tutmak, sımsıkı tutmak! kendini tutanlara selam olsun..
yola düşmek!
yaşanan hayatın fragmanı demiştik!
öyle çok benzerlikler vardır ki sayısız tecrübe kazandırır insana…
bunlardan biri belki de en önemlisi
ne derseniz eğer;
yolda kazaların çok büyük oranı sürücü kaynaklıdır. bilirsiniz.
uykusuz, yorgun, dikkatsiz sürücü arabayı yolda tutamaz.
evet tutamaz. anlıktır her şey ve tüm dikkatimizle tutulması gereken direksiyon
dalgınlığa gelmez. çıkarsınız yoldan. ah!
ne mi derim dost
dindarlık derim.
tamam…
olmadı değil mi?
o zaman şöyle diyelim
dindarlık taşkınlığı olmayan bir yürüyüştür desek abartmış olmayız.
elbette şunu biliyorum
adamın durulmuşu demek
dalgası hiç olmayan demek değildir.
çünkü insandır sonuçta.
ama dalgası etrafına zarar vermez desek sanki daha doğru olur...
çünkü insanın taşkınlığı
en yakınlarından başlayan bir yıkıma sebeptir
eşine, çocuğuna, dostlarına, mahallesine
her türlü yanlış temas
önce kendine
sonra etrafına zarar verecek ahlaki bir zafiyetin sonucudur ve
kişinin kendini tutmaması ile yakından ilgilidir
dindarlık kendini tutmaktır diyorum,
sımsıkı tutmak...
yolda arabasıyla hızla akarken sürücünün dikkati gibi bir şeydir bu anlayana
dilinizi tutmazsanız
bir yerlerde saklı kalanı ortaya saçar
tamiri olmayan yaralar açarsınız
kendimizi tutmaz
öfkemize yenilir incir çekirdeğini doldurmayan bir konuda
mesela
trafikte bana yan baktı diye kontak kapatır ve arabadan inersiniz
ah ne büyük acıların başlangıcı oluverir işte,
davetkar ve taşkın bir çift göz değer yüzünüze!
tutulması gereken şehveti bir anlık zevk adına yok sayarsınız ve kirlenir tüm ruhunuz...
senin için ayrılan rızkına ölmeden ulaşacağın bilinirken,
tutmayınca elimizi oynar ya insan terazisiyle.
o ara kirletir tüm bedeninizi yok yere...
nasıl ne yapmalı ki insan kendini tutmayı bilmeli derseniz eğer
bu mücadele ölünce bitecek olandır.
oldum, buldum falan yok yani…
nice uzun yol kat edenler vardır
ama ilginçtir ömrünün son döneminde yoldan savrulduğunu görürsünüz.
trafik kazaları çok büyük oranda kişinin varacağı yere yaklaşınca olurmuş dost
öyle işte anladınız siz...
örneği ne kadar çok...
benim demeye çalıştığım şey
din ciddi bir iştir ve ciddi adamlar yolda kalmaya adaydır.
hayvani duygularını dizginlemekten bahsediyorum.
bu duruşun adı sorumluluk bilincidir.
erdemli güzel adamların halidir. onu derim.
belki bu konuda vereceğim en iyi örnek oruçtur.
dilimize oruç tutmak olarak girmiş
ne güzel bir tabir 'oruç tutmak.'
arapçada orucun sözlük anlamı
"savm" demektir.
“bir şeyden uzak durmak, bir şeye karşı kendini tutmak” anlamına gelir.
hayır dost derdim orucu anlatmak değil
ben tutmaktan yana takılıyorum.
tutmak. evet tutarsınız hem de öyle sıkı tutarsınız ki
ağzınıza abdest için alınan su bile boğazınıza kaçar diye dikkat edersiniz.
tam bir tutuş halidir. sımsıkı…
orucu kıymetli yapan da burası
kişiye dinin yasaklarıyla ilgili o çok özel hali öğretir.
tutacaksın kendini. o kadar!
onun için der ki aziz Allah
“Allah'ın kopmaz ipine sımsıkı tutunun.”
kendini tutanlara selam olsun...
Yorumlar
9