.07.2022

 

Geçen günlerde sosyal medyada gündem olan bir videoyla karşılaştım. Video Türkiye’de çekilmiş. İki yetişkin kadın ve erkek sokak ortasında cinsel ilişkiye girerken görüntüleniyor ve yoldan geçen birisi tarafından uyarılıyor. Güpegündüz bu ahlaksız davranışı sergileyenlerden erkek olanı kendisini uyaran adama “sana ne lan! sen ne karışıyorsun” diyerek üzerine yürüyor. Geçtiğimiz ay buna benzer görüntüler İstanbul’un çeşitli yerlerinde görüntülenmişti. Büyük tepkiler toplayan görüntülerde emniyet harekete geçmişti.

Bu konuda hala tepki gösteriliyor olması ümit verici ama bu durum öyle birden ortaya çıkmış değil. Perşembenin gelişinin çarşambadan belli olduğu kadar gidişatın yıllardır bu noktaya ve hatta daha da öteye gideceğini aklıselim sahipleri yıllardır söylüyordu. Önce küçükmüş gibi görünen tavizler verildi. Ardından kavramlarımıza yüklenen manalar laçka hale getirilerek sınırları olabildiğinde genişletildi. Mesela mahremiyet/özel hayat kavramının sosyal medyada reklam edilmesi ile mahremiyetin hala devam ettiği gibi saçma ve kavramın manasına ters bir düşünce milletimizin ve özellikle gençlerimizin masum dimağlarına nakşedildi. Artık karısının en mahrem hallerini ya da yatak odasını paylaşanlara ya da cinsel tercihini paylaşanlara büyük destek geliyordu. Tepki gösterenlere ise “sana ne! Bu onun özel hayatı, hoşuna gitmiyorsa takip etme, bakmadan geç!” diye akıldan nasibini almamış tepkiler geliyordu. Post-modern çağda mahrem/özel demek artık herkesle paylaşılabilen bir nesne haline gelmişti artık.

 Buradaki akıl tutulmasını anlatmaya çalışıyoruz yıllardır ama öyle bir algı yapılmış durumdaki “demokrat, insan hakları savunucusu, fikir özgürlüğü fedaisi“ olmanın yani medeni(!) olmanın tek yolunun böyle davranmak olduğu bize dikte edilmiş durumda. Bu zehirli fikir maalesef toplumun tüm katmanlarında ve özellikle gençlerde ciddi manada yer etmiş durumda. “Sen istediğin her şeyi yapabilir ve gösterebilirsin diğer insanlara ise sesini çıkarmamak düşer. Çünkü bu senin özelin” gibi içinde bin bir zıtlığı ve ahlaksızlığı barındıran bir fikirle büyüyor evlatlarımız.

Günümüzde “özel hayat” kavramı her türlü ahlaksızlığın ve teşhirin; “fikir özgürlüğü” kavramı ise her türlü saçmalığın ve hadsizliğin kılıfı haline gelmiş durumda. Hal böyleyken en yakınınıza bile müdahale şansınız neredeyse imkânsız hale geliyor. Zira ağzınızı açtığınız anda özgürlük düşmanı, yobaz, dar kafalı oluveriyorsunuz.

Peki, buraya nasıl geldik? Aslında yazının başlığını hayatımıza hâkim kıldığımız için geldik bu noktaya. “Sana ne!” ifadesi aslında mahremin gerçekten mahrem olduğu dönemlerde kötü niyetli dedikoduculara karşı kullanılan güzel, hikmetli bir sözdü. Ancak yukarıda ifade ettiğim gibi kavramlarımızın laçka ve sınırsız hale getirildiği bu dönemde “sana ne!” ifadesi de artık her türlü kepazeliğin teşhirinde kullanılan elastik bir kavram haline geldi.

Siz dün sosyal medyada tüm mahremini paylaşanlara karşı tepki gösterenlere “ne var bunda, bu onların özeli, beğenmiyorsan bakmadan geç ve sus” derseniz bugün sokak ortasında en mahrem hal olan cinsel davranışlar sergileyenlere tepki gösteremezsiniz. Zira temelde ikisi de teşhirciliktir. Hatta sosyal medyada gören insan sayısı sokaktaki insan sayısıyla kıyaslanamaz bile. Çünkü sokakta keşfet bölümü yoktur. Bakış açınız böyleyse sokak ortasında ilişkiye giren adamın “sana ne lan!” demesine hak verip “bu onların özeli, beğenmiyorsam görmezden gelerek susup geçmeliyim” demeniz gerekir. Sosyal medyanın yanında sokak nedir ki!? Çözüm mü? Bunu da diğer köşe yazımızda ele alalım.

Yorum Ekle
Yorumlar (1)
Ahmet Çelik | 05.07.2022 20:25
Adam yola dönmüş afedersiniz çiş yapıyordu durdum bari arkanı dön dedim rahatsız oluyorsanız bakmayın dedi.4kisilerdi yoluma devam ettim.