metrika yandex

sessiz ve derin bağlılık!

Mustafa AKMEŞE

12.03.2021

Mustafa Akmeşe Sessiz Bağlılık

hani bilirsiniz, görmüşsünüzdür,
yüzyıllarca kendi emeğiyle açtığı yatağında(!)
aktığını bile farketmediğiniz
etrafına bolluk ve bereket getiren, içine daldığınızda sayısız güzelliği
cömertçe veren,
varlığı umut, seyri bile neşe olan
nehirler olur ya!
dağ, ova, şehir demeden
yatağında derinden sessizce akıp giden nehirlerden bahsediyorum.
ha! işte, onları ben
dindar müslümanın haline benzetirim...

dindarlık, görünür ama
derin bir bağlılık ve sessizliktir aynı zamanda.
dindarlıkları nedeniyle insanlardan uzaklara
dağlara, evlerine, uzlete çekilmezler
çevremizde olurlar, birlikte yanı başımızda. şehrin meşhuru değildirler
işlerinde, güçlerinde, mahallede, sokaklarda
telaşsız ve bir o kadar sükunet sahibi
kimseyle hiç bir konuda yarışmaya gerek duymadan kendi halinde yaşarlar
komşumuzdur, akrabadır, arkadaştır, eştir, evlattır, candır…

ve hayatı çekilir yapan ve ömre güzellikler katanlardır...

siyasi tarihi
"darbeler tarihi" olan bu ülkede
'insan' veya 'dindar’ kalmak için mücadele etmenin bütün zorluğunu yaşarken
olması gereken her yerde her şeye rağmen
dağ gibi duran, direnen, vazgeçmeyen
“gül yetiştiren!’’
diyorum dost, gül yetiştiren!
yaşadıklarının hikayesini kendinin hatırasında saklayan,
çoğunu da unutmuş
gizli kahraman olan, adamlar, kadınlar var ya.
yılların emeğine karşı, kendine, yakınlarına dostlarına ranta çevirmeyen,
hiç bir beklenti içine girmeyen ve diline düşürmeyen,
"bizimkiler iktidar oldu ama"
diye başlayan kendi ve çevresine düşen “hisse” nedeniyle
küskün kızgın cümleler kurmayan,
"biz var ya biz” işte diye başlayan nasıl ‘dava delisi!’ olduğunu
teşhir eden söylemler, fotoğraflar paylaşmayan bir duruştur onun ki

dindarlığı nedeniyle kimi müslümanlar gibi
buldukları her kalabalığa, ortama, kişiye arındırılması ve
hidayet edilmesi gerekir zannıyla yaklaşmaz.
torbalarında biriktirdikleri
ayet ve hadisleri hoyratça çekip keskin dillerine düşürecek
okunmaya hazır edilmiş
küçük kağıt muskaları(!)  yoktur ceplerinde...

‘derin bağlılık.’
her an bir kusur işleyecek ve arkasından helallik dileyecek,
özrü bol olan bir 'titrek' yaşanmışlık da değildir.
benim söylediğim dindarlık
"dinginlik" halidir.

kendini izah etmeyen, muhatabına kendini anlatmak çabasına girmeyen
tanış olduğu kişilere cebinden çıkarıp bir çırpıda uzatıp
vereceği kartvizitleri de olmayanlar...
öyle işte...

sporculuğunu, dağcılığını, kampçılığını,
veya şehrin neresinde ne var, nerede ne yeniliri bilen,
gezi deyince akla gelen, önemli iş adamı diye sayacağım
veya benzeri etkinliklerin tanınmış siması olarak,
anılmak, sivrilmek istemezler.
müslümandır işte
öylece bilinsin, bilenler öylece işaret etsin yeter onlara…

etrafa el sallayan,
'karede' görünmenin hesabını yapmayan, varsa da bir yerlerde
omuz vurup başını öne uzatanlardan değildirler onlar
kalabalıklar içinde kaybolmuştur.
göz önüne gelmeyen, dikkat çekmeyen,
bir vesile ile "kıyısına" denk gelmişseniz eğer fark edeceğiniz kişiliklerdir,

sonra ;
derinliği olan ve daldıkça, emek verdikçe duvarlarını aşıp,
iç dünyasındaki güzelliklerini keşfettiğiniz
dindar adamlar, kadınlar işte
onlardan bahsediyorum...

onlar güzel olan kadınlar ve adamlardır be dost!
derdine  sevincine katık! olan "hal" adamları...
gönle giden yolun bilen adamlar işte...
"yola (!) kol kanat geren adamlar, kadınlar..."

tamam ben biliyorum; ‘mutmain’ olmuş bir nefis "cennetin nefsi"dir.
yaşanan bu hayatta tatmin olan ve sükunete eren bir nefsi
mutlak manada gerçekleştirmek
mümkün değil.
fakat
'din' dünya için gelmiştir ve böylesi bir tatmin halinin
"demosunu’’ veya "fragmanını"
dünya şartlarında dileyen kullar için oluşturmak da dinin gayesidir...

ey yolcu

yolda teşhir etme kendini
yola taşırdığın ne varsa
bilesin ki
nefsinin gürültüsüdür

din "mutluluk" için gelmiş de değildir.
o "kişisel gelişimcilerin"  büyüsüdür.

din,
‘sükunete’ ermenin yollarını
öğretir.
sen hele bi yola düş!  
‘o yol’ terbiye eder seni…

öyle olunca
dindarlık nerede başlar ve artar
onu
konuşsak
sonra
belki...


Not;  yazılarımın, dilediğiniz kısmı dahil, dilediğiniz şekilde dostlarınıza ikram etmeye açıktır.

Yorum Ekle
Yorumlar (1)
OKUR-YAZAR | 19.03.2021 20:42
Bulabilsek o dingin ırmakları, bir çadır kursak kıyısına, ondan yesek, ondan içsek, ondan uyusak, ondan dinlensek, ondan dinlesek.. Rast gelsek öylesine.. dizine dizimizi değdirsek.. Duasına girsek, ismiyle duamıza bereket eklesek.. Ah bu devirde ne çok ihtiyaç var o farkedilmeyen dostlara.. Düşüncelerimize tercüman olan kalemi tutan ellere rahmet...