tarla faresi ve dindarlık (4)
dindarlık kalbin "dingin" olması demiştik ya!
hayır dost hayır!
gecenin yarısında, ayın on beşinde
ateşin başında kahveni yudumlarken deniz kenarında
dalgaların hışırtısın da ,ay’ın raksını seyretmek falan değil benim dediğim.
veya
iki keçi sahiplenip doğa harikası cennet gibi bir yerde
toprağı eşelemek! de nerden çıktı öyle,
huzur bulacaklar mış pöh…!
o tip şeylerin adı keyiftir
sadece sabaha kadar sürer,
güneş doğunca hayatın o acıtan kısmı herkese değecek kadar sahicidir.
‘’gündüzün yorulacağımız işler olacak’’ işte bakıver müzzemmil süresine görürüsünüz .
"zira gündüz vakti, sana uzun bir meşguliyet var.rabbinin adını an.
bütün varlığınla o'na yönel"
ayrıca aradığımız ‘dinginlik’ kocakarı imanı da değil ki arkadaşım.
hayatla olan bütün bağlarını
ihtiyarlık nedeniyle zorunlu koparmak zorunda kalmış bir kadının
imanının dinginliği olsa ne olur, olmasa ne olur.
kaybolmak lazım ,
bırakıp gitmek ne varsa her şeyden kaçmak bir başına diyorsanız eğer ;
hayır hayır!
terkedilmiş bir viranede
unutulmuş bir odanın sergisi olmak ta değil benim anlattığım.
sufilerin taşkınlıkları onlar ,valla..!
"ey muhammed(s) bunlardan başka ne eksik ne de fazla yapmam" diyen
bedeviyi bildiniz değil mi? bedevi sonuçta,
"adalet" üzre inşaa edilecek bir dünyanın savaşçısının
bilge ve kararlılığı yoksa yüreğinde,
söyleyin allah aşkına!
bu kutsal hilafet görevini hangi ‘’dingin kalbi’’ olan inşaa edecek..?
o'zaman şöyle diyelim;
kişinin yarasına çare olacak olan çok aranmışsa eğer
sonra o bulunan şey insan için en kıymetli olandır.
hani avucunda sımsıkı tutarsın ya…!
biz bilmeyiz bunu ne anlama geldiğini.. doğunca kulağına ezan okunan,
kütüğüne islam ibaresi düşen kişi neyin yolcusu olduğunu bilmez ki.
değer kıymet bilmez
bilmeyiz çünkü,mirasyedi olmak böyle birşey işte…
biz müslümanlar olarak
sahip olunan en ‘’değerli’’ şeyi korumak adına
elini biat için uzatan "resule"
kararlılıkla
elini eli üzerine koyan
ve dahi ellerin üzerinde allah'ın eli olan olan bir ahitleşme yaptık mı?
valla ben hatırlamıyorum.!
aman yarabbi ne acayip bir şey.
ahde tanıklık yapan peygamber ve
üçüncüsü allah olan ve
ellerin üzerinde allah'ın eli oldugu bir ortam düşünebiliyor musunuz.?
var mısınız şimdi böylesi bi biata… buyrun!
ama aziz peygamber yok mu dediniz,anlamadım!
ilahi dost!,biz peygamberin bedenine değil,yüreğine inene iman ettik ,
farzet ki ‘’akabe’’desin !
"anamızdan ,babamızdan, evlatlarımızdan ve bütün dünyalık sahip olduklarımızdan
daha kıymetlimsin sen ve getirdiğin şey ey resul" diyenler varya "akabe" de…
kararlılık budur işte.. dingin olmak bu.. sükunete ermiş bir kalp sahibi olmak bu…
ne mi diyorum? .dindarlık kararlılıktır.karar vermektir dost karar vermek…
kararlı olan "dingin"dir onu derim…
titrek, evet titrek bir psikolojisi olan
rüzgar nereden eserse oraya egilen
başağın hali gibi olanın dindarlığı nasıl dingin olur ki..?
tarla faresini yuvasından çıktığında ki halini gördünüz değil mi?
iki ayağı üzerine kalkıp her an bir yerden bir şeyler gelecek korkusu nedeniyle
etrafa bakınıp duran şu komik hayvan diyorum.
kalbi rahatsızlığı olan, inanç sorunu olan,
hangi taşın altında "yüreğini"koyup sonra kaybedip unutanlar varya !
ah ki ah!
ve bu konuda hoyratlık ne kadar çoksa o derece
titrek hayatlar kuran insanların hali
tarla faresi gibidir, ne girdiği delik belli nede çıktığı işte….
o'zaman kişinin dingin olması ne mümkün.
ölmeden önce dünyada çok görmek istediği yerlere gitmek için
evliliği engel gören orta yaşlı evli kadın
ah çeker! ve o ara ;
bakışları arkadaşının kucağındaki bebeğe takılır…
bunu fark eden arkadaşı der ki;
'liz' ;
"çocuk sahibi olmak yüzüne dövme yaptırmak gibi bir şeydir.
kendini tamamen buna teslim etmeyi istemelisin…" (film )
bebek sahibi olmanın sıradan bir şey olmadığını,
bunun için kararlı ve adanmış bir kadını tarif ederken
liz'in arkadaşı
çocuk sahibi olmak yüzüne dövme yaptırmak gibi birşey
diyordu…
her kadın anne değildir, her anne de çocuk sahibi olmanın gereğini yerine getirmez.
sanki her müslümanım diyenin neye sahip olduğunun farkındalığı olmadığı gibi…
herşeyim olsun, hepsi olsun, az olsun çok olsun
illaki olsun diyen bir zihniyetin
bir de yanında "dingin olsun kalbim" demesi gibi bir şey bu dost…
öyle işte..
ne istediğini bilmek varya,
‘’istikamet’’ sahibi olmaktır
dindarlık /dingin lik sanki böyle birşey…
elbette öyle anlar olur ki sarsılır mutmain olmuş bir kalp de ..
hani "hendek" kazarken "allah'ın yardımı nerede"
diyecek kadar sarsılmışlardı ama yine de
tek yardımcı olacak olanın allah olduğunu unutmayacak kadar da
sağlam inanmışlıktan bahsediyorum …
o'zaman
insanın ‘’halife’’ görevini
konuşsa iyi olacak sanki
haftaya
belki…
Not; yazılarımın, dilediğiniz kısmı dahil,
dilediğiniz şekilde dostlarınıza ikram etmeye açıktır.
.
Yorumlar
4