kontrolcu manyaklar!

 

güç ve iktidar sahibi olanlarda 
en çok ne gibi rahatsızlıklar gözükür? diye sorsalar 
ilk elden ben tam bir 
“kontrol etme manyakları” derim. 

iktidarı elinde bulunduranlar 
güçleri nispetinde hayatın gidişatına müdahil olduklarını zannederler... 
sanki müdahale edilen hayatın akışındaki kısa dönem başarılı olmaları 
böyle bu işler, 
kontrol etmek, müdahale tek işe yarar yol diye zannederler.
gavurun aklı da böyle çalışır. 
Allah göğe çekilmiş ve arzı terketmiş,
insanların işine karışmaz diye inanırlar.

tarihte sayısız diktatör gelip geçmiştir
kısa bir dönem yaşanan hayatı ve toplumu kontrol etseler de 
onların acı bir şekilde şehrin meydanlarında 
ayaklarından asılmasına engel olamamıştır. bakıverin tam bir ibretliktir sonları. 

bakma öyle dost. iktidar sahipleri sadece firavunlar değildir ki,
benden, senden
bahsediyorum. 
küçücük dünyalarımızda herkes kendi çapında 
iktidar alanlarında kontrol manyağı haline dönüşebilir. 
öyle çok ki. dört duvar arasında fırtınalar estiren 
ah ki ah!

akan hayatın yönünü değiştiremezsiniz. 
yormayın kendinizi. 
toprağa saçtığınız tohumun yerini, bakımını yapmanız, ilacını, gübresini atmanız 
sadece ve sadece 
o cüzi olan irademizin gönlü hoş olsun diyedir. 
aniden üzerine yağacak dolunun hesabı kimsede yoktur işte…
sana selam olsun ey yusuf'un babası yakup peygamber…
valla...

olmadı değil mi?
olmaz elbette 
çünkü konuştuğumuz alanın ezberi çok olan ön kabulleri vardır.

hayatın gidişatına karar verici olanın 
kim olduğuyla ilgili konu bu…

imanla, inançla teslimiyetle ilgilidir...
insanın 50’li yaşlara varıncaya kadar gücü ve kontrol etme arzusu 
hızlı akan yaşamı belirleyici zan etmesi ve kendini çok önemsemesi anlaşılır bir şey.  

benim gibi ömrün son dönemecine girmiş birinin 
hissettiğine gelince;
valla öyle değil. billahi öyle değil!
yani diyorum ki 
kontrol ederek yaşadığınız ama sonuçta kontrol ettiğiniz ne varsa 
o işin öyle olmadığını gördüğünüz,  
bir esas karar vericinin 
suyun başını tuttuğunu anladığımız yaşlardayım. 

attığınız toprağa buğday tanesine siz ne yaparsanız yapın 
tohum bildiğini okuyor.
arpa olarak sürmüyor.
elma tohumundan elma çıkıyor. o kadar 

iyi bir örnek olması nedeniyle söylüyorum
ebeveynlerin iktidar alanlarındaki ya eşleri veya çocuklarını 
kontrol etme hastalığı bence en rahatsız olan kısımdır 
her şeylerine karışma hakkı olduğuna inanırlar. 
kasar dururlar kendi ve yakın çevrelerini. 

aynı anne babadan, aynı evde aynı havayı soluduğu halde 
çok farklı eğilimleri olan çocuklarına 
geleceğin hayalini inşaa etme adına 
benzer kontrol mekanizmaları işleten 
adeta zeballe gibi üzerlerine kendi gölgesini düşüren anlayışın 
yaptığı yapacağı en fazla 
fıtratı tahrip olmuş 
sağı solu zedelenmiş meyveleri olan ağaç misali gibidir...
yıllar sonra 
“benim oğlan kız bildiğin gibi değil 
yanar ciğerim ne yaptım da böyle oldu anlamadım işte!”
cümleleri dökülür dillerden…

yav hiç mi kontrol etmeyeceğiz hayatın bizimle ilgili kısımlarını?
der gibisiniz. 
edelim elbette… edelim  de 
taşkınlık yapmayarak ve kendi cürmünü bilerek edelim. 
hayatı, anı kendinize ve etrafınıza zehir ederek değil. 
kendini ve sevdiklerini “geç bırakan” bir anlayış 
çok zaman hasarı derin oluyor. 
çocukluğumu, gençliğimi yaşamadım, bilemedim 
hayatı, anı ıskaladım cümleleri dökülür dillerimizden 
bilmiyor musunuz?

diğer yandan 
kontrolü kendi elinde olmadığı halde 
kendimizde zan ettiğimiz en önemli alan 
hayatın en çok aktığı kısım olan rızık meselesidir 

insanların en çok telaşı rızıktır  
rızkı ile ilgili kaygısı olunca gelecek kurgusu oluşturur insanoğlu... 
“kurulan” her bir hayal
inanın 
kontrol etme
mekanizmasını çalıştırır ki 
kendinde güç var zanneden ebeveynler kendilerinin ve çocuklarının 
yaşanası çok güzel anları 
gelecek rızık korkusuyla karartır. 
küçücük bedenlerin yıllar sonra gireceği sınava hazır etmek için 
ne dolambaçlı işler çevirdiğini, kurulduğunu… ah!
bildiniz siz işte…

rızık bizim çalışmamıza bakmaz 
valla. 
imtihanımızdır. 
verirse ilahi çok veya az 
kulun davranış hikayesini görmek ve göstermek içindir
kendimizi ve yakın duranları kontrol edip durmayalım
imtihan edici biz değiliz
bir bilgi üzerine rızkı yaratan Allah'tır 

hiç kimseyi ama hiç kimseye 
ne patrona, ne babaya, ne de devlete 
Allah'ın kendine “ortak” kabul etmediği bir alandır rızık işi…

o kadar 

meczup söylenir 

her şeyi kontrol ederek yol alacağını zan edenler 
keşke gökten gelen bir karar verici olduğunu bilseydi 
“dalından düşen bir yaprağın bilgisi olandan” bahsediyorum işte 
hayatın böylesine yorgunluğu olmazdı belki...
dedi ve sustu 

...
soran okuyucu olması nedeniyle; beğendiğiniz yazıların dilediğiniz kısmı dahil dostlarınıza paylaşılmaya açıktır.

Paylaş