metrika yandex

vurun kahpeye!

Mustafa AKMEŞE

26.03.2021

eski türk filmlerinde
mahallenin hocası, bakkalı, veya esnafından bir karakter vardı, bilirsiniz
illaki müslüman kisvesinde olur,
sakallı, cübbeli, eli tesbihli, dilinde Allah, subhanallah eksik olmayan
çirkin bir görüntüsü olan sevimsiz mi sevimsiz adamlardı...
sonra filmde
mahalledeki 'farklı' olan bir kızın adı çıkmışsa kötüye,
mahallenin gençlerini, toylarını yoldan çıkaracak
evli erkeklerin ahlakını bozacak, yuvayı yıkacak olan kadın diyerek işaret koyarlar
en önde tepki veren ve taş atanlardan biri o yobaz! olurdu  
'vurun kahpeye!` işte...

keşke her şey filmlerde kalsa dost
öyle değil işte!
her türlü düşünce ve inanç dünyasında da
en sert bir şekilde
yaşanan hayatta taşlanacak benzeri olan bulunur ve çokça yaşanır durur.
 
tarihi bir gerçek var ki;
her ideolojinin, dinin, mezhebin, meşrebin içinde
yerleşik olan düşünceye karşı farklı sözü olan kişiler olur ve
kendini
'inancın sahibi' olduğuna  inandıran
mahallenin 'kelek' kesenleri hep vardır ve
bundan çok rahatsızlık duyarlar.
‘zararlı’ ilan edilen fikir önce işaretlenir !
sonra
türk filmlerinde seyrettiğimiz gibi
'mahallenin fahişesi' muamelesi yaparlar...

ezin başını, susturun denilen  
ya geçmişte yaşamış ve kitapları olan bir ilim adamıdır
veya,
arkasında yüz binlik 'cemaadatları!' bulunmayan,
sosyal medya da takipçileri 1000 geçmeyen
kimi kimsesi olmayan,
yazan, düşünen ‘aykırı!’ adamlardır işte.
 
of ki of
hem de ne of...

en keskin ve acımasız kavganın olduğu yer
tabii ki dindarlar cephesindedir
inanmış adamlar her zaman çok tehlikeli hale gelebilir.
çünkü
'bulmuş olanlar' kesin inananlardır, bir adım sonra canavar oluverirler
 
o varsa
ben yokum arkadaş denilen
aynı radyoda, aynı tvde, aynı masada olmak, konuşmak bile kabul edilemez
ve dahi
o taşlanacak görüş sahibini çıkardığı için tv veya radyo bile boykot  yer...
vebalı muamelesi yapılır işte.

halbuki  
dinin dışında  olan ve en keskin din düşmanlarına dahi oldukça hoşgörülü olan bu zihniyet,
kendi içinde var olan ‘müminine’
ana akımın 'ezber' olan inancı dışında bir sözü olmuşsa eğer
susturulması gerekir , ifsat edicidir diye
‘engizisyon mahkemeleri’ kurarlar en hızlı şekilde.
çünkü korunması gereken dindir ya!
Hem de Allah'ın dini.
kendi takipçileri  böylesi düşüncelerden etkilenir sapıtır ya!
nasıl bir inançsa...
aman ha! onları dinlemeyin, okumayın
ehli sünnetiz, ehli şiayız, selefiyiz, hanefiyiz, başka
öyle çok ki nasıl sayayım!
falan işte
diye ilim kürsülerinde!  ders yaparlar
ne ilginç…

halkın  böylesi bir taraftarlığını çok görmüyorum esasında.
geleneksel olanın her zaman
'çoğuz ve haklıyız' duruşu olur  
kalabalık olmak haklı ve doğru olmak için yeterlidir.
 
