mutfaklarda ömür çürümesin! onu derim…
ilginç ve bir okadar da iyi arkadaşlardı,
okulun son final günlerinde
çaylarını içmek için fakültenin kantininde otururken
sevda,sandalyesini çekerek ayşenin yanına sokuldu
sesini kısarak
kendince önemli bulduğu
bir konuyu konuşmak istediğini fısıldadı.
sevda, fakültenin en gözde kızlarından biriydi.
yani;
gözde olan
çok güzel olan oluyor ya ondan derim!.
öyle…
toplumda 'beyaz türk' diye bilinen kesimden
seküler, din /diyanetle ilgisi olmayan
varlıklı ailenin küçük kızıydı.
2 yıldır, dindar bir ailenin orta gelirli kızı olan başörtülü ayşe'yle iyi bir arkadaşlık kurmuştu...
ayşe dedi,
durdu,
sonra kararlı bir ses tonuyla;
çok garipseyeceğini bilsem de
seninle paylaşmak istediğim bir konu var.
ayşe'nin meraklı bakışları arasında sözü bağladı;
"evlenmek istiyorum,
yaşımız geldi ve etrafımda, ama okuldan, ama eş dost çevresinden
bir çok genç bana yakınlaşmak istiyor.
ciddiyiz falan işte diye de cümleleri var.
hiç birini istemiyorum. kesinlikle istemiyorum"
çünkü,
o ara sevda yutkundu, söyleyeceği şeyden vazgeçmiş hali vardı ki
birden;
"babam annemi aldatıyor," dedi sustu...
sonra
ağlamaklı söylendi;
"bunu annem dahil biliyoruz. biliyoruz işte.
annemi gördün, 45 yaşına girdi. kilo aldı, eski formu yok,
çalışıyor, iş, ev yorgunluğu stres vs derken
adeta kendi kabına çekildi."
"nasıl yani?" dedi, ayşe büyük bir hayretle!
"babamın iş görüşmeleri için gittiği
seyahatlerdeki aldatmaları bir şekilde annemin kulağına geliyor,
sonra, çaresiz işte, aldırdığı yok gibi
kaçamak diye bakıyor, katlanıyor,"
abim 4 yıldır evli, ayrılmak üzere.
eski kız arkadaşları, yakınlaşmalar falan. aldattığı kesin eşini...
çevremdeki sevgili olanlara bakıyorum,
oğlanların gözü
kızla otururken bile
karşı masadaki bir tık daha alımlı kızda!
bunları çevremde görüp, yaşarken
ben, eşim olacak kişinin bana sadık ve beni aldatmayan biri olsun istiyorum ve
bunda kararlıyım.
onun için çok düşündüm
beni bu halimle kabul edecek
müslüman bir dindar erkek olursa
onunla evlenmeyi hiç düşünmeden kabul ederim…
çünkü dindar erkekler eşlerini aldatmaz ve eşine sadıktır.
okuduğunuz şey, bir genç kızın kendine özel bir hikayesi değil dost.
uydurulmuş da değil.
sadece çevresinde olanı fark etmiş
çok özel bir kız. o kadar.
moderniteyle birlikte, evli eşler dahil
batıda
erkek kadın cinselliği serbest olarak sınırsız yaşanırken, benzeri
müslüman bir topluma da sirayet etmiş hastalığın tarifi sadece.
şu gerçeği bilmekte fayda var.
dindar olmayan bir erkek zihniyetinin
evli olması dahil
zinaya yürümesi her coğrafyada ve zamanda hep yaygın olmuştur ve olacaktır.
hele bir de kadının sokağa taştığı, yetmez çıplaklığı bir hayat felsefesi haline getirdiği zamanlarda,
erkeğin bir başka kadına sadece yönünü dönmesiyle ulaşması mümkün hale gelmişken
erkeği tutmak ne mümkün,
tutulmuyor da zaten .
nitekim erkek kendi çapı(!) neye yetiyorsa
orda ihtiyaç olanı gideriyor.
sokak kenarlarında cep harçlığına el sallayan kadınlar bekliyor sıra sıra...
kar haneleri! bunun için kurulmuş,
kapı önleri ellerinde biletle sırasını bekleyen erkeklerle dolu...
veya
parası olanlar ağalar için
1+1 evler
genç kadınlar kapatmak! için açılan yerler olarak tarif görüyor…
veya
o, uçaklar dolusu iş gezileri ve meslek geliştirme kursları için yapıldığı söylenen seyahatlar var ya!
işte onların arasına sıkıştırılan,
kaçamak denilen sayısız günahlar vardır…
ah ki ah!
valla, kocaman yaşını başını almış dediğimiz hem de, kariyerli, okumuş,
veya iş güç, fabrika sahibi adamlar
erkek erkeğe
şu yer mi iyi, bu yer mi iyi
diye gezerler ve işlenen günaha birlikte şahit olurlar ki
dönünce ülkeye veya şehre dillerini tutsunlar...
böyleyken
şehrin caddelerinde sadece vücudunu teşhir etmek için saçılan kadınların arasında
dindar bir erkeğin nasıl bir travmaya maruz kaldığını,
müslüman kadınlar bile anlamakta güçlük çekiyor,
feminist müslüman zihniyete hiçbir sözüm olmaz...
ahmet hakan çakıcı beyin veciz ifadesiyle ;
"değilse bencillikten başka kutsalı kalmamış,
“ego, kibir ve konforu” “teslis” edinmiş,
“kendi kendime amir, kendi kendime memurum” demeyi maharet zanneden;
patron, müdür veya şefe hizmeti şeref, hayatını kendine adayan,
çocuklarının babası, belaya düştüğü her an yanında olan kocasına hizmeti zillet gören kadına sözümüz yok. Ona ancak bir müjde verebiliriz:
devletimiz her ilçeye "muhteşem huzurevleri yapıyor.”
sözüm, eşini yol arkadaşı bilmiş, bir bütünün parçasıyız diye evliliğe bakan,
razı edilecek allah’a birlikte yönelmeye inanan müslüman kadınlara…
bel çevresi ne kadar genişleme yaparsa yapsın,
yaşı başına almış erkeklerin cinsel yönden ihtiyaçları,
özellikle 40 ve sonraki yaşlardaki kadınların hormonal farklılaşma ve
fiziki yorgunluk ve isteksizliği
erkekte aynı olmaz
erkek ileri yaşlara kadar gözünle bile tahrik olur,
kadının ileri yaşlardaki ruhsal veya biyolojik durumunu mazeret gösterip,
yatak ayıran,
bitmeyen baş ağrılarını bahane eden,
yatakta sırtını dönen davranışı,
müslüman erkek için
şiddete varan uygulamadan başka bir şey değildir.
2. evliliği konuşmanın dahi ayrılık sebebi olduğu,
dindar erkeğin bir başka kapıda ihtiyaç gidermesinin mümkün olmadığı
bilinir dururken
bu konuyu yok gibi davranmak,
mahrem konu haline çevirmek hoyratlığın daniskasıdır.
erkeğin kalbine giden yolun
midesinden geçtiği yalanına inanmak
tam bir gaflettir.
mutfaklarda ömür çürümesin!
onu derim…
peki kadınların yönünden olan kısım ne olacak?
derseniz;
ey yolcu
sözün nereye gideceği anlaşıldı
uzatarak
basacak mayını
çoğaltmanın
anlamı yok..
Not; yazılarımın, dilediğiniz kısmı dahil, dilediğiniz şekilde dostlarınıza ikram etmeye açıktır
Yorumlar
10