can sıkıcı olan ne bilir misin dost;
okuyan, ilim sahibi görüntüsü veren akademik ünvanı olan veya hoca, alim

diye anılan ve bir adım önde konuşanlara hayret ediyorum.
son model çekim teknikleriyle yutup kanallarında,
arka fonda
onlarca dini kitapları cilt cilt dizilmişken ve açıp okuduğunda
içlerinde hem de taban tabana zıt fikirler yazılı dururken
o kitapların önünde  
en `dindar' kesilmiş urbaları ve karizmatik görüntüyle
mahallenin
“düşünce fahişesi” haline getirdiklerine taş atmaları yok mu!
vah ki vah…

Allah'ın dini sanki,
anlaşılmış, herkesin nabzına göre şerbet haline getirilmiş
'hap' olmuş da,
bazı zındıklar! çıkıyor farklı şeyler söylüyormuş gibi...

ey dost
dinin kendi 'dna'sı(!) farklı anlamaya müsait
o dileseydi tek şekilde anlaşılır indirirdi.
on binlerce  sayfa tefsir, kelam, fıkıh kitabı da yazılmazdı
kuran'ın arapça olması bile farklı ve zıt anlaşılma sorunu için yeterli sebeptir.
Allah'ın dilemesi bu sanki.
farklı anlaşılsın, aranan olsun
en azından bulanlar var ya!, arayanlara tahammül etse,
saygı duymalarına gerek yok.
“tahammül” o kadar.

ey yolcu

deki:

iman ettiğim/inandığım
ne varsa...
seviyorum,
onlar için kavga veririm;
ama
kamiliyle değiştirmek için de
inan,
can atıyorum…

seni şoke eden farklı bir şey duymuşsan
sadece hayret et ve tşk et.
ufkunu genişlettiği için.

yolun açık olsun…


Not;  yazılarımın, dilediğiniz kısmı dahil, dilediğiniz şekilde dostlarınıza ikram etmeye açıktır.

Yorum Ekle
Yorumlar (3)
mbozac | 30.03.2021 10:44
eyvallah, realitenin farkındayım, ama böyle olduğu, bunun doğru olduğu anlamına gelmez... Kuran nesnel bir anlam çerçevesine sahiptir, zamanla yorumlar o aslın yerine ikame edilmiştir iç ve dış manipülasyonlar neticesinde... ilk anlamdan hareketle bizler vahyin mesajını anlayabiliriz tekraren... gerçi bugün sorun 'anlaşılmama'dan ziyade 'içselleştirememe, ahlak ve samimiyet' sorunudur bence...
Mustafa Akmeşe | 29.03.2021 22:07
mbozac, katkılarınız için öncelikle tşk ederim. okunan bütün metinler farklı anlaşılmaya müsaittir. kitabımız kuran için de bu böyle dir. birçok sebebin yanında sadece arapça olması sebebiyle bile ,Arap dilinin özelliği nedeniyle farklı anlaşılmış ve yorumlanmıştır. Bu benim yorumum değil bilinen ve yaşanan bir gerçektir. farklılıklar sadece fıkıh alınında değil akait alanında olduğunu hatırlatmak isterim.ehlisünnet, şia, selefi anlayış, mutezile vs bu farklı okumanın sonucudur. fıkıh alanında ki ayrılıkta yine metnin farklı okumaya müsait olmasındandır. sahi öyle olmasaydı yüzlerce çeşit ve cilt cilt kuran tefsiri niye yazılmış olsun ki.
mbozac | 29.03.2021 11:12
Allah 'anlaşılsın' için indirdiğini söylüyor... 'dinin kendi dna'sı farklı anlamaya müsait', 'o dileseydi tek şekilde anlaşılır indirirdi' ve '... farklı ve zıt anlaşılma' ifadelerini kastı aşan zaid yorum olarak alıyor ve üzerinde tekrar düşünmenizi salık veriyorum... hiçbir metin aynı zamanda farklı anlamlara gelmez... yorumcunun müdahalesi söz konusudur... işin fıkıh ve muamelat kısmını ayırıyoruz elbette...